banner
KUMRULARIN AHI

Boz yeşil renkli ardıç çamı ormanıyla kuşatılmış ıssızdaki yazlık evlerin yalnızca damları gözüküyordu uzaktan. Titrek ardıç yeşilinin uzanıp gittiği tepelerde sarı kantaronlar açmış, her yanı mor çiçekli kekiklerin buram buram kokusu kaplamıştı. İlerideki Soğuk Koy’un serin laciverti ile çatıların kırmızısı alalamıştı ardıç ormanını, onca renkten ola ola. İki adam çıktı ormanla çevrili yazlık sitenin birbirine ..
Devamını Oku…

banner
SATILIK GÖZYAŞLARI

Annemin, arkadaşlarının Hazna ’dan söz ettiğini çok işitmiştim ya ilk kez, komşularımızdan birinin ölümü dolayısıyla gördüm onu. Ölü, daha ellisine gelinceye dek sayrılık yüzü görmediği halde, sayrılığın içten içe yiyip bitirdiği bir adamdı; ölüm haberini bir komşu vermişti kaygısızca, annem şaşkınlık göstermeden karşılamıştı haberi. Bana gelince, bu beni rahatsız edecek değildi, bu olay canlı izlenimlerle ..
Devamını Oku…

banner
ÇÖP TOPLAYAN TÜM SAMET’LER İÇİN

Sabahın ilk ışıkları güne değmeye başladığında, her günden farklı bir zaman yaşamıyor gibiydik. Her güne benzeyeceğini sandığım bir gün daha başlamıştı sadece… Sadece sanmıştım demek ki… Her günkü emekli rolümü oynamaya hazır olduğum bu sabahın ilk saatlerinde tek farklılık, eşimin doğum günümü kutlayan sesi ve beni yanağımdan öperek uyandıran sevgi dolu bakışları sanmıştım… Yanılmışım. Keşke, ..
Devamını Oku…

banner
GÜLÜMSEMEMİ ÇALAN MELEK

İstanbul sancılı bugün. Kundağındaki bebek gibi ağlayıp yanakları kızarıyor. Bir anda bulutlandı etraf. Hiç yok yere neye benzeyecek bu gidiş merak etmemek doğrusu içten bile değil. Belki fırtına vuracak birazdan. Gökyüzüyle yerin arasına kocaman bir bulut girdi. Geldiği gibi gider elbet. Sonsuza kadar kukumav kuşu gibi başımızda kanat çırpacak değil ya. Bir rüzgar esmeye başlıyor. ..
Devamını Oku…

banner
BENİM EVLERİM

Tevekkeli, keyiften değildi gezdiğimiz. Babam öğretmendi. O il senin, bu ilçe benim gezmediğimiz yer kalmadı. Güneyin sıcaklığını, kuzeyin uzun kış gecelerini, sınır boylarındaki jandarmanın postal sesini, dağların dudak çatlatan soğuğunu, deniz kıyısındaki karabatakların bitmeyen coşkusunu hiç unutamam. Kendince zor ve güzeldi o yıllar. Kimi zaman bilmediğimiz bir dilin içinde kaybolur, şiveden şiveye geçer, yabancı olduğumuz ..
Devamını Oku…

banner
ALELÂDE BİR SİNEK

Bir gün oturmuş yazı yazıyordum, uçarak açık duran pencereden içeri girdi ve maceramız da böylece başladı. Saçlarıma kolay taransın diye sürdüğüm ve içinde etil alkol bulunan kolonyanın kokusundan sarhoş olmuş gibi etrafımda dönmeye başladı. Elimle onu savuşturmaya çabaladım; hiç oralı bile olmadı. Sen misin, iyilikten anlamayan diyerek, çok yönlü kullandığım büyük makası elime aldım. Ben ..
Devamını Oku…

banner
AKDENİZ

Irmağın kenarındaki bataklıkta bir avuç toprağa tutunmaya çalışan zümrüt yeşili söğütleri izliyorum. Söğütler, yorgun bir çocuğun uykuya yatması gibi ince yapraklarını rüzgâra bırakmış. Öğle sıcağında salınıp duruyorlar. Kadife kumaşa benziyorlar uzaktan. Parlak ve yumuşak. Kıvrılan ırmağın arkasında beliren uzun kavak ağaçları bu kısa söğütlere gölge yapıyor. Karşıki dağlara doğru uçsuz bucaksız tarlalar uzanıyor. Dağın yamaçlarındaki ..
Devamını Oku…

banner
HİSLİ DORU AT

Tevfik, harmanları kaldırmış, cebi bol para görmüştü yine bu güzün. Eğlenceyi, sazı sözü seven Tevfik’in cebinde öyle uzun boylu kalmazdı para. Herkes Tevfik’in parasını nerelere harcadığını iyi bilirdi. Ulu atalarından beri en az bin baş koyunu olmazsa ona sürü demeyen Aksaray’ın Yeşilova’sından Tevfik’in baharda Hasan Dağı’ndaki yaylada kuzulamış koyunlarından sattıklarından kazandığı, koca bir yılı devirmeye ..
Devamını Oku…

banner
SEN OLUNCA

Seviyorum geçmişimi, seni Sen olunca fikrimde Sakin geliyor kalabalıklar Issız gecelerde seni hayal ettiğim gökyüzü Gündüzleri kır çiçekleri, papatyalar topluyorum sana, Tel tel saçlarına. Sen olunca hayatımda Geceleri gizlenen yıldızlar, gündüzleri gözlerimi kamaştırır O an gözlerin geliyor aklıma Gülüşünü, bakışını sevdiğim Ben, ben oluyorum aslında Sen olunca. Atilla Tunçer

banner
İHTİYAR VE DENİZ

Saatin kaç olduğunu bilmiyordu Erwin Marlon. Pekte umursamıyordu aslında. Uzun zamandır uykusuzluk sorunu yaşıyordu. Böyle gecenin en olur olmaz anında uykusu kaçar, o da ne yapacağını bilemeden saatlerin geçmesini beklerdi. Yatağında hafifçe doğruldu. Bir süre öylece oturduktan sonra öylece oturduktan sonra ayağa kalktı. Ses çıkarmamaya çalışıyordu.   Bunu neden yaptığını bilmiyordu.  Bu küçük kulübede yalnız yaşamayı ..
Devamını Oku…