banner
GÖZLERİME BAK

Gözlerime bak, yaralarım yüzünden mi?  Yoksa içimdeki karanlık mı korkuttu seni?  Bana ölüymüşüm gibi bakma, içimdeki çiçekler soldu sadece Ve o çiçeklerin katili yalnızca sensin.  Bilmeni isterim ki kalbiyle sevenler, aklıyla unutamaz. Aklıyla sevenler bir kar tanesinin tene değişi gibi, çok kolay eritip yok eder sevgiyi ve geriye alabora olmuş bir geminin enkazını bırakırlar okyanusun ..
Read More…

banner
KURAK YALNIZLIK

Bak yükseliyor Mimar Sinan’ın camilerinde kubbeler Sen birinde ay oluyorsun diğerinde güneş Gece ve gündüz birleşiyor ellerinde Bir yakana hüznü diğerine sevinci ilikliyorsun Toprak bir testi ellerin Âşıkların acılarına şarap sunuyorsun Ömer Hayyam’ın rubailerinden Kırmızı bir üzüm gibi kanıyor gözlerin Yudum yudum sarhoşluğuma damlıyorsun Fuzuli dolduruyor seni dudağından Çini işlemeli bir kadehe Sen geleceği gösteriyorsun ..
Read More…

banner
MORCİVERT RADYO

                 Bir kamu kuruluşunda memur olarak çalışıyordum. Sabah sekiz buçuk akşam beş buçuk arasındaki yoğun tempoda kendime ayıracak zamanım bile yoktu. O saatten sonra eve gelmek, yemek yapmak, sofra kurmak, yemekten sonra eşimle çayımızı veya kahvemizi içmek, televizyon seyretmek, ertesi gün giyeceğimiz kıyafetleri ütüleyip hazır etmek derken gecenin 23’ünü geçirip 24’üne doğru uzanıyorduk. Sabah ..
Read More…

banner
HASRETİM HE-YA

Rüzgâr bahçedeki yaşlı iğde ağacının dallarını okşarken, kadife perdeli arka komşunun evinden gelen ninni sesi, feryadın baskısı altında kayboldu. Salon duvarındaki saatin bir elli yıla yakın sağa sola devinen sarkaç tıkırtısı durdu. Yaşanmışlığın ardında kalan nesneler belirsizliğe taşındı. Sükût, çoktan gelip boşluğa kuruldu. Yerdeki kararmış taban tahtaları çivilerini dışa vursa da mahzundu. Sinek pisliği ile renk ..
Read More…

banner
ŞAİRİN SÖZLERİ

Gecenin en karanlık deminde dolandı şiirlerin saçlarıma Ruhuma dokundu nefesindeki şiir avcısı Yıldızların parladığını gördüm göz bebeklerinde Düştü kükrercesine ruhumdan kırmızının son hali En ateşli şiirlerin şairinin sözleri, Heyhat kendine âşık etmekte geceyi… Feryat figanlar nöbette bir kalbin pençesinde Tozlu satırlara hûn olmuş yorgun bedeni… Şiirlere hamallıktı payına düşen servet Bir şarkının eşsiz melodisini fısıldıyordu ..
Read More…

banner
GÜZ SARISI

Herkesin ağzında bir parça türkü Getirir ve ıhtırır eylülün kapısına Sıcak bir yazın ağladığı olur Bir çığlık uzun vadilerden geçer Ve intihara kalkışır dağ başlarında. Değişmeyen tek şey Cinayete kurulu bir saattir oysa. Yelkovanı bir annenin yüreğine zimmetlidir. Son saniye, bir babanın alnında vurur Ve cevabı bilinmeyen sorular sorar Aşk hâlâ oturuyor mu Hüznün bir ..
Read More…

banner
UÇAMAYAN KELEBEKLER

Huzur yeryüzüne niye eşit dağılmaz ki? Zulme yenik düşer hep mutluluklar… Ama niye? Kınalı kuzularım, Sarı Seçil’im… Servi boylu Mert’im. Beni anlamanızı isterdim şimdi… Sizlerden ayrılmak beni üzmedi sanmayın, sakın. Darmadağın hissettim kendimi… Böyle olmasını istemezdim.  Olmadı… İstediğim gibi gitmedi hiçbir şey. Özgür olmayı beceremedim. Hiç kimsenin görmediği ancak sadece benim gördüğüm gözlerle örülü bir ..
Read More…

banner
DÜŞÜNEN ADAM

Parkta hava serin Parkta adam yalnız Adam düşünceliydi, Ve yalnızlığının içinde Biri gizliydi. Neden gelmişti yabancı kente Siyah bankta, siyah elbiseli Kamburu çıkık bir düşünen adam, Bir defa yaşamak, yaşamadıklarını yalancıktan. Derken adam unuttu düşündüklerini, Bir kahkaha salıverdi karanlığı yırtan. Hırçınlaştı Çigan melodileri Belirdi kumlarda ayak izleri Canlandı Hügo’nun sefilleri Aşk dilendiler, Etten kemikten mabedi, ..
Read More…

banner
İNCİLİ TOKA

Güz çiçekleri gibi soluk renkli berjer koltuğundan kalkıp, yılların eskitemediği terlikleriyle bütün gün çalışıp, koltuğunun altına sıkıştırdığı iki sıcak somunla ümitsizliğine yürüyen yorgun bir inşaat işçisi gibi gitti, camı kapattı. “Bu kış çok çetin geçeceğe benziyor Gülseren.” dedi. Hatıraların üstündeki tozu silkeler gibi elindeki tozu bir öfkeyle silerken, nedensiz bir hüzün gelip gözlerine oturdu. “Güneşin ..
Read More…

banner
TANRI DAĞLARINDA ZAMAN

Tanrı dağlarında zaman bir başka geçer , Akbabaların çığırtıcı sesine, Kargaların çığlıkları karışarak, Üşümüş rüzgâr hırçınca eser. Tanrı dağlarında zaman bir başka akar, Bembeyaz kar, bozkırların başını okşayarak, Tanrı dağlarına hüzün ve sevinçle yağar. Toprağa karışır âşıkların nefesini soluyarak Tanrı dağlarında zaman hiç durmaz, Ulurken kurtlar ay ışığında, Korkup bıldırcınlar  uyuyamaz, Ay’a ümitsizce  küsmüş gibi ..
Read More…