banner
SEN BEN BARTALMAY

Kubbesinden kar dökülen bu şehir Bana mutluluk vermezdi Bilirsin sende İki insan bir araya gelmekle İki insan etmezdi Toprağa su dediğim zaman Güneşe ne demeliydim Sözlüğümün içinde aradığım söz yoktu Oysa bana şimdi dil bilmek kadar Dilin bilmediğini bilmek yarardı Sokak başlarında dokuma tezgahları Ve çıkmaz sokakları olan bu memleketin Çekme helva dükkânlarında Aradığım bir ..
Read More…

banner
GÖÇMEN KUŞLAR

Çeşitli nedenlerle doğup yaşadıkları, kök saldıkları toprakları terk edip büyük şehirlere göç edenlerin ilk durağı varoşlardaki hemşeri mahallesinin yoksul gecekonduları olur. Çoluk çocuk çalıştıkları hâlde karınlarını zorla doyuran fakir sofralarına beş altı tabak daha eklenir. Üst üste yapılmış yataklar, nefeslerin sıcaklığıyla ısınmış odalar ve yarı aç kalkılan sofralar… Büyük şehirlerde, bilhassa ”İstanbul’un taşı toprağı altın” ..
Read More…

banner
ZOR OLAN

Zoruma gidiyor havanın kurşuni rengi Zoruma gidiyor denize düşen damlanın Can çekişmesi kimse bilmiyor bu yüzden Ben artıyorum bugünden yarına Zoruma gidiyor gecesinde günün aç yatanlar Zoruma gidiyor gülün kımızı renginden Başka tüm renkler Bir gün gideceğim sürgüne Belki döneceğim ardından vatanıma Bulabilir miyim seni aynı kaldırımda Zoruma gidiyor Yazdıklarım yazamadıklarım söylediklerim Söyleyemediklerim artık adım ..
Read More…

banner
BOZUK PARA

Aceleyle ayakkabılarımı giydim. Yine işe geç kalacaktım. Asansörün düğmesine bastım, ama o ne? ‘Hizmet dışı’ yazısı gözüme alay eder gibi çarpıyordu. ‘Hadi bakalım, altı kat birden in şimdi.’ Söylene söylene aşağı indim. Böyle günlerde aksilikler birbirini kovalar. Dünya sizin tersinize dönüyor gibidir. Başka bir aksilik olmasın diye cebimdeki bozuklukları çıkarıp minibüs parasını ayarladım. Cebimde bir ..
Read More…

banner
KAYBOLURUM

Kaybolurum Ansızın çıkma karşıma, kalırım öyle Küçük bir boşluğa kapılırım kaybolurum gözlerinde Bağırmak isterim haykırmak isterim Yaklaşma kaybolurum sessizliğimde Ansızın çıkma karşıma Tüm geçmiş kül olur, her anın mezar olur yüreğimde Sevgiden nefret, dostluktan düşmanlık olur Sakın çıkma karşıma kaybolurum Sensizliğe göç eder ruhum Gökyüzünde boğulurum Tüm mavilerim solar gider gözlerimden Sakın çıkma karşıma kaybolurum ..
Read More…

banner
İSTEME!

Ölüm gibi Üstüme çöküyor akşam! Bende hiç bitmeyen zaman Sende ne çabuk bitiyor… Sinemi hüzün sardı Ne mutluluk kaldı ne ümit Ben metruk bir istasyonum Sen y/etkin… İsteme benden, isteme! Gün görmemiş sevdamı! Ben Arafat’a vurgunum Sen Olimpos’a vurgunsun!.. Hayat hiç adil değil Kimini güldürür kimini ağlatır! Ben ikna odalarında solmuş gülüm Sen gülistanda ötmüş ..
Read More…

banner
KUŞLARIN GETİRDİĞİ SEVDA

bak bugün paslanmaz duvarlar ardında dirilen bir yüz var sen o taşların ardındaki suretleri okşuyorsun biliyorum babanı özlüyorsun ne zaman bir demir şakırtısı duysan onun zırh dolu gövdesini hatırlıyorsun sürekli dağlardan yankılanan sesini duyuyorsun bir yüzüğün vardı babandan yadigar onu kaybedince karada değil denizlerde aradın bir balık ağzında getirdi alıp mührünü bağrına bastın ellerin nerde ..
Read More…

banner
İNTİHAR EDEN VİTRİN MANKENİ

“Ağrıyan bir baş, gözyaşları ile ıslanmış gözler ve üzerine boylu boyunca uzanan yorgunluk… Uyandığında hissettiği sadece bunlardan ibaretti’’. Kapkaranlık odasında yastığını ıslatan sıcak damlaların sebebini düşünerek uyandı. Uyanmasıyla başına hücum eden zonklamaları kafasının içinde izinsiz yapılan bir protestoya benzetti. Başı fena haldeydi. Sanki firavunun burnundan giren sinek, bu sefer ona musallat olmuştu. Hemen uyanmalı ve ..
Read More…

banner
TUHAF

Kapalı gözlü, hareketsiz Durgun elleri, hissiz Örtülmüş kapılar Işıklar dinlendirilmiş Gezintide ruhlar Nereye gitmek istenirse Uyanıkken, gidiyor oraya Yaşıyor hayalini rüyada Onlarca şehir Uzak birbirine; ama Gidiliyor ansızın Hepsi bir mekân olmuş, geziliyor Semada uçuluyor Hayaller ülkesinde turlar atılıyor İnsanlar arzda, minicik evler Göze çarpıyor Sabah saat dokuz Hazırlıksız yürümeden durağa Biniliyor otobüse Öğrenci olunuyor ..
Read More…

banner
İSTANBUL’A VEDA

İstanbul yorgunluğunu gideren akşamlarında, Sessiz… Keyifsiz. Surları uykuda… İnsanları ve deniz. Hafif dalgalı; Dalgalarda yüklü bir gemi, Pruvası yıldız Ve İstinye’de kız. Bir düdük karanlığı yırttı Suda bir balık, Dalgalarda Bir ışık oynaştı. Ayrılık devşirirken Armadanın köpüklü suları, Bir Vefa bozacısının kadim sesiyle Düğümlendi boğazın iki yakası. Semavi ve dinsel bir insicam içerisinde Gerilerde kalırken ..
Read More…