banner
SON TREN

  Onu yıpratan yıllardan arta kalan bir avuç hasretten ibaretti. Özlem duygusu kahverengi gözlerinin esir almış, hüzünle uzakları seyrediyordu. Beyaz saçları giydiği kırmızı eşarbının arasından esen rüzgâra yenik düşmüş dalgalanırken; elinde bir yığın dolusu mektup, istasyonun en güzel köşesinde, gelecek olan son treni bekliyordu. Altmış iki yıllık hayatı boyunca, mutluluğa ilk defa bu kadar çok ..
Devamını Oku…

banner
DOST ELİ

    Bulanık düş ile uyanıklık arasında geçen gecenin sabahında gözlerim fal taşı gibi açılıverdi birden. Nedense kuş tüyü şiltelerde uyumuş ve dinlenmişçesine hafif hissediyordum kendimi. Güneşin ilk ışıkları ufku belli belirsiz ağartırken; kıyıda kırbaç gibi şaklayan köpüklü suların sesine yönelen martılar, loşlukta süzülerek tadını çıkarıyordu İstanbul baharının. Denizi döverek geçen geminin tiz düdüğü, sessizliği ..
Devamını Oku…

banner
BİR GARİP ARKADAŞ

  Başım ağrıyor. Bir eksiksiz motor sesi beynimde… Ne zaman bitecek diye beklemekteyim. Karşı kafeteryanın ışıkları dar pencereden sızarak salonu aydınlatıyor. Gözlerimdeki auralara bir yenisi ekleniyor. Ve sesler… Hiç kesilmiyor. Derken bir anahtar sesi… Dış kapı aralanıyor. İlhan olmalı bu gelen.   “Lambayı yakma!” diye bağırıyorum. Panikliyor bir anda. Aslında alışkın karanlıkta beni böyle bulmalara. ..
Devamını Oku…

banner
38 SANİYE

  O yıl ilkokulu bitirmiş ortaokula geçmiştik. Okulumuz iki binadan oluşuyordu. İlkokul binamız beş katlı, ortaokul binamız yüksek girişli tek katlıydı. Artık çok kat çıkıp inmek zorunda kalmıyorduk. Ayrıca ilkokulda tek öğretmenimiz vardı ama ortaokulda her dersin bir öğretmeni vardı. Tabi artık mavi önlük giymeyip beyaz yaka da takmıyorduk. Ortaokul demek gri pantolon, lacivert ceket ..
Devamını Oku…

banner
ÇİLEK

                                          Gecenin karanlığından kurtulmuştu güneş. Yağmur  çiseliyordu. Palandöken’in zirvesindeki kar, beyaz bir sevincin gülümsemesiydi. Sokak arasındaki küçük bahçenin bodur kiraz ağacı çiçek açmıştı. Bitişikteki bahçenin ağacındaki tomurcuklar patlamak üzere sabırsızlanıyordu. Karların altındaki şehrin kurtuluş coşkusuydu nisan ve mayıs ayları. Bense bir gece öncesinde okuduğum Halil Cibran’ın, “Çocuğunu kaybetmiş bir ana gibi karların altında oturan şehre bakmak kalbimi kanatıyor…” dizesinin etkisinde Erzurum’a bakıyordum. ..
Devamını Oku…

banner
ALACAKARANLIK

  Çocuk neşeyle elindeki bilyeyi gökyüzüne doğru tuttu tek gözünü kapatarak… Maksadı içindeki gökkuşağı gibi cıvıl cıvıl renklerin güneşte dans ettiğini görmekti… Sonra birden geri çekti kibirlendiği için utanarak… Bu kocaman bilyeyi büyük bir savaş vererek kazanmıştı çok sevdiği arkadaşlarından… Birdenbire bir uçak belirdi bilyeyi tuttuğu gökyüzünde; Bağırdı çocuklar sevinçle… Belki de misket getirecekti onlara. ..
Devamını Oku…

banner
LALE GÜLÜMSEYİŞİ

  İlk yetiştirdiğim lalenin rengi sarıydı, ömrü az. Tanıştığım ikinci laleydi esasen. Yaklaşık üç ay önce tesadüfen girdiğim çiçekçi dükkânında gördüğüm lale, beyaz renkti ve bir başkasına hediye edilmişti. Patronum, kızı için bir çiçek seçmem için beni yolladığında yol boyunca adama sayıp sövmüştüm. İşim olmayan şeyleri yapmak zorunda kalışım ağrıma gitmişti. Sinirle gireceğim çiçekçide, içimde en uzun gündüzün ..
Devamını Oku…

banner
ZAMAN

  Olduğumuz her şey düşündüklerimiz ve düşünmüş olduklarımızın sonucudur. Buddha.   Sıkıntı hissediyordum. ‘Var olmanın tek kaynağı ve tek türediği yer sıkıntıdır’ derdi birisi, ne zaman rastlamıştım haberim yoktu ama emin olduğum bir şey vardı, o da günün birinde kıyamet kopmak üzereydi. Veya ben buna inanıyordum. İnsanların içini sıkıntı kaplıyordu da İnsanlar neredeyse yaşama ümitlerini ..
Devamını Oku…

banner
YALNIZLIK

  Sabahın erken saatleriydi. Bankta tek başına oturuyordu. Yanına yaklaştım ve oturdum. Fark etmedi oturduğumu, çok dalmıştı. Gözünü bir noktaya iliştirmiş, sanki orada bir şeyler görüyordu. Parkta kimseler yoktu. Müziğin sesi sonuna kadar açılmıştı. Kuş ve böcek sesleri, çağdaş müziğin esaretine girdiklerinden duyulmuyordu. Güneş uykusundan yeni uyandığından, varlığını pek hissettiremiyordu. Uzun bir süre sessizce oturduk. ..
Devamını Oku…

banner
KURT VE İNSAN

    Sisin ortasında art arda patlayan ve nerden geldiği belli olmayan birkaç el silah sesini köpek havlamaları takip etti. Önce derin bir acı, ardından genç vücudu, yorgunluktan karla kaplı zemine düştü. Karın üzerinde kanı akıyordu. Göğüs ve karın bölgesinden vurulmuştu. Avcıydı, av olmuştu.     Sis geceyi saklamıştı. Özgürlüğü, açlığın ihtirasına yenik düşüyordu. Yaşamak için hep insanlardan uzak durmuştu. İnsan hemcinsine ..
Devamını Oku…