banner
PAZARCI CEMAL’İN YERİ

Askerden döndükten sonra birkaç yıl pazarcılık yaptı Cemal. Soğuk ve yağmurlu günleri saymazsa işinden de memnundu. Ama istediği kızın ailesi pek hoşnut olmayınca farklı bir meslek arayışına girdi. Kul sıkışınca yetişirmiş Hızır. Kasaba meydanındaki Manav İsmail dükkânı devredecek diye bir haber çalındı kulağına. Üç kızını da evlendirdi İsmail. Dükkânı kiraya verip köye dönecek dediler. Adamın ..
Read More…

banner
ÖLEN ZAMANI OYALAYAN DÜŞÜNCELER

Tophane güçlü çınarında Meczup zikri koşuyor Ellerini tutan değil Ellerinden tiksinen bir zaman Nereye dönse içinde çoğalan bulut Dişlerine küf giydiren narsist şaklaban Nereye gitse bitmeyecek içinde bulunduğu an Ezberinde öldürdüğü zaman yenilenecek olsa Çocuk sesinde Tazelenen secdeleri birikir Eminönü Peron alanından koşan bavullar Çocukluğumu söyletir. İşte anlam nereye gidebilir? Elleri iki yana düşmüş bir ..
Read More…

banner
HÜSEYİN USTA

Güneş yavaş yavaş yüzünü gösteriyordu. Sabahın en güzel saatleri, günün en temiz havası ve ıpıssız bir zaman dilimi; tadına doyum olmayan bu güzellik insanın ta içine işliyor. Sabah vaktinin her dakikası insanın gönlünü ısıtıyor. İşçiler, güne merhaba diyerek kalkmak için biraz zorlansa da iş telaşesi, geçim derdi, hayat meşgalesi ve yaşam kavgası onları motive etmeye ..
Read More…

banner
ANADOLU’YA DOĞRU

Ankara’ya yürüyorum Anadolu’nun bağrına doğru Anasın sen Çileyle yoğrulmuş Milletin anası Memleketin anası Senin gözlerin mavi desem Mavi değil Yeşil desem Yeşil değil Turkuaz gözlü anam Güneş yaşlı parıltılarını dökerdi Gümüş yüzlü ak denizi öperdi Balıkçılar gülerek bağrış çığrış şarkı söylerdi Kadınlar çocuklar Ve palmiyeler bile saygıdan eğilirdi La Higuera özgürlük savaşçıları Haydi hoşça kalın ..
Read More…

banner
BEY KONAĞI

… kasabasında bir konağın yanan ışığı hariç her hanenin içi karanlık, ocağı sönük, duvarı yıkıktı. İhtişamlı konağın içinde bir bey yaşardı, adı ise Yaşar’dı. Yaşar Bey’in sofrası hariç her sofra taamsız, Bey’den ziyade herkesin karnı aç, herkes derd-i maişet ile yoğrulurdu. Bey, bir gün konağa araba çağırdı. Beş adam sürünerek, yularını dişlerinin arasında tutar vaziyette ..
Read More…

banner
İŞTE BU KENDİ KARANLIĞIMIZ

yarım kalmış mutluluktu gözlerinde geçmişi aramak yarım kalmış hüzündü bulutlardan sağılan damlalar yığınak olmuşlardı gözyaşımıza kirpiklerimizde mayalanan özlemdi omuzlarımıza yaslanan gölgelerin bizden alıp götürdükleri özenip de aldandığımız dilini anlayınca farkına vardığımız çürütülmüş aşkların öyküsüydü tarih sükûnetini bizimle bozarken havarisiz aşkın ayetleriydik inançla dili koparılmış günahtı eskidendi çok eskidenmiş kalpleri aşkın yaratılışına âmin demiş âşıklar işte ..
Read More…

banner
İKİ TEKERLEKLE DÜNYA TURU

Bardakta içilmeyi bekleyen çay Bir kedi sevilmek isteyen Bir kitap okunması gereken Geç kalınmışlarla dolu hayat Yetişememekle, koşturmayla Kırık dökük bir yalnızlık Bir kapı sesi, bir insan sesi Bir televizyon sesi, bir bağırış sesi Kimdi, neydi, nereden geliyordu Bilinmiyordu Öylece göğe bakıyordu Ağaçlara, kuşlara Ve kendini dinliyordu Kendini, kalbini, aklını Bir seyahat canı çekiyordu Bir ..
Read More…

banner
ÇOBAN LAZIM

Çoban olduğuma bakmayın. Biraz hatır gönül desteğiyle olsa da dışarıdan liseyi bitirmiş bir adamım ben. Her ay mutlaka bir kitap okurum. Birkaç gün gecikmeli gelse de tarafsız sayılan bir gazeteyi, bulmacalarını çözene kadar elden bırakmam. Geçen güzden bu yana da kaleme sarılmaktayım. Yazdıkça ve yazarken araştırdıkça edindiğim bilgiler yaşım geçkin olsa da iyi yerleşiyor kafama. ..
Read More…

banner
SÖYLE BANA ÇİÇEĞİM

Kaç hikâye başlar, kaç hikâye biter? Söyle bana çiçeğim. Hikâyeye yeni başlayanlar sonunu henüz göremezken, Hikâyeyi bitirenler yeni başlamıştım der gibiler. Başlamak ya da bitirmek mi önemli, Yoksa bu ikisi arasındaki yaşamda yürümek mi?.. Söyle bana çiçeğim. Eskileri özler durur şu masamdaki çerçeve. Hep eskiyeni koyarım içine, Eski bir gülüş, eski bir bakış, eski bir ..
Read More…

banner
YİRMİNCİ MERMİ

“Burada olmayı hiç ama hiç istemedim.” G-3 silahının şarjöründeki mermiler esas duruşta olmalarına rağmen duydukları bu söz karşısında ağızları açık bir halde sesin sahibine doğru döndüler. Ses, sıranın sonundan geliyordu. Üstünün başının cilasından yeni yetme biri olduğu hemen anlaşılıyordu. “Ne? Ne dedin sen?” Yan yana dizilmiş tüm mermiler kendi aralarında konuşmaya başladılar. Hangi cüretle konuşuyordu. ..
Read More…