Çağlar öncesinde kadim Anadolu topraklarını yurt edinmiş uygarlıklar kadını ana tanrıça seviyesine çıkartıp yüceltmişken, bu görüşe paralel olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Ey kahraman...
Çağlar öncesinde kadim Anadolu topraklarını yurt edinmiş uygarlıklar kadını ana tanrıça seviyesine çıkartıp yüceltmişken, bu görüşe paralel olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Ey kahraman...
Bu sabah da her sabah gibiydi. Dışarısı alacakaranlık; güneş yüzünü henüz göstermemiş, evler, ağaçlar, yollar gecenin içinden çıkmaya çalışıyordu. Yapraklarda, görünen her yerde, çiğ...
Ilık bir nisan sabahı… Dışarıda gezilesi bir hava… Birkaç gündür güneşin kuruttuğu toprağa akşam yağan yağmur ve ardından toprak kokusu… Gökyüzüne bakan çocukların...
Ruhunun bedeninden yaşlı olduğunu haykıran bal rengi gözlerine takıldım kaldım, kıştan kalma is kokulu bir günün sabahında… Masum gelinciğin yaprağındaki çiy tanesi kadar yalnız ve sessizdi....
Onun yüzünü, ilk kez, yakından, bize çiçek verirken görmüştük. Söylenenlerin aksine güleç ve sevecen bir yüzü vardı. Gizemli bir yaşamı vardı ve yalnızdı. Ya...
Neden insan aynaya baktığında, aynadaki aksinin kendi yüzüyle uzaktan yakından bir alakası olmadığını düşünür. Bu his öyle her zaman olmaz, arada bir ya da...