BİR ŞAİR, YAZAR OLARAK SELAMİ KARABULUT Karabulut’ta ilk saptadığım olgu, onun özgür ve kendine özgü bir yazar olmasıdır. Önce onun şiirlerinden dikkat çekici dizelerden...
YÜZYILLIK AYNADA ÇAĞDAŞ BİR İZİN BULANIKLIĞI
durmadan yürüyorum kuyunun dibinde
bir çıkrık lazım bana, ölüyorum gördüklerimle
asırlardır yalın ayak yürüyen bitkinliği
mercimek tarlasının kanda çırpınan öfkesini
içimden çıkaracak bir çıkrık
kelimelerin gittikçe genişleyen anlamı
sığmıyor içime, boğuluyorum kelimeden
âmir, on iki kilometre, yalın ayak…
mercimek, pirinç, teşekkür, şükür… paaat!
kuyuya düşen bombalara aymaz bir bakış atan
omurgası çürümüş dünya
boğuluyor çocukların kanında
insan ne kolay yakıştırıyor çocuğu
yamyamın ağzına
ekranda kemikleri sayılan açlığa
tek bakışlık: -ah, yazık!
yamyamın ağzındaki çığlıkların
kıs sesini, kaçırma keyfimizi!
pat! pat! paaat!
birlikte yandığı çocuğu doyuramayan pirinç tanesi
iğreniyor dünyanın tokluğundan
varlığını kaydırakta eğlendiriyor yaratılmışların en…
paaat! eşref yok, sadece mahlukat…
kuyuya yetecek çıkrık bulamıyorum
şüphesiz kuyudan taşacak yağmurlarla gök
fil vakası isli ruhlara bir daha yazılacak
çocuklar sevinç çığlıklarıyla koşacak sokaklarda
o gün, hepsinin dilinde o müjde: herzl mat!
Canan Örs
