banner
SENDEN BANA KALAN

Dilimde paslı bir yalnızlık tadı Ya da kekremsi tuzu denizlerin Bir ince hıçkırık bir tel boğazımda Kalbimin sızısı bilmem ne kadar derin Bana kalan hiçlik, karanlık,sensizlik Bana kalan sessizlik ve yakıcı gözlerin Orhan Tuncay

banner
ARTIK YILLAR

Bir otomobilin penceresinden geçiyor Son kullanma tarihi geçmiş zamanlar… Palmiyeler yolcu ediyor, Sıra sıra dizilmiş askerler gibi Saygıyla selâmlayarak yaşanmışlıkları!   Gökyüzü cayır cayır yanıyor, Seyhan gölünde martılar kıpırtısız, Doğduğum, doyduğum, yaşadığım Dünyadaki en güzel yer!   Sevda türküleriyle yıkanmış Seyhan’dan Bereket yüklü Yüreğir’e doğru Yeşille mavinin ufkunda Güneş doğuruyor greyfurtlar! Tatları kaderlerimize benzeyen Acı, ..
Devamını Oku…

banner
YARA

Güneş alabildiğine yakıyor ortalığı. Titreşerek yükselen nazlı buharın altında göz alabildiğine geniş plaj uzanıp gidiyor. Deniz derin bir uykuya yatmış. Tembel dalgalar ağır ağır itişiyor ince kumsala doğru. Dalgaların köpükten kaşları sahile vuruyor, şuradan buradan kopup gelen zerrecikler ve öteberilerle süsleniyor. Sonra, başlangıçta aydınlatan, giderek koyulaşan, beyazlığını yitiren ve un gibi ince kumun üzerinde tembel ..
Devamını Oku…

banner
PENCERENİN ÖTE YANINDAKİ SESSİZ ÖYKÜ

Sabahın erkeninde uykulu gözlerini kapamamak için direnen Itır, o pencereyi görmeyi bekliyordu servis sokağa saptığında. Gözlerini yumsa uyuyacakken o pencereye bakmak için başını koltuğa hiç dayamazdı. Hadi uyursa, hadi gizli bir selam gönderdiği o pencere kenarındakileri göremezse diye. Geniş bahçesindeki çimleri hep bakımlı sitenin bloklarından biri önünde boy vermiş sedir ağacının kozalaklarına bakarken fark etmişti ..
Devamını Oku…

banner
BİR KARPUZ SERGİSİ

Birden bire ellerimi öpmeye başladı. Yüzü kıpkırmızı olmuştu. Şimdi yalnız kırmızı küçük kulaklarını, ensesinin çukuruna düşmüş dumanlı kumral saçlarını görüyordum. Bir an içinde değişivermiştim. Bir başka insandım. Bütün muhakemelerim altüst olmuş; fikirlerim değişmişti. Bu anda benden her şey yapılabilirdi. Bu ellerimin öpüldüğü birkaç saniyede benden bir dünya istenebilirdi. Ben bu dünyayı yaratacak kadar kuvvetliydim. O, ..
Devamını Oku…

banner
SIR

En çok kokulu tülbendini severdim. Beyaz ve kenarları iğne oyalı tülbendine sinmiş gül kokusu az da olsa güvelenmesin diye dolabına serptiği keskin naftalini açığa çıkarırdı. Tülbendin kenarından çıkan beyaz saçlarında siyahtan eser yoktu.  Elinden düşmeyen bir tespihi vardı. Siyah, akik taşları artık eskimiş, soluklaşmıştı. Yaşlı parmaklarında dulluğunu akıllara getirmeyen evlilik nişanı eski alyansını hiç çıkartmazdı. ..
Devamını Oku…

banner
BİR CİNAYET ÖYKÜSÜ

Öyle bir bakıştı ki o. Bu bakışıyla bütün düşüncelerini anlatmıştı sanki. Öfke, hüzün, hayal kırıklığı. En çok da hayal kırıklığıydı yüzündeki ifade. Dudakları hafif sola kıvrılmış belli belirsiz titriyordu. Yeşil gözleri nemli ama çakmak çakmak bakıyorlardı. Ağlamayacaktı. Sağ kaşı sola göre daha kalkıktı. Saçlarını bu sabah taranmamıştı. Dümdüz eline kadar inen kızıl saçları hafif elektriklenmiş ..
Devamını Oku…

banner
KÖKLER

Renklerin içinde unuttum gözlerini Lekelenmiş kalbin aşktan bi haber Bir ışık belirdi gözlerinde Anladım bu bir hayal Rüyalar gördüm iç içe Kim Mecnun, kim Leyla giden neydi söyle Umutsuzluk ummanda bir maviyse eğer Solgun dudaklarında beliren ölüm mü böyle?   Rıhtımı dinliyorum sessiz Birazdan pusu düşecek çimenlere Hep gitmek, gitmek ister yüreğim Yazdan kalma kır ..
Devamını Oku…

banner
ÖTELERE SAVRULUŞ

Akıp giden bir nehri seyrediyormuş gibi huzur doluydu içi. Sağrısına yel değmiş tay kadar hafif bedenini bulutlara yaslamış, mavi gök altında yüzer gibi ilerliyordu. Babasının, haminnesinin, küçük amcasının kendi aralarında konuşarak biraz ilerideki kalabalığa doğru yürüdüğünün ayırdına vardı birden. Kızıla çalan uzun saçlarını arkasında toplamış, kareli gömleğine yakıştırdığı kısa, beyaz pantolonuyla oradan oraya koşan genci ..
Devamını Oku…

banner
AYRILIRKEN

Yoğun bakım odalarda hayata tutunmaya çalışırken sen; seni kaybetmek korkusu dışarıda, yoğun bir sis gibi kaplardı etrafımızı bir bilsen.   Sabahları hastane önünden çöpçüler gelir geçerdi, sıcacık gülüşürlerdi. Biz ise içimizi yakan gözyaşlarıyla ağlardık, acıyan yanlarımızı toplardık.   Şimdi sen, yavaş kalp atışların kadar sessizsin. Bir hayal kadar ulaşılmaz ve güzel. Umutlar, ne kadar acımasızmış ..
Devamını Oku…