banner
LOKUMCU SAHAF

Metne Ön Hazırlık Soruları 1-Hangi tür kitaplar okumayı seversiniz? 2-Okumanın hayata katkıları var mıdır? Varsa nelerdir? 3-Sahaf dükkânlarına gittiniz mi? Hayal kurar mısınız? Ben çok hayal kurardım, hele ki çocukken. Dev gemiler, sonsuz ormanlar neler neler… Hayallerimi besleyen bir de hazinem vardı. Kitaplarım! Hayatım boyunca yoldaş, arkadaş ve hazine olmuşlardı benim için. Bir gün bir ..
Read More…

banner
EMEĞİN İSRAFI

Fakültenin yemekhanesine saçı sakalı birbirine karışmış, üstü başı dağınık, orta yaşın üstünde olduğu her halinden belli olan bir adam girdi. Yemekhanedekilerin bakışlarına aldırış etmeden, sırt çantasından çıkardığı saklama kaplarına çöpten alabildiklerini almaya başladı. Herkes çatalı kaşığı bırakmış bir halde şaşkınlık içinde olup biteni izliyordu. Şaşkınlıkları bir adamın çöpten yiyecek almasından ziyade böyle birinin fakülteye nasıl ..
Read More…

banner
NALBANT BEKİR

“Daha ne zamana kadar çekeceksin şu diş ağrısını? Nasıl da zonkluyor aralıksız, ah şu diş hekimi korkun yok mu? Yıllardır hep aynı! Apse yapmış dişine yazılan antibiyotiği kullanırsın, biraz rahatlayınca çektirmekten vazgeçersin, günlerce adeta kabir azabı çekersin, sonra gider çaresizce diş hekimi koltuğuna oturursun. Yenemedin şu korkunu bir türlü, ah be Nalan, diren bakalım daha ..
Read More…

banner
DELİ

Ne gerçek söyleyeyim Bilmem ki Hasretinle kaç yıl eskittiğimi mi Adın geçen bütün satırları Tekrar tekrar okuduğumu mu Güz mevsiminde düşen her yaprakla Toprağı arzuladığımı mı Söyleyeyim sana Bilmem ki Hangi gerçek Döndürür seni bana Aynalara bakamadığımın Sebebi olduğunu mu Ne vakit mehtabı görsem Gözlerimi kapatıp Ellerini saçlarımda Hissetmeye çalıştığımı mı Söyleyeyim sana Hangi gerçek ..
Read More…

banner
BEYAZ KÂBUS

Çıtır çıtır yanan odunların sesi ninni gibi geliyordu kulağına. Paltonun yakalarını kaldırmış, nefesinin sıcaklığıyla ellerini ısıtıyordun. Her tarafın soğuktan donmuş gibiydi. Oturduğun sandalyeden arada bir kalkıyor, odanın içinde dolanıp tekrar masanın başına geçiyordun. Klasörün içinden çıkarttığın dosyaları birer birer okuyup arada bir gülümsüyordun. Yetki ve sorumluluk alanında bulunan Fak-Fuk Fonu’nun yılsonu faaliyet raporu ve alınan ..
Read More…

banner
UYKUSUYLA DÜŞEN

usul usul yayılsın uyku ve ılık ılık kanda bir nehir gezintisindeyiz üşüsün dışarıda tüm maske, yüzler ve bin bir kılık sıcağı seviyor olmalı gölgeler ve ışığa öyle muhtaç öyle alışık… kriz geçiriyor ve kimsesiz kirlenen bir denize elân boğulan ve… yetişmeliyiz… yalnızlığı kendi seçmiş bir tek başına’dan mı dünya korkup kaçıyor yaşasın küçük köy, tribün ..
Read More…

banner
ZAMAN BİZDEN GÜN DEVŞİRİR

Yaşadığım şehirde hazan rüzgârları esmekte şimdi. Yavaş yavaş esen rüzgârın hükmü o kadar geçersiz ki her şey yerli yerinde. Evler, sokaklar, kapıların önlerine park edilmiş araçlar kımıltısız duruyorlar. Yalnızca kurumuş yapraklar, sokaktaki aciz kâğıt parçaları ve gökyüzündeki bulutlar rüzgârın incecik nefesiyle savruluyorlar oradan oraya. Akıp giden günlerimiz misali. Rüzgâr tabiatlıdır zaman. Esip gider günlerimizi bizden ..
Read More…

banner
SU İÇEN KARINCALAR

Koğuşun kapısının açık kalan aralığından muzır çocuk edasıyla içeriye giren soğuk, havayı değiştirmeye başlamıştı. Her sabah yinelenen bir sahneydi bu. Kimi galiz küfürler savurarak battaniyesini başını da içine alacak şekilde çekerek tekmil bedenini örterdi; kimi ise soğuk havayla dolan koğuşun kötü kokusunun dağılmasına sevinircesine gerinir, kalkmaya yeltenirdi. Tufan da bir güzel gerindikten sonra: “Kerem, hadi ..
Read More…

banner
KİRPİĞİME ÇİÇEK OL HER DAMLADA

esen yelle gelir diyar gurbetten dostun her kelamı muştudur bana tarif edilemez duygu selidir coşar gelir bahar yağmurlarıyla dilekler dilenir Mevla aşkına kadir kıymet bilmez aşk inadına çok zaman yaralar koyar ardına göz ucunda sineklenir yar diye zaman masumdur bebek yüzünde ya resimlere güler ya kaderine umarsız sevdaların inadına geceye renk verip avunur gizlice uçar ..
Read More…

banner
KENDİMDEN KENDİME

Şimdi bir yabancıyım ben kendime, Bilmezken kaybettim ben, beni Kayboldum bu şehrin kalabalığında Işıklar yok artık önümde Koca bir karanlık düştü ömrümün bahar bahçesine Gölgeler var sadece, siluetler… Adımlarım ağır, yolum kısa Nefesim son demlerinde Son kez bakıyorum ardıma Gördüğüm koca bir rüya… Sevinç, hüzün, umut, umutsuzluk, nefret, sevgi… Son selamım; yere, göğe, kuşlara… Montum ..
Read More…