RÜYALARIN DA KENDİ HAYATLARI VAR İçimdeki genişlikler kayboldu Paslı bir demir parçası gibi Başımdan geçen şeyler eskiden de Sustum, kimseyi bulamadım, kendime katlandım ...
İYİ
Birden uyandı, saate baktığında “Of, sabaha daha çok var.” dedi. Kaç gündür böyle uyanıyor, bir daha da uyuyamıyordu. Son zamanlarda sürekli farklı hayaller görüyordu. Üstelik de gece yarısı onu uyandıran hayaller… Bir sağa döndü, bir sola… Kalktığında sabahın altısıydı.
Bir ay önce avukat olmuştu ama “Senden bir şey olmaz.” diyen babasına rağmen. “Neden?” diye hayıflandı.
Küçüklüğünde ne zaman “Baba” diye bağırıp üzerine atlamaya çalışsa o geri dururdu. Onun neden böyle olduğunu o sıra hiç anlayamamıştı. Ve bir anlam da verememişti. Ama hep atlamıştı üzerine. Annesi ev hanımı olmasına rağmen kurslara giderdi sürekli. “Kızım, ben öğretmen olmak istemiştim, okutmadılar.” diye anlatırdı.
Sema tek çocuktu. Ama istediği ilgiyi ve sevgiyi bir türlü görememişti. Babasının kendisine karşı bu kadar mesafeli oluşu belki de onun yaşadıklarının sebebiydi. Evlat edinildiğini sonradan öğrenmişti. Ancak sevgisini gösterememişti ailesi. Sema, bir arkadaşının “Çok soğuk duruyorsun.” dediğini hatırladı yeniden…
Ama o zamanlar kendinden yeterince haberi yoktu. Ergenliğin sonuna kadar çok okuyan bir kızdı. Bir parça keki eritmek için bir kilometre yürüdüğü olurdu. Sanki o zamanlar biyolojik saati iyi işliyordu. Ama sonradan böyle olacağını hiç aklına bile gelmemişti. Aslında okumaları hep politika, ekonomi, biyoloji üzerineydi çoğu zaman…
Bedenini yaşlanmaya karşı korumaya çalışırken, insanlara yapılan haksızlıkların nasıl düzelebileceği üzerine de uzun uzun tartışırdı. Toplumsal bozulmalara karşı ne yapılması gerektiğini çok düşünürdü. Ve mutlaka “Daha iyi olmak için çalışmalıyız.” derdi arkadaş topluluklarında. Şimdilerde ise “Benden ne olur?” diye kafa yoruyordu. Acaba o dönemde toplum adına düşündüklerini kendisi için gerçekleştirebilir miydi?
Kendindeki problem neydi diye düşündü. Acaba kendisine mesafeli davranan ailesi mi sorundu? Yoksa biyolojik faktörler mi? Yoksa politik olarak yaşadığı coğrafya mı? Evlatlık olduğunu öğrendiğinde de soğuktu annesi ve babası. “Acaba o zamanlar da belirtiler mevcut muydu?” diye düşündü yeniden. Eskiden herkesin iyi olabileceğine inanırdı.
Ama o, son zamanlarda biyolojik bir bozulmanın sonucunu yaşıyordu. “Ben hep dikkat ederdim oysa sağlığıma.” dedi birden. Her şey kötüleşmişti son aylarda kendinde. Tedavi olması gerekiyordu. Çünkü doktor bazı kopukluklardan bahsetmişti. Şimdilerde yeniden sorgulamaya başlamıştı ama beyninin ona oynadığı oyunlar bunu engellemeye çalışıyordu. “Bu bozulma neden?” diye kızdı kendine bir anda. Oysa mezun olduktan sonra görüşmediği arkadaşları devlet dairesinde işe başlamıştı. “Ne kadar da okurdum mükemmeli, ne yapabilirim?” diye düşünürdüm. “Toplum nasıl daha iyi olabilir?” derdim.
Şimdilerde kendimin ne olacağına dair hiçbir fikrim yok. Bu bozulmanın sebebi ne olabilirdi? Babamın sık sık “Senden bir şey olmaz.” demesi mi? Ya da genetik sebepler mi? “Ben pozitif toplum için çalışmak isterken, kendimdeki bu negatiflik beni nereye götürecek?” diye düşündü.
Son olarak odasına sığındı. Şimdi tedavi bile zoruna gidiyordu. Annem “Kızım, geçer merak etme.” demişti. Her şeyin düzelebileceğini savunurken, şimdilerde iyi olana dair umudunu henüz kaybetmemişti. “Yine de annem iyiydi.” diye mırıldandı. Belki de sorun yarın değildi…
Belki de ilk kez kendine bakması gerekiyordu.
Nurhayat Kayar
