banner
GERÇEĞİN GÜNCESİ

Sıkıntım artmıştı. Son günlerde her şey üst üste geliyordu. Kerim’in çekip gitmesi, Arzu’nun hastalığı ve son olarak da işten çıkartılmam. Yirmi dokuzumdayım, fakat kırk yıllık hayat yorgunu gibi hissediyorum. Aynanın karşısına geçtim. Yüzüme çizgiler henüz adım atmamıştı. Yirmi dokuz değil, hatta yirmi üç, yirmi dört gösterdiğim bile söylenebilirdi. Ama gözlerim! İşte, gözlerim ruh yaşımı ele ..
Read More…

banner
YAZ BİTTİ

eyvah yaz bitti, gül soldu geriye sadece is kaldı kim bilir kaç kez oyduk yazı yıldızlı geceler yüzünden ıssız tenimize bağışıklık ararken oysa vebaydı oyduğumuz kelebek gibiydi kadınlar bir yağmurda ansızın kayboldular geriye sadece kadınlar kaldı ne düşündüysek vardı Akdeniz’in koynunda ay gecenin yüzünde yıldız onları yonttuk sözcüklerle aya şiir ektik, yıldıza umut hepsi şiirlerde ..
Read More…

banner
KONSERVE KUTUSU

İçim üşürdü, kapalı perdelerin arasından onu izlerdim. Birbirine sınır iki bahçenin gecekondu olanında o, apartmanın üst katında ben yaşardım. Tanımazdım bilmezdim onu, keza o da beni bilmezdi. Çalıştığım ve evde fazla vakit geçirmediğim için birbirimizi tanıyacak pek bir zamanımız olmadı. Birkaç senedir oturuyordu o bahçenin içinde, en azından bunu biliyordum. Bazı akşamlar, işten döndüğüm zamanlarda uğraştığı bahçede görürdüm onu.   Yaz akşamları eğer ..
Read More…

banner
BENİM YUMUŞAK DÜNYAM

Satırlarıma başlamadan önce seni çok sevdiğimi herkesin bilmesini isterim. Sana kuru kuru isminle hitap etmek beni derinden yaralar. Seni çok sevdiğimi sakın unutma. Kendisi konuşamasa bile içinde bir arkadaş sıcaklığı, bir sevgili sarılması, bir anne şefkati barındırır. Öyle ki stresli vize haftalarını, şiddetli arkadaş kaprislerini, salya sümük geçirdiğim günleri göğüsleyen koca yürekli, yumuşacık, sıcacık canımın ..
Read More…

banner
SABIRSIZ DOST

Satırlar küsmez bana Haberi geldi dün hatırlı dostlarından Önce kalem girdi araya Sonra sayfalar karışmaya çalıştı Benden yana sorun yok dedim O sabretmeyi bilmiyor Dinginliğime isyan ediyor Düşünemiyor Bu suskunluğun içimde biriktirdiği fırtınayı! Bilse, küser miydi hiç? Ender Özden

banner
DİZLERİMİN ÜSTÜNLÜĞÜ

Denizin göklere, yağmurun gözlerime değdiği vakit, İçimdeki kıvılcımı dindiren Engin bulutlarda kalırdı hep gözüm. Çünkü ben dizlerimin üstünde, Kâğıda çizilmiş ufuklarda Gördüm uzak ülkeleri, Teslim olduğum hayatta, Yüreğime gömdüğüm Kırmızı ayak sesleriyle tanıdım, Direnmenin sesini. Gözlerdeki çizgilerden öğrendim Ayağa kalkıp yürümeyi Ve takip ettim yorgunluğun yılmayan izlerini Ama dönüp dönüp su verdim Ardımda bıraktığım sonsuzluk ..
Read More…

banner
MOR KASIMPATILAR

Mor kasımpatılar açacak birazdan kirpiklerinde Dilim sevdama yokuş Sessizlik bile sarhoş Dolunay omuzlayacak yüreğimi Mahcup Ve de sessiz Özsuyu olacak bir ezgi ruhumun Bize düşen Kuraklığımızla örtünüp Beklemek Varlık telaşının ortasında Mor kasımpatılar açacak birazdan kirpiklerinde Başıboş hüzünlerimi ne zaman yargılasam Kanayan dört duvar arasındayım Dalgalar gözbebeklerimde Yer sarı, gök sarı Ruhumun en ücrasındayım Boynuma ..
Read More…

banner
OLVİDO’YA ÖVGÜ

Ne güzel, ne dokunaklı bir şiirdir Ahmet Muhip Dıranas’ın “Olvido”su. Bir unutamayış serenadıdır. Unutulmak istenilen, gönlümüzü üzen, aklımızı yoran her şeye “Elveda!” diyememenin trajedisini anlatır. Şikâyet edip de terk edemeyenlerin ağıtını söyler. Nedir bu şairlerin çilesi? Neden bu kadar içli, neden bu kadar anlamaya ve yanmaya aday olurlar? Her şeyi anlamaya çalışmak yanmak demek. Anladıkça ..
Read More…

banner
FALCI

Selam sana gecem, Selam alnımın akı, ya da karası Bâkir bedenim. Saklı kentin sırdaşı, çingenem. Sıcaklığı ellerinin, Son arzumdan da öte Daha derin düşlerimden. Yıldız kayması adımlarım, Bir meteliğe olan ahımı Yuvarlarken topuklarımdan, Kaç cemre düşmüştü de Dilek taşına bağlı hayatıma, Her seferinde sevincim Delik potinlerimden Vurmuştu yüz akıma. Ardıç kuşu; Tarla kuşu oldu da ..
Read More…

banner
MELEK HANIM

              Hava soğuktu. Kar yağıyordu. Kedilerin, köpeklerin, dondurucu soğuğa dayanamayarak sığınacak bir yer bulup, sokakta olmadığı saatlerden biri yaşanıyordu. Lafın tam anlamıyla İstanbul sokakları buz kesiyordu. Sokak lambalarının ışığına düşen kar taneleri, süzülerek yere inerken, yerdeki kar kalınlığı giderek artıyordu. Bir müddet penceremizin camındaki perdeyi aralayarak izledim dışarıda olanları.       Sıcacık odanın içinde, biraz ..
Read More…