Öyküler

TESADÜFÜN BÖYLESİ

Tavanı oldukça yüksek tutulmuş çatı katının Haliç’i gören tarafı boydan boya camla kaplanmıştı. Su yüzeyinde kıpırdaşan gün ışıklarını hapseden sema tüm haşmetiyle pencereye vuruyor,...

Öyküler

ZELİHA’NIN NASİBİ

Zeliha söylene söylene yatağından kalktı, perdeden sızan aydınlığa bakılırsa gün ışımıştı. Uzun boyu, kuru vücuduyla bir anda dikeldi ama beline saplanan ağrıyla tekrar yatağın...

Genel Öyküler

ÇOBAN LAZIM

“Aslı yok yaylasında bin beş yüz koyunum var benim!..” Gülmece de olsa böyle atma ve sallama becerim (!) yoktur. Yaylamızın aslı var da o...

Öyküler

ÇAĞRI

“Ölümü çağırma, sus!” dedi annem. “Sakın çağırma.” Duymasın diye bunca zaman sustum zaten annem. İnan sustum. Kemiklerim çatırdadı sadece, tek tek kırılırken. Şimdi de...

Öyküler

ANAMIN GÖZYAŞLARI

Kuşluk vaktiydi. Cam kenarında oturuyordum. Amca oğlu Memet ayağında yeni ayakkabısı, elinde siyah çizgili topuyla koşarak avluya girdi. Yine nefes nefeseydi, bir süre soluklandı....

Manşet Öyküler

YAŞLI ADAM

Yaşlı Adam Yaşlı adam solgun bir ışık altında, yıpranmış pencerenin önünde durdu. Gözleri artık eski ışıltısını kaybetmişti, fakat gökyüzüne baktığında hâlâ içinde bir umut...

Öyküler

CAMLAR VE PRANGALAR

Önümdeki perdeyi kaldırdılar gözüm gönlüm açıldı. Dışarıda ayaz, kar, kış, kıyamet; içeride bahar vardı ilkin. Derken camı da kaldırıverdiler aramızdan. İçeride kavga, kıyamet, prangalar;...

Öyküler

KISIR AHMET

“Beni de yaz, dayanamıyorum artık çürüdüm.” dedi. Yanımda beliriverdi birden. Ne diyeceğimi, nasıl davranacağımı bilemedim. Yazmak için, bol bol kiraz ağaçlarının olduğu, yanlarında da...