banner
MAYISIN BEŞİ

Aylar, haftalar geçmişti, geçmesine de şu son saatler, dakikalar geldi çattı mı; yelkovanların, akreplerin bacaklarına âdeta taşlar bağlanıyordu. Yıllarca beklemişti ne de olsa; hakkıydı heyecanlanmak da, kaygılanmak da, sevinmek de, çığlık atmak da. Saat tam olarak 10.17ʼyi gösterirken telefon çaldı. Arayan eşiydi. “Hazır mısın hayatım?” diye sordu. Bunu herhalde “öylesine” sormuştu. Ne kadar hazır olunsa ..
Devamını Oku…

banner
DİFENBAHYA’NIN GÖZYAŞLARI

Difenbahya’nın Gözyaşları Yırtılan geceden görünen ayıp Gözlerindeki derin anlamsızlık Düştüğüm anlık boşlukta uçup gitti Beynime konan ilgisiz bir şarkının sözlerinde Ellerini tutmak için biriktirdiğim cesaret Gözlerinde yok oluyor sanki gece Ve gecenin üvey çocuğu ben En insafsız geceden daha fazla korkmuşumdur hep Kara gözlerinden Bir yokoluş ki İçimdeki Varlığımdan daha ben Bir yokoluş ki Varoluşu ..
Devamını Oku…

banner
DİLENCİ

Oğlu ve torunları ile aynı evde yaşamasına rağmen başka dünyaların insanıydılar. Kaldığı oda ile oğlunun odası karşı karşıya olsa da aralarındaki mesafe uzun yıllar kadardı. Sofra kurulur ona kimse gel demezdi. Herkes karnını doyurduktan sonra evin gelini aklına gelirse biraz yemek artığı götürür. Yaşlı kadın bunu büyük bir lütuf olarak görür. Sesini çıkarmaz kendine verileni ..
Devamını Oku…

banner
KARA TAHTA

“Geliyorlar yarım saate! Uzun yoldan geliyorlar, acıkmışlardır. Her şeyi hazır ettin değil mi Elif?” “Hazır ana, ocak harlandı; koyarım şimdi yemeği. Gözümün yaşını da sildim mi, tamamdır. Elden mütevekkil olmaktan başka bir şey de gelmez.” On sekizime yeni basmıştım, elimden her iş gelirdi. İlkokula başladığımda öğretmenim çalışma azmimi gördüğünde “İnşallah evde de böyle değilsindir.” demişti. ..
Devamını Oku…

banner
GİBİ

Bir gecenin vakur gölgesinde Gerçek bir özlem nasıl yaşanır Ve özlem, Hiç mümkün olmayan adamlara nasıl yakışır onu anlatacağım yıldızlara Belki de hiç uyumayacağım saatlerdeyim Soğuk, tıpkı duvarların gibi. Yaralanmış bu gök, Nice özlemler yaslanmış gibi… Birbirini izleyen yıldızlar gökte değil Dehlizimde bir göl gibi taşıyor. O zaman bin yıllık göğün duvarlarına Hafızamdan seni çıkarıp ..
Devamını Oku…

banner
BİR KATİLİN NOTLARINDAN

Gözlerimi açtım. Salondaki kanepede uyuyakalmış olduğumu anladım. Bir müddet uyku mahmurluğu içerisinde, etrafımı boş gözlerle süzdüm. Hafiften üşüdüğümü hissettim. Aklıma çocukken, duyduğum “Yatanın üstüne kar yağar.” deyimi geldi. Düşüncelerim, geçmişime doğru bir yolculuğa çıkacaktı ama buna izin vermedim. Yavaşça kalktım yerimden. Pencereden salona akşamın solgun ışıkları düşmekteydi. Perdeyi araladım. Aşağıda yoğun bir halde akan trafiği ..
Devamını Oku…

banner
ONUN ANNESİ

Bir altını vardı gerdanında Ya kefen parasına kalacak Ya da kefene yetişmeden Ekmek kapacaktı. Yoksulluk, münhasırdır bize anacığım Yaksan da bir cigara, Peş peşe gelse de bu zıkkım Anlamaz seni Misafiri olduğun mutfak. -Şiir, karın doyurmuyormuş -Beş para etmezmiş Şairin sevgisi. Ben kızını sevmişem anam Varsın aşk zenginlerin olsun Ben aç değilim, Açıkta hiç değilim. ..
Devamını Oku…

banner
O KADIN

Bu sabah da her sabah gibiydi. Dışarısı alacakaranlık; güneş yüzünü henüz göstermemiş, evler, ağaçlar, yollar gecenin içinden çıkmaya çalışıyordu. Yapraklarda, görünen her yerde, çiğ su damlacıkları soğuk geceden kalan ıslanmışlık vardı. Sabah yeni güne hazırlanıyordu. Onun için sokaklarda boş bir yaşanmışlık yoktu henüz. Birazdan hep aynı kurguymuş gibi önce yavaştan sonra hızlanarak başlayacaktı yeni bir ..
Devamını Oku…

banner
MUŞTULU HABER

Gökteki çeyrek ay köşesine erkenden çekildi. Kentin göklerine hüzün dolukoyu gölgeler abandı. Havada bir sessizlik, tekinsiz bir durgunluk hâkim şimdi. Doruklar kadar bulutlu ve sisli gönlüme, hüzünlü bulutlar yoldaşlık yapıyor. Dağ başlarında uluyan fırtınanın yeline ram olan yürek sesim, kanadı kırık bir kuş misali çırpınmakta. Duyularım nadasa bırakılmış tarlalar gibi uyanış mahmurluğunda… Kavurucu güneş altında ..
Devamını Oku…

banner
BENİM SUÇUM

Her gün olduğu gibi uyandım ve aynanın karşısına geçtim. Çırılçıplak… Kahvaltıya çağırılmadan önce, yine uzun uzun kendime baktım, her bir noktasını inceledim vücudumun. Bir gün öncesine nazaran farklılıkları bulmaya çalıştım. Tenime dokundum, canım acıdı. Saçlarım upuzundu üniversiteye başladığım yıllarda. Kestirdiğimde ne çok üzülmüştün. Saçlarımı savurduğumda, kokumun yayıldığını ve hatta –seni biraz sıkıştırınca- sırf bu yüzden ..
Devamını Oku…