banner
KAR VE MUTLULUK

Hava olabildiğince soğuktu. Bir kaç günden beri, gündüzleri yağan kar, geceleri havayı ayaza çekmekteydi. Adam uyanıp elini yüzünü yıkayıp dışarıya baktığında, lapa lapa yağan kar onu selamladı. Pencereyi açarak, elini uzatıp uçuşan kar taneciklerini yakalayarak yüzüne sürdü. Çok geçmeden sıcacık odasına rüzgârla uçuşan karlar ve dışarının soğuğuyla üşümeye başlayınca pencereyi kapattı. O sırada eşi mutfaktan ..
Devamını Oku…

banner
AYSEL

Murat, eşi Leyla’yı bekliyordu, otogarda.  Otobüs ha geldi, ha gelecek. Sabırsızlanmaya başlamıştı. Aslına bakarsan, onu sabırsızlandıran, telefonda Aysel’le ilgili sorusuna eşi, “Gelince anlatırım” demiş, gizemli bir hale sokmuştu. Kafasında sonu görünmeyen sorular belirmiş, hiçbirine de yanıt bulamıyordu. Aysel Özpınar eski bir sahne sanatçısı idi. Şimdi Bor’da bir huzurevinde kalıyordu. Murat cezaevine düşüp orada şiir yazmaya ..
Devamını Oku…

banner
PORTAKAL

    Canı portakal istiyordu. Öyle böyle değildi yüreğine düşmüş bu istek. Çatlamış dudaklarını kandırıcısına, dağların eteklerinde biriken masmavi bir denizin ışık görmeyen dibindeki yosunlu sulara karışırcasına portakal istiyordu. Portakalın güneşe benzeyen parlak turunculuğunu hatırladıkça delireceğini düşünüyor, tıpkı gece açığa çıkan yıldızlar gibi gözleri pırıl pırıl yanıyordu.      Kar, suçlu bir çocuk gibi dışarıda sessiz sedasız ..
Devamını Oku…

banner
ZEYNEP KADIN

-Ana yetiş, kapı çalınıyor. -Üstüme iyilik sağlık, bu saatte kim olsa gerek? -Belki Hasan’dan bir haber geldi; içim öyle diyor, yetiş ana! Gelinin bu sözü üzerine, Zeynep Kadın telaşla yerinden fırladı ve ayaklarına nalınlarını bile geçirmeden sokak kapısına koştu. Filvaki, bu vakitsiz gece zairi, Zeynep Kadın’a daima oğlundan haberler getiren köyün ihtiyar jandarması Osman Efendi ..
Devamını Oku…

banner
KOMBİNASYON

Önümdeki bantta uzunca bir sıra var. Marketin kasasında yığılan mallara ait barkotların okunmasını bekliyorum. İnsanların yeme alışkanlıkları mı değişti? Her şey kutuda, ya da kolide… Nerede o eski kesme kaşarlar, öbek öbek lahanalar, huni şeklindeki yağlı kâğıtlara sarılmış salamura zeytinler… Bekleyiş, eli çabuk ikinci bir kasacının devreye girmesiyle nihayete eriyor ve sıra bana geliyor. Öğrenci ..
Devamını Oku…

banner
ESİR ÜNİFORMASI

              Trenin geliş vakti yaklaştığında Zakazik tren istasyonuna koşan ilk sigara satıcısı Cahşa olurdu. Onun harçlığını çıkardığı bir yerdi bu istasyon. Tecrübeli küçük gözleriyle müşteri kapmak için eşsiz bir enerji sarf ederek peron üzerinde bir o yana bir bu yana koşardı. Cahşa’ya mesleği sorulsaydı, belki de mesleğine çirkin bir ..
Devamını Oku…

banner
ÇOBAN KÖPEĞİ

Hey gidi çoban köpeği Tek derdin kır, bayır, sis,duman Akşama dek koyun, keçi kovalaman Ama şehir köpeklerini tanıdıkça Saygı duyarım sana o zaman Atilla Tuncer Görsel Ayşenur Yıldız

banner
DÜŞE YAZI

İlk defa ölüyorum. İnsan ömründe kaç kere ölebilir ki?  Yalnızca bir… Bende de o birin başındayım, hayatın ise sonunda… Uğruna mücadele verdiğim yaşam, kayıp gidiyor avuçlarımdan. Bu kadar mıydı dünya günlerim? Bu kadar kısa mıydı yolun sonu?  İlk defa ölüyorum. Bu çok acı veriyor bana. Hava güzeldi. Haziran gününü en olağan haliyle karşılamıştım. Sabah kahvaltımı ..
Devamını Oku…

banner
Eser Göndermek İsteyenler

Her türlü öykü ve şiirlerinizi göndermek için iletişim bölümünde yer alan elektronik posta adreslerimizi kullanabilirsiniz.

banner
YOLDAN GEÇENLER

Şehrin ortasına kurulan pazarın neşesi olan bir grup çiçek satan kadın, sevgiler gününün her gün olmasını temenni ederek büyük bir iştahla sarılıyorlardı hasırdan örülmüş sepetlerde bulunan renkli ve güzel kokulu çiçeklere. Çingene,  roman,  ya da yerli… Neredeyse hepsi aynı boyda, aynı kiloda, aynı yüzde kadınlardı. Esmer tenleri, göbekli cüsseleri, başlarına bağladıkları iğne oyalı tülbentleri, çiçekli ..
Devamını Oku…