KAMİL AKDOĞAN’A MEKTUP Sevgili Kamil Bey, Dört beş aylık bir tanışıklık bizimki. Ne uzun uzun sohbet ettik sizinle ne de bir araya geldik dost...
KÖPEĞIN ÖYKÜSÜ
Boz köpek
duran arabayı kokluyor.
İçinden çıkacakları beklemeden.
Senin benim düşündüğümüz şeyler değil düşündüğü.
Orada duruyor
geçmişi arkasından gelmeden.
Marka parfümleriyle çiftler,
egzozu bozuk arabalardan inip
kahvaltı için fırına giriyor.
Ötede serçeler zıplıyor
köpeğe aldırdıkları yok.
Parmaklıklı kapı ardından hırlayıp
bir hamleyle havlıyor bize.
‘Onun doğası öyle’, diyor sevgilim.
Yerde, karşı fırının poğaçaları;
dokunmamış hiçbirine.
Pastayı da serçeler yiyecek.
Gün boyu,
hangi kötünün kokusunu alırsın, hangi iyinin?
Ortası var mı ikisinin?
Senin benim düşündüğümüz şeyler değil düşündüğü.
Sadece sahibinin verdiklerini yiyen
boz köpeğin bu öyküsü.
Senem Gökel
