banner
MEVSİMLERİN DİLİ

Sana doluyken annem Mevsimleri tomur tomur uyarmış Gökkuşağı boyamış renginle Senden düşmüş cemre toprağa Bahar senden almış renkleri Sevgiyle süslemiş çiçekleri Yazın sıcak güneşi ısıtır yürekleri Sonbaharın bol bereketli yağmurları sarıya boyamış yaprakları  Aman! Sakın sorma, kış ayın geldi mi kaçarız, estirirsin tipileri Yaşarız senle işte böyle mevsimleri…  Arzu Granit

banner
HAYAT BİR RÜYADAN MI İBARET? TARZAN VE SPİL DAĞI

Kadim şehir İstanbul’daydı, oysa o günün sabahında, akşamın geç saatlerine kadar birçok etkinlikte bulunmuş, farklı görüşmeler yapmıştı, eve geldiğinde tabir yerinde ise endazesi şaşmış bir halde idi. Bu dünyaya ait olmayan bir makineye bindi, İzmir’de, üç kişiydiler, ayakta duruyorlardı, araç yerde değil sanki havada yol alıyordu, hiçbir şey his etmiyorlardı. Bir zaman sonra, İzmir’ i ..
Read More…

banner
HAKUNA MATATA BİNNUR TEKİNALP

-Hakuna Matata’nın yazarı Binnur Tekinalp hanımla www.erikagacıoyku.com sitesi adına bir röportaj yapmak istedik. İstedik ki bir öykü sitesi olarak yazarlarımıza yer verelim, onların hikayelerini kendi ağızlarından dinleyelim. Binnur Hanım öncelikle hoş geldiniz. –Hoş bulduk. -Öncelikle şu çok merak edilen soruyu sormak istiyoruz. ‘Hakuna Matata’ ne demek? –İlk önce ‘Hakuna Matata’ öyküsünün nasıl oluştuğunu anlatmak istiyorum. ..
Read More…

banner
TEFTİŞ

Üniversiteyi bitirdikten sonra İçişleri Bakanlığının açtığı sınavları kazanmış, müfettiş olarak atanmıştım. Çok idealist ve enerjiktim. Hizmet aşkıyla yanıp tutuşuyordum. Bana devletim tarafından sağlanan eğitim hizmetinin karşılığını verebilmek için ne iş verilirse verilsin hemen yapıyordum. Uzun bir süre geçtikten sonra beni de artık teftiş için göndermeye başlamışlardı. Gideceğim yeni görev yeri yeni kurulan bir ilçenin belediye ..
Read More…

banner
KURTULUŞ

  Keşke bütün tutsaklıklarımızdan kurtulsak bir gün… Alın yazımızın bir oyunu gibi görünen tasalarımızdan. Bazı kuşlar gibi hür olsak ya da günışığı kadar asude. “İnsanlar hür olarak doğar ama her yerde zincire vurulmuş olarak yaşarlar.” diyen Jean Jacques Rousseau da özgürlüklerimizin kaybından duyduğu kederi açık etmemiş midir? Kurtuluş bazen başlı başına bir mucize, bazen de ..
Read More…

banner
OTOBÜS

                         Otobüste tam da karşımda oturuyordu. Kirli elleriyle belki de en çok kirli vicdanıyla karşıma çıkmıştı. Vicdan muhasebesini henüz tamamlayamamış oluşu sürekli oynaşan göz bebeklerinden anlaşılıyordu. Morarmış gözaltları ve bayağıdır kesilmemiş olduğunu fark ettiğim uzun el tırnakları, kahverengi salaş penyesi ve bol pantolonu, penyesinde yer edinmiş lekeler ile otobüstekileri korkutması da cabasıydı. Belki de korkutmamıştı. ..
Read More…

banner
GÖZLERİME BAK

Gözlerime bak, yaralarım yüzünden mi?  Yoksa içimdeki karanlık mı korkuttu seni?  Bana ölüymüşüm gibi bakma, içimdeki çiçekler soldu sadece Ve o çiçeklerin katili yalnızca sensin.  Bilmeni isterim ki kalbiyle sevenler, aklıyla unutamaz. Aklıyla sevenler bir kar tanesinin tene değişi gibi, çok kolay eritip yok eder sevgiyi ve geriye alabora olmuş bir geminin enkazını bırakırlar okyanusun ..
Read More…

banner
KURAK YALNIZLIK

Bak yükseliyor Mimar Sinan’ın camilerinde kubbeler Sen birinde ay oluyorsun diğerinde güneş Gece ve gündüz birleşiyor ellerinde Bir yakana hüznü diğerine sevinci ilikliyorsun Toprak bir testi ellerin Âşıkların acılarına şarap sunuyorsun Ömer Hayyam’ın rubailerinden Kırmızı bir üzüm gibi kanıyor gözlerin Yudum yudum sarhoşluğuma damlıyorsun Fuzuli dolduruyor seni dudağından Çini işlemeli bir kadehe Sen geleceği gösteriyorsun ..
Read More…

banner
MORCİVERT RADYO

                 Bir kamu kuruluşunda memur olarak çalışıyordum. Sabah sekiz buçuk akşam beş buçuk arasındaki yoğun tempoda kendime ayıracak zamanım bile yoktu. O saatten sonra eve gelmek, yemek yapmak, sofra kurmak, yemekten sonra eşimle çayımızı veya kahvemizi içmek, televizyon seyretmek, ertesi gün giyeceğimiz kıyafetleri ütüleyip hazır etmek derken gecenin 23’ünü geçirip 24’üne doğru uzanıyorduk. Sabah ..
Read More…

banner
HASRETİM HE-YA

Rüzgâr bahçedeki yaşlı iğde ağacının dallarını okşarken, kadife perdeli arka komşunun evinden gelen ninni sesi, feryadın baskısı altında kayboldu. Salon duvarındaki saatin bir elli yıla yakın sağa sola devinen sarkaç tıkırtısı durdu. Yaşanmışlığın ardında kalan nesneler belirsizliğe taşındı. Sükût, çoktan gelip boşluğa kuruldu. Yerdeki kararmış taban tahtaları çivilerini dışa vursa da mahzundu. Sinek pisliği ile renk ..
Read More…