banner
VE SAÇLARINDA BARUT

  Savaş tanrısının Tecavüzüne uğradı toprak, Ana rahminde mayın taşımaya zorlandı; Yağmurun tik tak’ları yağdı üstümüze Zamanın tutulan nabzı soluklarımıza ayarlandı.. Sonra turuncu bir akşam Sonra sesleri vardı uzakta ateş gibiydi Sonra sesleri.. nasıl olduysa soğudu.. Dudaklarında, her an kapıyı çalacak Bir ölümün ıslaklığı Ve saçlarında barut kokusu.. Sahi, neydi o sarılmalarımız? Belki biraz tarçın, ..
Devamını Oku…

banner
ALTIN ÇAĞIN KUYUMCUSU

  Minarelerin gölgesi kerhanelere düşerken Tezgâhlarda yüreğini bozduruyor esnaf Madeni ve ıslak. Özümüz karın tokluğu evet ama Ekmeği kim nasıl kazanacak? Kovalıyorum Kovalıyorsun Kovalıyorlar…   Plazma televizyonda şişman gösteriyor Her Afrikalı çocuk… Geri kalanlar saat ve parfüm satıyor… Bu İstanbul bir acayip şehir; İnsanlar kan, kemik ve magazin Geri kalanlar bir tuhaf kokuyor.. Çürüyorum Çürüyorsun ..
Devamını Oku…

banner
MODERN DÜNYANIN İÇİNDEN

    Sokak kedileri yollara dökülmüş, ayakaltında gezinip duruyorlar. Evcilleştirildiklerinden beri avlanmayı çoktan unutmuşlar. Cılızlıktan münezzeh bu yaratıklar, hayvan severlerin gazete parçalarının üzerine yerleştirildikleri kedi mamalarıyla besleniyorlar. Sokakta olmalarına rağmen sağlıklı ve gürbüzler.  Her köşe başında onları görüyorum. Birbirleriyle oynaşıyorlar. Bitmek bilmeyen şehir işkencesine mesai saatinin bitmesi de eklenince her taraf insanla doluyor. Hınca hınç ..
Devamını Oku…

banner
MENEMEN

  Asansörün kapısına “ ASANSÖR BOZUK” yazılı bir bilgisayar çıktısı asılmıştı. Eski apartmanın, eski asansörüne kızgınlıkla baktı Sema. Markete uğrayıp alışveriş yaptığından eli koli doluydu. “ Şimdi bir de üç kat çık.” dedi kendi kendine. Bıkmıştı bu apartmanın sorunlarından. Çaresiz yöneldi merdivenlere, oflaya puflaya çıktı basamakları. Tam merdivenin ortasına geldiğinde, sensörlü  kat ışığı sönmese çıkış ..
Devamını Oku…

banner
MASUMİYETİN BİRİNCİ BASAMAĞI

  Rüzgar mı değdi tenine Usulca bir masalı tamamlayıp Gökkuşağı mı çizdi yüzüne  Merakın sevincin hepsi hayranlık Nedir sende bitmeyen bu şirin çocukluk İnsan azalır ya kendine Hani kalbi kırık dalgın gamlı bir tohum İşte saçların tel tel suskunluğumun üstünde Kokun peşinden gelen mavi bulut Anlatsam seni herkese Doymayacak haklı bu çocuk.. Nedir ölümü teselli ..
Devamını Oku…

banner
ÖTELERE SAVRULUŞ

  Akıp giden bir nehri seyrediyormuş gibi huzur doluydu içi. Sağrısına yel değmiş tay kadar hafif bedenini bulutlara yaslamış, mavi gök altında yüzer gibi ilerliyordu. Babasının, haminnesinin, küçük amcasının kendi aralarında konuşarak biraz ilerideki kalabalığa doğru yürüdüğünün ayırdına vardı birden. Kızıla çalan uzun saçlarını arkasında toplamış, kareli gömleğine yakıştırdığı kısa, beyaz pantolonuyla oradan oraya koşan ..
Devamını Oku…

banner
SELMA YENGE VE EMİN DAYI

  Mezarlığın karşısında, kiremit kırmızısına boyanmış, evde oturuyorlardı. Kapı ve pencereler, türbe yeşiline boyanmıştı. Emin dayı, babaannemin erkek kardeşiydi. Eşekler Çarşısı’ndaki köhne, çukur dükkânda terzilik yapıyordu. Dükkânına girdiğinizde, gelip, geçen insanların sadece ayaklarını görebilirdiniz. Emin dayı melankolik bir adamdı. Hiç güldüğünü görmedim. Konuşmazdı da… Selma yenge, çok gülerdi. Hem de göbeğini oynatarak. Çok şişmandı. Kara ..
Devamını Oku…

banner
KÖR BİRİSİ HAYAL EDEBİLİR Mİ?

  Kör birisi hayal edebilir mi? Daha önce hiç görmediğini insan nasıl düşleyebilir ki, Düşünsene hiç konuşmamış birisi susmanın anlamını bilirken, Duymayanlar konuşanların kelime israfını hissedebilir mi? Ben seni hiç görmedim aslına bakarsan çok iyi hayalciyim. Elini tutup omzunda sabahladığım anılarım, Hatırımı sürekli sorgulayan hatırladıklarım kadarı ile hiç karşılaşmadık bile. Var olmalısın, Belki de aynı ..
Devamını Oku…

banner
KÖMÜR

  “ Maden kazası. Özel bir şirkete ait çok büyük bir maden ocağında trafo patlaması nedeniyle kaza olmuştur. İlk belirlemelere göre… Karanlık ve duman her yeri sardığında kazmasını kömüre son kez salladı Hüseyin. Ne olduğunu bile anlayamadan diğer arkadaşları ile birlikte daracık koridorda koşmaya başladı. Gaz doluyordu ciğerlerine, eğitimde göstermişlerdi biliyordu, yavaş nefes almalıydı. Ama ..
Devamını Oku…

banner
BANA BİR CIRNAK AT

  Bakkal Ali, ne anneni ne de babanı severdi; elinde sopa, ta sokak sonuna kadar kovaladığına tanığımdır, bunu biliyor musun? O sabah, yeni doğan bebesini anımsatan yanık sesini duyduğu an, yüreği cız etti Ali’nin. Çok yakındın ona, burun direğine bastıra bastıra seni aradı. Eğildi dinledi, kalktı kulak verdi. Olmadı, daha bir dikkat kesildi, “Hım!” dedi, ..
Devamını Oku…