banner
PEYNİRLİ BÖREK

    Balkona çıktım. Hava kapalı. Yağmur yağacak, belli. Aşağı baktım. Bakkalın çırağı yine ip atlayan kızlara sataşıyor. İki ihtiyar elektrik direğinin dibinde laflamakta. Pazar filelerini zar zor taşıyan şişman kadının hemen önünde iki liseli kız. Bir yudum daha aldım çaydan demli demli. Ayaklarımı balkon demirine atardım yağmur başlamasa. Kapı çalındı. Birkaç tahtakurusu gezindi de ..
Devamını Oku…

banner
TESADÜFÜN BÖYLESİ

    Tavanı oldukça yüksek tutulmuş çatı katının Haliç’i gören tarafı boydan boya camla kaplanmıştı. Su yüzeyinde kıpırdaşan gün ışıklarını hapseden sema tüm haşmetiyle pencereye vuruyor, rengârenk camlardan akseden civelek hareler, iyi havalandırılmış atölyenin duvarlarında oynaşıyordu. Tezgâh pencerenin önüne sabitlenmişti. Üzerinde; desen çizilip renkleri kodlanmış kartonlar, eskiz kâğıtları, makaslar, eldiven, gözlük ve renkli camlar konulmuştu. ..
Devamını Oku…

banner
BİR ÇOBAN OLSAM

8 Ağustos 1986 Tren, yaşlı ve misafirperver istasyondan ayrılıyordu yavaş yavaş. Gidiyordu rotasız raylarda… Başta hafif bir tıkırtı, sonradan gelen güçlü sesler tekerlerden… Gurbete giden yolcular pencereden çıkmış, el sallıyorlardı yakınlarına. Onlarda ya ağlaşıyor ya da ahmak gibi trenle birlikte peronun sonuna kadar ilerleyip durmadan el sallıyorlardı. Bense yalnızdım. Ne cama çıkmaya yüzüm vardı ne ..
Devamını Oku…

banner
HİÇ DURMA ÖĞRETMENİM!

    Elini uzattı “Dur, gitme!” dedi.  “Umut!” dedim.  “Yolumu bekleyen gözler var.” dedim  “Cehalet, sefalet, makus kader …” dedim.    Bir elimde bavulum, bir elimde menekşeler…  Sevdiğim, sevdiklerim yolumu bekler.  Bir fidan nasıl suyu beklerse   Öyle bekler beni kardelenlerim.    Ben bir öğretmenim.  Cehalete savaş açmış bir peygamber yolunda,  Yeni düvele baş kaldırmış başöğretmeni izinde,  Ben, bendleri yıkacak, surlarda gedik açacak bir öğretmenim.  ..
Devamını Oku…

banner
HAYAL BONCUKLARI

  İçimden bir düş geçerdi Geçmeden hayat nehrini Kanatlanmıştı rüzgâr Kaybetmeden atımı Tık. tı kı tık tık … tı kı tık Çok geçi çok, çok geçiyor Geç geçi çok, çok geçiyor Tık. tı kı tık tık … tı kı tık Düşlerden şahlanan at Bulutları tekmeliyor Az kaldı geldi gelecek Özgürlük atımın göğü Dilimin aruz ucunda ..
Devamını Oku…

banner
ERİMEK ZAMANI

  Ruhum beynelmilel kederler içinde Bütün sokaklar ezberimdeydi unuttum Bir gaflet şarkısı çoğalıyor gözlerimde Adını çocukken duymuştum Sıralanır mayası tutmuş tüm kaderler Derviş dilinde yoktan bir şikâyet Meneviş edilirdi gariplerin sözü Çerçicinin saati ölümünü tazeliyor Geç kalan huzur neyse artık Teslimiyet de gecikiyor ömrümüzde Seremoni bu masum puslu gözüyle Yolumuzu gözler Bir güneşe bir de ..
Devamını Oku…

banner
YUFKA OLUR KIZ BABASININ YÜREĞİ

    Bütün gece evin içinde dolanıp durmuştu. Gözleri yağmura gebe bulutlarda çakan alazlı şimşekler gibi pırıltılarla dolup dolup boşalıyordu. Kadim dostlarının merhametine sığındı bir ara, ne biten sigara ne de boşalan kadeh dağıtamıyordu efkârını bu gece… Umutlarını tekrar filizlendirmek istiyordu yüreğinde. İçini kaplayan ılıklık bir müddet sonra yerini keyifsiz saatlere bırakıyordu. Kalbine gömmeye çalıştığı ..
Devamını Oku…

banner
FECR ZİKRİYATI

  -1- Mahcup bir güfte asılı fecre Deniz kayalıklara vuruyor kendini Aşüfte gül soyunuyor dikenlerinden Hatıraları kemiriyor zaman Birazdan kader denen gardiyan Tutup kulaklarımdan beni Peşkeş çekecek hayata -2- Teselliler uyuşturmuyor neşter yaralarını Gülüşmeler sönümleniyor zamanın sinesinde Çığlık çığlığa bir sessizlik İsyan vakti lâkin Beynin gri hücreleri bile yasaklı Kendi yankısında boğuluyor hayat -3- Dudaklarım ..
Devamını Oku…

banner
ADI BATASICA

  Cami avlusunda değil uyandığımda onu yatağımda buldum. Emekledi emeklemesine, bir de yürüyebilse karış karış gezecek her yeri, anlıyorum gözlerinden. Ne emzik, ne kundak… Ben böyle bir şey görmedim! Konuştu. İlk sözü: Pilot olacağım. “Durma ol! Uç! Git!” “Yo; seninle,” diyor. Nazı bana geçiyor. Kimse yüz vermiyor ona. Daha bir yıl dolmadan beş-altı yaş almışçasına ..
Devamını Oku…

banner
BU SON BAHAR

    Bizim buralarda havalar acayiptir. Kışa ve yaza birden girilir. Kasımda hava soğur, nisanda ısınır. Yani düzgün bir güz yaşanmaz. Ne ilkbahar ne sonbahar yoktur. Hasretizdir ikisine de. Ama bir sene öyle değildi: 1992 senesi. Ben yirmili yaşlarımdaydım. Çekingen bir tipim o zamanlar. Marketten alacağım peyniri bile yarım saatte söylüyorum, çünkü pot kırmamak için ..
Devamını Oku…