banner
SIR

En çok kokulu tülbendini severdim. Beyaz ve kenarları iğne oyalı tülbendine sinmiş gül kokusu az da olsa güvelenmesin diye dolabına serptiği keskin naftalini açığa çıkarırdı. Tülbendin kenarından çıkan beyaz saçlarında siyahtan eser yoktu.  Elinden düşmeyen bir tespihi vardı. Siyah, akik taşları artık eskimiş, soluklaşmıştı. Yaşlı parmaklarında dulluğunu akıllara getirmeyen evlilik nişanı eski alyansını hiç çıkartmazdı. ..
Devamını Oku…

banner
BİR CİNAYET ÖYKÜSÜ

Öyle bir bakıştı ki o. Bu bakışıyla bütün düşüncelerini anlatmıştı sanki. Öfke, hüzün, hayal kırıklığı. En çok da hayal kırıklığıydı yüzündeki ifade. Dudakları hafif sola kıvrılmış belli belirsiz titriyordu. Yeşil gözleri nemli ama çakmak çakmak bakıyorlardı. Ağlamayacaktı. Sağ kaşı sola göre daha kalkıktı. Saçlarını bu sabah taranmamıştı. Dümdüz eline kadar inen kızıl saçları hafif elektriklenmiş ..
Devamını Oku…

banner
KÖKLER

Renklerin içinde unuttum gözlerini Lekelenmiş kalbin aşktan bi haber Bir ışık belirdi gözlerinde Anladım bu bir hayal Rüyalar gördüm iç içe Kim Mecnun, kim Leyla giden neydi söyle Umutsuzluk ummanda bir maviyse eğer Solgun dudaklarında beliren ölüm mü böyle?   Rıhtımı dinliyorum sessiz Birazdan pusu düşecek çimenlere Hep gitmek, gitmek ister yüreğim Yazdan kalma kır ..
Devamını Oku…

banner
ÖTELERE SAVRULUŞ

Akıp giden bir nehri seyrediyormuş gibi huzur doluydu içi. Sağrısına yel değmiş tay kadar hafif bedenini bulutlara yaslamış, mavi gök altında yüzer gibi ilerliyordu. Babasının, haminnesinin, küçük amcasının kendi aralarında konuşarak biraz ilerideki kalabalığa doğru yürüdüğünün ayırdına vardı birden. Kızıla çalan uzun saçlarını arkasında toplamış, kareli gömleğine yakıştırdığı kısa, beyaz pantolonuyla oradan oraya koşan genci ..
Devamını Oku…

banner
AYRILIRKEN

Yoğun bakım odalarda hayata tutunmaya çalışırken sen; seni kaybetmek korkusu dışarıda, yoğun bir sis gibi kaplardı etrafımızı bir bilsen.   Sabahları hastane önünden çöpçüler gelir geçerdi, sıcacık gülüşürlerdi. Biz ise içimizi yakan gözyaşlarıyla ağlardık, acıyan yanlarımızı toplardık.   Şimdi sen, yavaş kalp atışların kadar sessizsin. Bir hayal kadar ulaşılmaz ve güzel. Umutlar, ne kadar acımasızmış ..
Devamını Oku…

banner
KUMRULARIN AHI

Boz yeşil renkli ardıç çamı ormanıyla kuşatılmış ıssızdaki yazlık evlerin yalnızca damları gözüküyordu uzaktan. Titrek ardıç yeşilinin uzanıp gittiği tepelerde sarı kantaronlar açmış, her yanı mor çiçekli kekiklerin buram buram kokusu kaplamıştı. İlerideki Soğuk Koy’un serin laciverti ile çatıların kırmızısı alalamıştı ardıç ormanını, onca renkten ola ola. İki adam çıktı ormanla çevrili yazlık sitenin birbirine ..
Devamını Oku…

banner
SATILIK GÖZYAŞLARI

Annemin, arkadaşlarının Hazna ’dan söz ettiğini çok işitmiştim ya ilk kez, komşularımızdan birinin ölümü dolayısıyla gördüm onu. Ölü, daha ellisine gelinceye dek sayrılık yüzü görmediği halde, sayrılığın içten içe yiyip bitirdiği bir adamdı; ölüm haberini bir komşu vermişti kaygısızca, annem şaşkınlık göstermeden karşılamıştı haberi. Bana gelince, bu beni rahatsız edecek değildi, bu olay canlı izlenimlerle ..
Devamını Oku…

banner
ÇÖP TOPLAYAN TÜM SAMET’LER İÇİN

Sabahın ilk ışıkları güne değmeye başladığında, her günden farklı bir zaman yaşamıyor gibiydik. Her güne benzeyeceğini sandığım bir gün daha başlamıştı sadece… Sadece sanmıştım demek ki… Her günkü emekli rolümü oynamaya hazır olduğum bu sabahın ilk saatlerinde tek farklılık, eşimin doğum günümü kutlayan sesi ve beni yanağımdan öperek uyandıran sevgi dolu bakışları sanmıştım… Yanılmışım. Keşke, ..
Devamını Oku…

banner
GÜLÜMSEMEMİ ÇALAN MELEK

İstanbul sancılı bugün. Kundağındaki bebek gibi ağlayıp yanakları kızarıyor. Bir anda bulutlandı etraf. Hiç yok yere neye benzeyecek bu gidiş merak etmemek doğrusu içten bile değil. Belki fırtına vuracak birazdan. Gökyüzüyle yerin arasına kocaman bir bulut girdi. Geldiği gibi gider elbet. Sonsuza kadar kukumav kuşu gibi başımızda kanat çırpacak değil ya. Bir rüzgar esmeye başlıyor. ..
Devamını Oku…

banner
BENİM EVLERİM

Tevekkeli, keyiften değildi gezdiğimiz. Babam öğretmendi. O il senin, bu ilçe benim gezmediğimiz yer kalmadı. Güneyin sıcaklığını, kuzeyin uzun kış gecelerini, sınır boylarındaki jandarmanın postal sesini, dağların dudak çatlatan soğuğunu, deniz kıyısındaki karabatakların bitmeyen coşkusunu hiç unutamam. Kendince zor ve güzeldi o yıllar. Kimi zaman bilmediğimiz bir dilin içinde kaybolur, şiveden şiveye geçer, yabancı olduğumuz ..
Devamını Oku…