banner
BÜYÜLÜ DENİZ

Altı aydır denizdeydi. Eski takalar ile Karadeniz’in azgın sularında balıkçılık yapmıştı ama kıtalararası yolculuğa çıkışı ılık bir pazar sabahına rastlamıştı. Çıkış, o çıkış oldu boğazdan.   Şimdi bilmediği bir yarımkürenin üzerinde yüzen demir gövdenin güvertesinden dolunayın aydınlattığı yüzeye bakıyordu. Düz bir ova gibi görünen deniz bütün heybetiyle gemiyi sürüklüyordu. Deniz, ne büyülü kelime… Göğün bütün renklerine ..
Devamını Oku…

banner
BAŞ TACI

Şiir gibi gözleri mısra mısra sürüyor Dostluğunun işvesi içime üfürüyor Yumuyorum heceyi hüzün oldu dudakta His kokan renkleriyle eşsiz soluk veriyor Sabır üflüyorum hep şirazesiz bu sızı Ufuklara dökülse terk etse ikimizi Ezanlara karışsa nağmeleşen şafakta Sen hep bende baş tacı seni sevda hırsızı Ömer Ekinci Micingirt 1 views

banner
AŞEREN GELİNLER

Hacı Aliler’in Nazmiye, gelini Hatice’yi de alarak Tayyibe Aba’ya gitmek için evden çıktı. Taş evin tahta kapısını iyice berkitmişti ki yoldan geçen faytonların tekerlek seslerinin bile örtemediği içli bir türkü geldi kulağına. “Tek tek yersem bitmez sandım, Bir sarma için gelin boşanmaz sandım.” Yan evin kızı Emine, daha birkaç ay önce telli duvaklı, davullu zurnalı gelin ..
Devamını Oku…

banner
SERÇELER

Pencereye vuran rüzgârın uğultusu bir kadının ayak sesleri gibi üzerime doğru geliyor. Kalbimi her an bu derin rüzgâra kaptırabilirim. Peşinden ötelere sürüklenebilirim. Ve dahası gökyüzünde akşamın karanlığında yuvalarını bulamayacak ölümcül kuşlar kol geziniyor. Muhtemelen yuvalarına giderken bu gece hepsi ölecek. Kuşların öleceklerine bu kadar emin olmamın sebebi var. Bu gün kuş sürüsü kâhyalığını yaptığım çiftliğe ..
Devamını Oku…

banner
KAR VE MUTLULUK

Hava olabildiğince soğuktu. Bir kaç günden beri, gündüzleri yağan kar, geceleri havayı ayaza çekmekteydi. Adam uyanıp elini yüzünü yıkayıp dışarıya baktığında, lapa lapa yağan kar onu selamladı. Pencereyi açarak, elini uzatıp uçuşan kar taneciklerini yakalayarak yüzüne sürdü. Çok geçmeden sıcacık odasına rüzgârla uçuşan karlar ve dışarının soğuğuyla üşümeye başlayınca pencereyi kapattı. O sırada eşi mutfaktan ..
Devamını Oku…

banner
AYSEL

Murat, eşi Leyla’yı bekliyordu, otogarda.  Otobüs ha geldi, ha gelecek. Sabırsızlanmaya başlamıştı. Aslına bakarsan, onu sabırsızlandıran, telefonda Aysel’le ilgili sorusuna eşi, “Gelince anlatırım” demiş, gizemli bir hale sokmuştu. Kafasında sonu görünmeyen sorular belirmiş, hiçbirine de yanıt bulamıyordu. Aysel Özpınar eski bir sahne sanatçısı idi. Şimdi Bor’da bir huzurevinde kalıyordu. Murat cezaevine düşüp orada şiir yazmaya ..
Devamını Oku…

banner
PORTAKAL

    Canı portakal istiyordu. Öyle böyle değildi yüreğine düşmüş bu istek. Çatlamış dudaklarını kandırıcısına, dağların eteklerinde biriken masmavi bir denizin ışık görmeyen dibindeki yosunlu sulara karışırcasına portakal istiyordu. Portakalın güneşe benzeyen parlak turunculuğunu hatırladıkça delireceğini düşünüyor, tıpkı gece açığa çıkan yıldızlar gibi gözleri pırıl pırıl yanıyordu.      Kar, suçlu bir çocuk gibi dışarıda sessiz sedasız ..
Devamını Oku…

banner
ZEYNEP KADIN

-Ana yetiş, kapı çalınıyor. -Üstüme iyilik sağlık, bu saatte kim olsa gerek? -Belki Hasan’dan bir haber geldi; içim öyle diyor, yetiş ana! Gelinin bu sözü üzerine, Zeynep Kadın telaşla yerinden fırladı ve ayaklarına nalınlarını bile geçirmeden sokak kapısına koştu. Filvaki, bu vakitsiz gece zairi, Zeynep Kadın’a daima oğlundan haberler getiren köyün ihtiyar jandarması Osman Efendi ..
Devamını Oku…

banner
KOMBİNASYON

Önümdeki bantta uzunca bir sıra var. Marketin kasasında yığılan mallara ait barkotların okunmasını bekliyorum. İnsanların yeme alışkanlıkları mı değişti? Her şey kutuda, ya da kolide… Nerede o eski kesme kaşarlar, öbek öbek lahanalar, huni şeklindeki yağlı kâğıtlara sarılmış salamura zeytinler… Bekleyiş, eli çabuk ikinci bir kasacının devreye girmesiyle nihayete eriyor ve sıra bana geliyor. Öğrenci ..
Devamını Oku…

banner
ESİR ÜNİFORMASI

              Trenin geliş vakti yaklaştığında Zakazik tren istasyonuna koşan ilk sigara satıcısı Cahşa olurdu. Onun harçlığını çıkardığı bir yerdi bu istasyon. Tecrübeli küçük gözleriyle müşteri kapmak için eşsiz bir enerji sarf ederek peron üzerinde bir o yana bir bu yana koşardı. Cahşa’ya mesleği sorulsaydı, belki de mesleğine çirkin bir ..
Devamını Oku…