0

YÜZYILLIK AYNADA ÇAĞDAŞ BİR İZİN BULANIKLIĞI

 durmadan yürüyorum kuyunun dibinde

bir çıkrık lazım bana, ölüyorum gördüklerimle

asırlardır yalın ayak yürüyen bitkinliği

mercimek tarlasının kanda çırpınan öfkesini

içimden çıkaracak bir çıkrık

 

kelimelerin gittikçe genişleyen anlamı

sığmıyor içime, boğuluyorum kelimeden

âmir, on iki kilometre, yalın ayak…

mercimek, pirinç, teşekkür, şükür… paaat!

kuyuya düşen bombalara aymaz bir bakış atan

omurgası çürümüş dünya

boğuluyor çocukların kanında

insan ne kolay yakıştırıyor çocuğu

yamyamın ağzına

 

ekranda kemikleri sayılan açlığa

tek bakışlık: -ah, yazık!

yamyamın ağzındaki çığlıkların

kıs sesini, kaçırma keyfimizi!

pat! pat! paaat!

birlikte yandığı çocuğu doyuramayan pirinç tanesi

iğreniyor dünyanın tokluğundan

varlığını kaydırakta eğlendiriyor yaratılmışların en…

paaat! eşref yok, sadece mahlukat…

 

kuyuya yetecek çıkrık bulamıyorum

şüphesiz kuyudan taşacak yağmurlarla gök

fil vakası isli ruhlara bir daha yazılacak

çocuklar sevinç çığlıklarıyla koşacak sokaklarda

o gün, hepsinin dilinde o müjde: herzl mat!

 Canan Örs

 

İlgili İçerikler