banner
İSA İSMAİLZADE (1941-1997)

Şair, çevirmen. Yıldızların Doğum Günü (1968), Işıklı Yapraklar (1972), Toprak Nağmesi (1977), Ömrümden Geçen Tren (1980), Merhaba, Yerküresi (1982), Annemle Muhabbet (1985), Salıncakta Sallanan Rüzgâr (1985), Bir Ömürlük Gece (1989) gibi pek çok kitabın yazarıdır. Şiirleri eski Sovyet cumhuriyetlerinin tüm halklarının dillerine ve birçok yabancı dile çevrilmiştir. Sosyalist ülkeleri yazarlarının Moskova’da düzenlenen 1.Uluslararası Sempozyumunda, Asya ..
Read More…

banner
SÖZCÜKLER

Sözcükler diyorum Bulana mıdır hükmü, duyana mı? Dinleyiver tut ki düşerken bir yaprağı Ya alkış sesine benzer ya da omuzu tüfekli bir askerin çığlığı Baba ocağından kopup gelmiş bir Anadolu yazgısı Birazı da kadife sesli nilüfer Suyun üzerindedir ama Sesinden bihaber Sözcükler diyorum Ne çok anlam ifade eder Lüzumdan öte Cebe girmiş de saklanır Memnun ..
Read More…

banner
MEŞELER GÖVERİNCE

Yazma eylemi; çok okumak, okuduğunu anlayıp yorumlamak, içselleştirmek, hayal kurmak, her okuduğunda kelime dağarcığına birkaç sözcük eklemek velhasılıkelam dolup taşmakla gerçekleşir. Elbette ki Allah vergisi yetenek de olmazsa olmazıdır. Okumak, ciddiyet isteyen bir iştir. Kararlı, sabırlı, özverili, dikkatli olmayı gerektirir. Arayıştan yola çıkılarak hikmeti, hakikati, kimliği, karakteri, sevgiyi, doğruyu, güzeli, kaliteyi, iyiyi bulma çabasıdır bu. ..
Read More…

banner
BÜYÜMEYEN KÜÇÜK BİR KADIN

Her sabah ki gibi istemeye istemeye gelmiştim, kendimi hapishanede gibi hissetmeme neden olan bu beton yığınına. Ayaklarım geri geri giderken hastanenin bankosunda koşar adım varmıştım bile. Her gün ki gibi çılgın bir kalabalık vardı ama ben sadece uğultuları duyuyor, yine ve yine bomboş sorularla muhatap oluyordum. “Tuvalet nerde, röntgen yerini öğrenebilir miyim acaba?” gibi kan ..
Read More…

banner
BELLİ OLSUN

Hele kaldır ayrılığı Özde ne var belli olsun. Üfle gitsin küllerini Közde ne var belli olsun. Bizde sevda, bizde aşk var; Bizde yürek, bizde meşk var. Gönül denen bir de köşk var, Sizde ne var belli olsun. Aydınlattık geceleri, Nadan çıktı niceleri. Kaldıralım peçeleri Yüzde ne var belli olsun. Temkinli ol yapma gafı, Tefe korlar ..
Read More…

banner
ANLIK

Bir süredir geçmişi düşünerek kendime zarar verirken, geleceğimi nasıl inşa etmem gerektiğine kafa yorup huzurumu nasıl kaçırdığıma şahit oldum. Damağımda berbat bir tat bırakıyor. İki zıt kavramı hayatınızda aynı anda tutmanın ne kadar zor ve itici olduğunu bilirsiniz. Mesela, bir insan aynı anda hem iyi hem kötü olamaz. Bu evrene aykırıdır. Ya da hem minyon ..
Read More…

banner
AFRODİT HEKTOR VE SEPYA ÇİÇEKLERİ

Huzurlu, mutlu, kaygısız günleri anlatır bilgeler Eskiden dünyada sadece barış hâkimdi, derler. Kavgalar, savaşlar çıkar, İnsanoğlunun arttıkça hırsı… Dünya emekçilerinin tanrısı Barış aşığı Demirci Topal Hefaystos, O güne değin hiç yapmaz ama savaş silahları Kıramayıp Tanrıça Tetis’i Üstünü barışçıl resimlerle süslediği, Aşkı benzersiz aşkla nakşettiği, Kalkanları dövmeye başlar işliğinde! Tolstoy’un “Harp ve Sulh” eserine öykünürcesine ..
Read More…

banner
HÜSEYİN CAVİD: İSTANBUL MUHİTİ, ŞİİRLERİNDE VATAN SEVGİSİ VE MANEVİ DEĞERLER

Hüseyin Cavid özellikle kız çocuklarının eğitime dâhil olmasını çok istiyordu. O, kız çocuklarının okuldan, eğitimden uzaklaştırılmasının dinimize de aykırı olmasını belirtiyor ve ebeveynlerin kız çocuklarını okula yazdırmasını, onların yüksek eğitimle yetiştirilmesini teşvik ediyordu. 1897 yılında Türkiye’nin ünlü pedagog ve yazarı Ayşe Sıdıka İstanbul’da “Üsuli-Telim ve Terbiye Dersleri” adlı bir kitap bastırmış ve kitap ülkenin pedagoji ..
Read More…

banner
EMPATİ

Saat on iki civarıydı, kafenin temizliği biteli yaklaşık on dakika olmuştu. John, bir sandalyede yorgun bir biçimde oturuyordu. Biraz dinlendikten sonra eve gitmeyi planlıyordu. Kafeyi her kapattığında “Burada mı yatsam, sabaha kaç saat kaldı ki?” diye düşünür ve kendi kendine gülümserdi. O kadar yorgundu ki göz kapaklarına hükmedemez hale gelmişti. Birden hiç beklemediği bir olay ..
Read More…

banner
UÇURTMA GÜLÜŞLÜ ADAM

Yokluğunun bilmem kaçıncı akşamı, hava çok sıcak ve dal kıpırdamıyor. “Geleyim de manzarana, nazır biraz sohbet eder, iki çay içeriz.” desem “Gel buyur.” demezsin; bilirim ağırlaştırılmış nedenlerin var, diyemezsin. Çünkü senin, dost muhabbetlerinin gölgesinde, dizlerindeki kabuk bağlamamış yaralara baka baka usulca kendine üzülme mevsimin. Ben ise bugünlerde uykulu gözlerimde yaka süsü gibi gülümsemen ile sensiz ..
Read More…