banner
NİZAMİ GENCEVİ

Geçen sene büyük Azerbaycan şairi Nesimi yılını coşkuyla kutlayan Azerbaycan halkı bu sene Nizami Gencevi yılını kutlamakta. Bu sene büyük şairin doğumunun hem de 880.yılıdır. Nizami Gencevi döneminin edebiyat dili olan Farsça yazdığı için ne yazık ki yanlış olarak Fars şairi olarak bilinmekte. 1141 yılında Azerbaycan’ın eski şehirlerinden biri olan Gence şehrinde doğmuş, bütün hayatı ..
Read More…

banner
DEFOL HAYATIMDAN

Hale’nin yine canı sıkkındı. Son günlerde kendini çok mutsuz hissediyordu. Ne yaparsa yapsın, canının sıkkınlığı hiç geçmiyordu. Beynini kemiren şüpheler neden olmalıydı bu duruma. Bu kuruntulardan kurtulmak için son zamanlarda aklına ne çare gelirse denemişti. Kitap okumaya çalışmış, arkadaş toplantılarına katılmıştı. Ne yaparsa yapsın, bu şüpheden kurtulamamıştı. Çantasını alarak, kendini sokağa attı. Bir süre mağazaların ..
Read More…

banner
TUAL

çayımız demlendi yine oturduk karşı karşıya sen doğuya bakarsın ben batıya habersizce çıktık yine çarşıya oyuncak bebeği sahici sandık gittik aldık üstüne başına çocuğun maması senfoniydi o yüzden girmedi bir yaşına oyuncak askerler merasimdeydi saygı durdular naaşına ikimiz de deli ressamdık çok resimler çizdik aynı tuale Secer Türkdoğan

banner
RENDE

Otobüs bekleme, yoğun trafik derken olağan bir iş dönüşüydü. Her zaman olduğu gibi Ulviye evdeki malzemeye göre neyi pişireceğini yolda planlamıştı. Dolapta geçen haftadan alınmış kereviz vardı. Dünden kalan lahana sarmasının yanına kereviz yoğurtlusu yaptı mı iş tamamdı. Yalnız bu işte sevmediği şey kerevizin rendelenmesiydi. Basit görünse de güç gerektiriyordu. Gelirken hemen onu da düşündü. ..
Read More…

banner
YASEMEN

Neydi ikrar sözümüz, dilim aşkın çağrısı, Yokluğun hicranımın, yarasıdır Yasemen. İçimde derinlerde, yalnızlığın ağrısı, İki yanık eyvahın, sırasıdır Yasemen. Her fasılda çiledir, duygular içimizde, Notalar yokluğunun, durulmaz dehlizinde, Yok olmada gözlerim, evrenin denizinde, Bu bende ki kalbimin, karasıdır Yasemen. Düşsem bile acıma, ezilsin tüm gururum, Zaten ben dalga dalga, sahillere vururum, Kaç kere deprem vurdu, ..
Read More…

banner
YETMEDİ

Mermerci, birkaç ay önce ölen adamın mezarını yapmak üzere Elvanköy mezarlığına geldi. Yardımcısıyla birlikte mezarın üstünü ve çevresini temizledi, tesviye yaptı. Temel sağlam olsun diye temizleyip düzelttiği yerin üstüne blok taş döşedi. Beton dökerken, mezarlığa pek de pahalı olmayan bir Mercedes süratle girdi, acı frenle durdu. İçinden fişek gibi çıkan 50 yaşlarındaki, dişleri dökülmüş, uzun ..
Read More…

banner
GİZLİ KAPILAR

Bir bahar günüydü, küçük küçük serpiştiren yağmurun eşliğinde, kabul edildiğimi öğrendiğim iş için bir kuruma gidiyordum. Böyle bir işi ilk kez ve tek başıma yapacağım için çok heyecanlıydım. Karmaşık düşüncelerin mengenesinde, en önemlisi de attığım adımın, yani çalışma isteğimin doğruluğuna kanaat getirmeksizin yol gidiyordum. Aslında buna istek demek doğru sayılmazdı. Çünkü kabul gördüğüm bu alanın ..
Read More…

banner
TAŞ AĞRIYOR

Akşam olmuyor Gözüme yaş koymadan sabahlar Duble yollar terliyor Tek gecelik buluşmalardan Asansör hazırlıksız yakalanıyor boşluğa Tıknefes oldu limitini aştığım kartlar Boyunu aşan sözler kaybedenlerin tesellisi Yıldızlarda toplanan deniz Kayalar arasında kudurmuş Açıyor kollarını Suların mavi ülkesine dalarken gözlerim Ben düşerken düşlerimden aşağıya Sevdaya kaç tesbih çekmeli Bir ömür geçip gidiyor Kan ikinci kez dolanmayacak ..
Read More…

banner
İYİLİK YOLUNDA

Anadolu’nun bağrından kopmuş, İki genç adam… İki temiz yürek… İki dost… İki yolcu… “Öğretmen Ali ve Doktor Erdem…” Onlar aynı göğün altında, aynı amaç uğruna bir araya gelmiş iki gençti. Doğdukları ve büyüdükleri şehirler ayrı olsa da onlar aynı yolun yolcusuydular. Üniversitede tanışmış olan bu iki delikanlı birbirlerinin hemderdi olmuş, hem iyi bir dostluk kurmuş ..
Read More…

banner
TANRI’NIN GÖZLERİ

Yer: Amerika Birleşik Devletleri Olay Mahalli: Luca Uluslararası Taşımacılık Anonim Şirketi Tarih 01.01.1966 Yılbaşı gecesi saat 24.00’de kapı kolunu yavaşça oynatmaya başladım. Şirkette çılgınca bir parti vardı. Çalışanlar yeni yılı kutlarken karnımdaki geleceği tutarak içeri girdim. “Hamileyim, alçak herif! Beni nasıl bırakırsın?” diye bağırdım. O ise masanın başında bir heykel kadar sessiz ve kıpırtısızdı. Soğudukça ..
Read More…