banner
BEYAZ KÂBUS

  Çıtır çıtır yanan odunların sesi ninni gibi geliyordu kulağına. Paltonun yakalarını kaldırmış, nefesinin sıcaklığıyla ellerini ısıtıyordun. Her tarafın soğuktan donmuş gibiydi. Oturduğun sandalyeden arada bir kalkıyor, odanın içinde dolanıp tekrar masanın başına geçiyordun. Klasörün içinden çıkarttığın dosyaları birer birer okuyup arada bir gülümsüyordun. Yetki ve sorumluluk alanında bulunan Fak-Fuk Fonunun yılsonu faaliyet raporu ve ..
Devamını Oku…

banner
İSTANBUL’A YAĞMUR YAĞARKEN

    İstanbul’a yağmur yağarken Tek yolculu bir gemi ayrılıyor Rıhtımımdan. İçim, çöller kadar kupkuru. İstanbul’a yağmur yağarken Sevgili, sen gelmeden önce, Bakir bir sahilim vardı. Şimdi, her yerde ayak izlerin… İçim, çöller kadar kupkuru. İstanbul’a yağmur yağarken Silebilir mi acaba dalgalar, duygusuz dalgalar, Kumsaldaki resmini? Bir fırtına çıkıyor. Ne resmin kalıyor, ne ismin… İçim, ..
Devamını Oku…

banner
RADYO PROGRAMI

  On dakika önce radyoyu açıp, kahvaltıda eksik olmasına dayanamadığı vişne reçelini almak için evin karşısındaki büyük markete gitmek üzere kapıdan çıkmıştı. Markete girince direk reçellere koşmuş, güzel bir pazar kahvaltısı yaparken sevdiği radyo programını dinlemenin hayaliyle de reçeli raftan almıştı. Koşarak kasaya ödeme yapmaya geldiğinde, tüm açık kasalara rağmen on beş dakikadan önce sıranın ..
Devamını Oku…

banner
SEVMENİN YOKLUK İÇİNDEKİ MANEVİ TOKLUĞU

  Sakınırım incinecek gönülden Sokaklar ve bahçelerde masum papatya Dinleyen odalara sordum seni Durup durup söylediler Kâbe güzeli Kâbe güzeli Gayemdir ki sende hakkı görüşüm Dilim susar gönlüm olmuşsa eğer gönül ehli Seni dergâha götürürüm Ben bilmem ki Gözümde cahil gözlüğü Görünür ise sende bir hal bu hakkın yüzüdür Ah! Teheccüt güzeli Ölümü taşıyabilirsem heybemde ..
Devamını Oku…

banner
ALTINDİŞ SABRİ

  Çamların uğultusuyla kesilen, püren kokularındaki yorgun kanatlardan atladı geceye. Gece çakır yıldız, baş döndürücü ateş böcekleri kayalıklarda bir derin yanılsama. Çığlık çığlığa çakal kımıltıları, kanyona inen incecik kıvrımlı patikada. Ateş böceklerinin kümelendiği uçuruma sürdü atını Altındiş Sabri, mavzerinin namlusu sımsıcak, kalbi atının adımlarından daha önde, yel gibi… Bulacaktı. Alnına sürülen bu lekeyi ancak böyle ..
Devamını Oku…

banner
YARINLAR GÜZEL OLACAK

  Yarın, Doğmamış bir bebek gibi Masum ve kirlenmemiş. Günler, Hep aynı 24 saat, Bir su misali akar durmadan. Senin iradenle; Olacak yarınlar, Umut yüklü bulutlar. Yarınlar güzel olacak. İnanmak istiyorum, inanıyorum, Sana ve yarına. O zaman Bugün, şimdiden başla. Yarını aydınlatmaya. Beyaz atlı bir prens Bekleme, kollarını sıva -Robinson gibi- İşte gerçek yol budur. ..
Devamını Oku…

banner
SON SARI YAPRAK

  Gözüm gibi Koruyordum, kolluyordum seni Son sarı yaprak, Olmadı ama… Var gücünle Kuru bir dala tutunmuştun. Direndin çırpınarak Eylüle, ekime, kasıma… Diğer yapraklar Birer ikişer düştü, Şefkatle kucakladı onları toprak Aldı koynuna… Direnişin simgesi, Ses bayrağımdın, Yolumu aydınlatan ışığım, Umudumdun oysa… Ne olursa olsun dalında kalmalıydın, Son rüzgâra karşı koyabilseydin Ah son sarı yaprak, ..
Devamını Oku…

banner
KÖR KEMANCI

  Öğlen. Kırmızı ayakkabılı kadın ayakları kaldırım boyu hafif adımlarla gidiyor… gidiyor… gidiyor… Yere koyulmuş keman kutusunun önünde duruyor. Keman kutusunun içine bir-iki kuruş atılıyor ve oradaki kuruşlara dokunarak ses salıyor. Kırmızı ayakkabılı ayaklar kaldırım boyu adımlarını atmaya devam ediyor… birini kaldırıyor, diğerini koyuyor… Birini kaldırıyor, diğerini koyuyor… Ve ara sokaklardan birine saparak, gözden kayboluyor. ..
Devamını Oku…

banner
TEL ARABAM 

    İşte bir gün kalmıştı.   Tam bir haftadır yarını iple çekiyorduk kuzenim Servet’le. Yarın horozlarla birlikte kalkıp tel arabalarımızı önümüze katacak, doğruca Dereboyu tarlasına gidecektik.   O akşam tel arabalarımızı gözden geçirdik. Çünkü yarın dereden karpuz köklerine suyu tel arabalarımızla taşıyacaktık. Her defasında arabanın römorkuna üç litrelik şaşalları koyar, yavaş yavaş dedemin yanına giderdik. Dedem de dolu şaşalı alır bize boş şaşal verirdi. Su taşıma işi akşama ..
Devamını Oku…

banner
TERZİ HALİL

  -Halil, dedim, hani sen terziydin? Niye sabahın köründe böyle denizi tokmaklayıp mırmır sürülerini kaçırıyorsun. Senin hiç işin yok mu? Bak Eylül geliyor okullar açılacak. Onlarca liseli sana ceket pantolon siparişi vermiştir. Bir o kadarda tadilat işi çıkar, Eylülün sanrılı yanılsamasında fenerin açıklarında ne işin var Halil. Halil sandalın küreklerine yapışan, paraketenin şamandırasını suya eğilerek ..
Devamını Oku…