AN MEKÂNSIZLIK An an üstüne bindi Zaman taştı nil gibi Gün gün üstünden geçti Kanatları ufukta öylesine korkusuz Uzaklaşıp göçtü bilinmeze Ben...
TANRI’NIN ZARİF İRONİSİ
KÖR KÜTÜPHANECİ
JORGE LUIS BORGES
Uzun yıllar Buenos Aires’in bir banliyösünde; sokakları serüvenler vaat eden, görkemli günbatımına doyum olmayan bir banliyöde büyüdüğüme inandım. Ama aslında, çocukluğum uçları ok gibi sivri parmaklıklarla çevrili bir bahçede, sayısız İngilizce kitapların durduğu bir kütüphanede geçti. Köşeyi dönünce bıçakların ve gitarların Palermo’suyla karşı karşıya kalıverirdiniz (böyle olduğuna inandırmışlardı beni). Bu arada, sivri uçlu parmaklıkların ötesinde neler oluyordu? Benim iki adım ötemdeki karanlık barda ya da boş arsada, yalnızca bu topraklarda yaşanabilecek hangi şiddet yüklü yazgılar gerçekleşiyordu? O günlerin Palermo’su nasıl bir yerdi, ne denli güzel olabilirdi. 1
20.Yüzyılın en önemli şair, öykü yazarı ve çevirmenlerinden olan Jorge Luis Borges Evaristo Carriego isimli kitabının önsözünde hayal gücünün ne denli yüksek olduğunu bu sözlerle anlatır. 1899 yılında Arjantin’in Buenos Aires şehrinde İngiliz kökenli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Borges çok küçük yaşlardan itibaren iki dilde de eğitim alarak derin bir bilgi birikimi edinir.
Kız kardeşinin doğumunun hemen ardından aile Palermo’ya taşınır. Mahalle gangsterleriyle ünlüdür ancak bu mahalle Borges’in eve kapanmasına ve babasının kütüphanesiyle tanışmasına neden olur.
Küçük yaşlarda, hem İngiliz kökenli babaannesinden öğrendiği İngilizce, hem de on bir yaşına kadar İngiliz bir mürebbiyeden aldığı dersler sayesinde pek çok eserle tanışma fırsatı yakalayan Borges; aynı yaşlarda öykü çevirileri de yaparak bunları gazete ve dergilerde yayımlamayı başarmıştır. İlk çevirisini 1908’de yapmıştır ve bu çeviri Borges’in edebi yaşantısının kilit noktasını oluşturur. Borges’in ilk yayımlanmış eseri olan bu çeviri Oscar Wilde’ın ‘Mutlu Prens’ adlı eseridir. Bunu, kısa öz yaşam öyküsü Borges ve Ben (1960) adlı denemesinde şöyle anlatır:
Galiba dokuz yaşındaydım, Oscar Wilde’ın Mutlu Prens’ini İspanyolcaya çevirdim; çeviri Buenos Aires gazetelerinden birinde, El Pais’de yayınlandı. Altında yalnızca ‘Jorge Borges’ imzası bulunduğundan, herkes çeviriyi babamın yaptığını sandı tabii.2
Çok küçük yaşlarda yaptığı Don Kişot’un İngilizce çevirisi ve Oscar Wilde’ın Mutlu Prens adlı eserini yorumlaması, Borges’in dil ve edebiyat konusundaki yeteneklerinin ne denli muazzam olduğunu ortaya koyar.
1914 yılında babasının göz ameliyatı için aile Avrupa’ya taşınır. Tarafsız ülke olan İsviçre’de dört yıl kalan Borges, bu dört yılı entelektüel bir zenginlikle doldurma şansı yakalamıştır. İspanyolca ve İngilizce bilen Borges, İsviçre’de kaldığı süre boyunca; Fransızca, Almanca ve Latince öğrendi. Bu sayede beş dile hâkim olmanın verdiği zenginlikle Schopenhauer’u, Kant’ı, Spinoza’yı, Verlaine’i ve daha birçok düşünürü kendi dillerinden okuma fırsatını yakaladı. Daha sonra 1919 yılında Fransa’da kalan Borges ailesi oradan kısa bir süre sonra İtalya’ya taşındı. 1919-20 kışını ise Sevilla’da geçiren Borges, ilk şiirini de İspanya’da yayımladı. Denize Övgü adlı şiiri, Grecia Dergisi’nin 31 Aralık 1919 tarihli sayısında çıktı. 3
Bu edebi ilgi ve merak, Borges’in edebiyat dünyasında yenilikçi bir bakış açısı geliştirmesine olanak sağlamış ve Inquisiciones (1925) adlı eseri, onun edebiyat üzerine erken dönem düşüncelerini derinlemesine yansıtmaktadır. Bu eserinde, Modernist şiirin klişelerine karşı eleştirilerini dile getirirken, modernizm karşıtı yenilikçi bir edebi akım olan ultraizm’i benimseyen Borges 4 bu akımın aşırılıklarına da mesafeli bir tutum sergilemiştir.5 Borges, gençlik yıllarında kaleme aldığı bazı eserlerini beğenmemekte ve bu eserlerin varlığını hayatı boyunca inkâr etmektedir. 1920’lerde yayımladığı Inquisiciones (1925), El Tamaño de mi Esperanza (1926) ve El Idioma de Los Argentinos (1928) adlı kitaplarını daha sonraki yıllarda külliyatına dâhil etmemektedir. Bu eserleri sistematik biçimde dışarda bırakması, yalnızca estetik değil, aynı zamanda otobiyografik bir temizlik arzusu taşıdığını göstermektedir. María Kodama’nın belirttiğine göre, Borges’e Oxford’daki bir konuşması sırasında El Tamaño de mi Esperanza hakkında bir soru yöneltilmiş, Borges ise bu kitabın var olmadığını söyleyerek öğrenciyi aramaktan vazgeçirmeye çalışmıştır. Ancak ertesi gün kitabı bulan bir öğrenci bunu kendisine bildirdiğinde, Borges asistanı ve eşi María Kodama’ya dönerek, esprili bir şekilde “Ne yapacağız María, ben mahvoldum!” (“¡Qué vamos a hacer, María, estoy perdido!”) demiştir.6 Bu anekdot, Borges’in erken dönem yazınsal üretimlerine giderek daha eleştirel bir mesafeyle yaklaştığını ve estetik ölçütlerinin zamanla nasıl değişim geçirdiğini göstermektedir.7
1933 ve 1934 yıllarında yayımlanan Alçaklığın Evrensel Tarihi adlı deneme dizisi Borges’in ilk öykü denemeleridir. Bu eserinde Borges, bilinen insanların hayatları hakkında bilgi sahibi olur, ancak daha sonra bunları çarpıtır, değiştirir ve kendince yeniden yorumlar. Bu da dünya edebiyatına farklı bir tat ve yorum getirir.
Borges 1937 yılında yaşadığı maddi zorluklar nedeniyle Belediye Kütüphanesi’nde çalışmaya başlar ve ilerleyen yıllarda kütüphane müdürlüğüne kadar yükselir. Bir yandan çalışırken bir yandan da okuma fırsatı bulur, ayrıca modern edebiyatın uluslararası örneklerini de İspanyolcaya çevirir. Borges’in kütüphanelere ve kitaplara olan ilgisi su götürmez bir gerçektir. Hatta cenneti her zaman bir kütüphane olarak hayal ettiğini bile söylemiştir. Ona göre kütüphane tüm bilginin depolandığı, sınıflandırıldığı, kategorilere ayrıldığı yerdir ve kütüphane bilginin özümsenmesi demektir. Tüm bunlar sadece birer insani girişimdir. 8 Ona göre kitaplar, yalnızca bir temsil değil, aynı zamanda dünyayı yeniden şekillendiren bir gerçekliktir. Edebiyatın sınırlarını aşarak felsefe, teoloji, dilbilim ve metafizik gibi disiplinlerden beslenen Borges’in eserleri, klasik hikâye anlatıcılığının ötesine geçerek insan zihninin karmaşıklığını, hafızanın oyunlarını ve anlamın sonsuzluğunu keşfeden bir entelektüel miras sunmaktadır.9 Borges, okuyucuyu yalnızca bir hikâyenin içine çekmekle kalmaz, onu evrensel bir edebi müzeye davet ederek derin bir düşünsel ve kültürel yolculuğa çıkarmaktadır. 10
1938 yılı, Borges’in yaşamında hem derin kişisel kayıpların hem de yaratıcı bir dönüşümün yaşandığı önemli bir dönüm noktasıdır. Babasının vefatından kısa bir süre sonra geçirdiği bir merdiven kazasında başını ağır şekilde yaranır, ardından gelişen kan zehirlenmesi nedeniyle ciddi bir sağlık süreci girer. Bu dönemde görme yetisini tamamen kaybetme olasılığıyla yüzleşen Borges, edebi üretiminde yeni bir yön arayışına girer.
Quixote Yazarı Pierre Menard (1944) bu dönemde ortaya çıkan, gerçek öykü ve deneme arasında bir eserdir. Ardından gelen Tlön, Uqbar, Orbis Tertius (1941) ise bugünkü dünyanın yerini alan yeni bir dünyanın bulunuşuyla ilgili bir öyküdür. İki öykü de Sur adlı dergide yayınlanmıştır. Çalıştığı kütüphanenin pek hoşlanmadığı şartlarından kaçıp, bazen bodrum katında bazen ise çatı katında yazdığı Babil Kitaplığı’ndan şöyle söz eder;
Kafka esintileri taşıyan ‘Babil Kitaplığı’ adlı öykümü o belediye kütüphanesinin karabasanlı bir yorumu ya da bir tür abartılışı olarak düşünmüştüm. Metinde geçen bazı ayrıntıların özel bir anlam taşıdığı falan yoktu. Öyküde sözünü ettiğim kitap ve raf numaraları, orada elimin altındaki numaralardı. 11
Borges’in yazın dünyasında edebi ve felsefi ekoller yan yana durmakta, günahkârlar, azizler, melekler, şeytanlar, teologlar ve şairler bu kaotik ortamda edebi güçlerle donatılmaktadır.12 Yazar, çocukluğunda ortaya çıkan hayranlıklarını, fobilerini ve erişkin döneme ait endişelerini imgelere dönüştürüp, felsefi içerikle edebî dünyaya kazandırmaktadır. Bu yolla da, kendi benliğine ait unsurlara estetik görünümler vererek, edebî yaratımın en derin dürtülerinden biri olan “eserler aracılığıyla ölümsüzlüğü” elde etmektedir.13
Borges’in öykülerinde Kabala öğretisine olan ilgisi de yadsınamaz. Yazarın öykülerinde Kabala etkileri, özellikle semboller, karakterlere verdiği isimlerle ve metafizik temalar aracılığıyla sık sık karşımıza çıkar. Borges’in Kabala öğretisinden etkilenerek yazdığı ya da bu etkinin yer yer görünür olduğu öykülerine birçok örnek verilebilir. Arjantinli yazarın en çok konuşulan eserlerinden biri olan “Yolları Çatallanan Bahçe” öyküsü buna iyi bir örnektir; bazı araştırmalar Borges’in bu öykünün ismi ile kabalanın öğelerinden biri olan “hayat ağacına” gönderme yaptığına dair yorumlarda bulunur; diğer yandan yazarın eserlerinde neredeyse her zaman gördüğümüz labirentler -kimi kez bildiğimiz labirent formunda olmazlar-, yolların ve hikayelerin çatallanması gibi motifler, Kabala öğretisinin karmaşık yapısını yansıtmaktadır. 14
Yazarın yer verdiği, zaman kurgularının ve farklı evren tasarımlarının kökeninde, fantastik edebiyat aracılığıyla daha özgür yapıtlar yaratabilme kaygısı bulunmaktadır. Borges’in öykülerinde gerçekliği “aslına sadık” bir biçimde taklit etmek, bu yönde inandırıcı olmak gibi bir kaygıya rastlamayız. Aslında, bilincimizde yansıyan dünya da gerçekliğin ta kendisi olmayıp onun algılarımız ve zihnimiz aracılığıyla düzenlenen, tutarlılığa sahip bir yansımasıdır. Bu bakış açısından, temelde zaten “gerçek” olmayıp kurmaca olan edebiyatın böyleymiş izlenimini yaratması olanaklarını kısıtlaması gibi görünmektedir. Borges’in sözünü ettiğimiz kurguları, bu çerçevede, kendine özgü varoluş biçimleri tasarlamayı ve böylelikle yaratıcılığı daha üst bir düzeye çıkartmayı amaçlamaktadır. Borges’in öykülerinde biçimsel düzey ile fantastik öğelerin dengesi oldukça açıktır: yazar kurduğu evrenlerin varoluşsal düzeninde yenilikçi uygulamalara yer verse de öyküleri şekilsel olarak oldukça yalın ve gösterişsizdir. 15
Borges, farklı ülkelerde bulunma fırsatı yakalayarak çeşitli kültürleri ve tarihleri incelemiş, bu deneyimler eserlerine büyük katkı sağlamıştır. 1955 yılında görme yetisini kaybetmesine rağmen, entelektüel üretkenliğini sürdüren Borges’in eserleri pek çok dile çevrilmiş ve dünya edebiyatında yankı uyandırmıştır. Ancak, 1950’lerden itibaren, dünya çapında tanınan ve daha çok şöhretiyle bilinen, fakat eserleri bu ünü kadar okunmayan küçük bir yazar grubunun parçası olmuştur.16
1955 yılında Arjantin Ulusal Kütüphanesi’nin yöneticiliğine getirilmesi, Borges’in yaşamındaki en dikkat çekici çelişkilerden birini oluşturur. Çünkü kitaplarla dolu bu kurumun başına geçtiği dönemde görme yetisi büyük ölçüde zayıflamış ve artık eserleri kendi başına okuyamaz duruma gelmiştir. Borges, yaşamındaki bu karşıtlığı kendine özgü bakış açısıyla değerlendirerek bunu “Tanrı’nın zarif ironisi” olarak nitelendirmiştir.
Görme yetisini yitirmesinin ardından fiziksel dünyadan uzaklaşan Borges, gerçekliği kitap okumak, yazmak ve kitaplar üzerine düşünmek gibi entelektüel faaliyetler üzerinden tanımlamaktadır.17 Borges’in edebiyatı, önceki metinlerin yankılarını taşıyan, fakat aynı zamanda onları yeniden biçimlendiren “yazınsal labirent” olarak dikkat çekmektedir. Bu anlatısal yapı yalnızca bir evren modeli kurmakla kalmaz, aynı zamanda Borges’in edebi ve felsefi düşüncelerini iç içe geçirdiği bir metinlerarası labirent oluşturur. 18 Borges’in metinlerle kurduğu ilişki yalnızca bir yazarın üretim süreciyle sınırlı değildir. Farklı kaynaklardan edindiği birikimi eserlerinde çeşitli göndermeler aracılığıyla yeniden kuran Borges, anlatılarında çok katmanlı bir yapı oluşturur. Bu durum, okurun aynı metin içinde birbirine paralel ilerleyen farklı anlatılarla karşı karşıya olduğu izlenimini güçlendirir. Her şeyden önce o bir yazar olmaktan daha çok iyi bir okurdur. Öykü yazan bir şairdir. Her ne kadar felsefe ve mitlerden beslenmişse de asla bir felsefeci değildir.
Yazar Borges geçen yıllar içinde sekiz göz ameliyatı geçirmiştir. Bu ameliyatlar yaklaşık 1924 ile 1954 yılları arasında yapılmış, ancak görme yetisini geri kazandırmamıştır. Borges’in görme kaybı çocukluğundan itibaren ilerlemiş, yüksek miyopiyle başlamış ve zamanla ağırlaşmıştır. Kaynaklarda, katarakt ve retina sorunlarına yönelik birden fazla ameliyat geçirdiği, buna rağmen 1950’lerin ortalarında neredeyse tamamen kör olduğu belirtilir. Bir anlamda annesi onun gözü kulağı her şeyidir ancak 1975 yılında birlikte yaşadığı 99 yaşındaki annesini kaybeder. Bu durum Borges’e inanılmaz bir acı verir. Evdeki Fanny adındaki hizmetli tarafından Borges’in işlerine yardımcı olması için yazar ve çevirmen olan Maria Kodama işe alınır. Kodama, görme yetisini kaybeden yazara, imza günlerinde ve yazılarında yardımcı olur. İkili dünya turuna çıkar. Maria Kodama’nın çektiği resimler Borges’in yazılarıyla buluşur ve 1984 yılında yazar bu anılarını Atlas adlı eserinde bir araya getirir.1986 ‘nın 26 Nisan’ın da Borges ile Kodama Paraguay’da evlenirler. Borges ve Kodama dünya turuna çıktığı zaman İstanbul’a da gelir… Ve yazar Atlas isimli kitabında İstanbul’dan şu sözlerle bahseder.
Batı’da Osmanlıları temsil edecek önemli bir Türk ismin eksikliği hissedilir. Bize ulaşan yegâne isim Muhteşem Süleyman’ındır (e solo, in parte, vidi ‘l Saladino).
Peki ben üç günün sonunda Türkiye hakkında neler öğrendim? Görkemli bir şehir gördüm, Haliç’i ve Karadeniz’e açılan kıyılarında runik alfabeyle yazılmış taşlar keşfedilen Bosporos’u gördüm. Yumuşak bir Almanca gibi tınlayan hoş bir dil işittim. Burası birçok farklı ulustan hayaletlerin uğrak yeri; Bizans İmparatoru’nun muhafız alayını İskandinavların meydana getirdiğini, Hastings Muharebesi’nin ardından İngiltere’den kaçan Saksonyalıların da onlara katıldığını düşünmeyi yeğliyorum. Şüphesiz, bir gün geri gelip Türkiye’yi keşfe başlamamız şart.19
Düğünün ardından yazar kanserle mücadele eder. Borges 14 Haziran 1986’da Cenevre’de 86 yaşında dünyaya gözlerini kapar. Geride yaşanmışlıklarla beraber onlarca eser bırakır.
Serpil Tuncer
KAYNAKÇA
1-Borges, J. L. Evaristo Carriego. (P. Bayaz, Çev.). İstanbul: Can Sanat Yayınları, 2023. (S. 13).
2-Köz, E. (2019). Kant ve Borges’te zaman kavramı (Yüksek lisans tezi, Mersin Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe Anabilim Dalı). Mersin. (S. 44). Borges, J. L. (1989). Borges ve Ben. (C. Üster, Çev.). İstanbul: Afa Yayınları. [18].
3-Köz, E. (2019). Kant ve Borges’te zaman kavramı (Yüksek lisans tezi, Mersin Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe Anabilim Dalı). Mersin. (S. 44).
4-Demir, C. M. (2025). Yazınsal iletişim sürecinde bir örüntü aracı olarak mise-en-abyme: Robbe-Grillet, Calvino ve Borges anlatıları üzerine bir inceleme (Yüksek lisans tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İletişim Bilimleri Ana Bilim Dalı, Medya ve İletişim Bilimleri). Samsun. İlgürel, M. (2013). Jorge Luis Borges’in öykülerinde zaman ve uzam (Doktora tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü).
5-Demir, C. M. (2025). Yazınsal iletişim sürecinde bir örüntü aracı olarak mise-en-abyme: Robbe-Grillet, Calvino ve Borges anlatıları üzerine bir inceleme (Yüksek lisans tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İletişim Bilimleri Ana Bilim Dalı, Medya ve İletişim Bilimleri). Samsun. Harss, L. (1985). Borges Before Borges. Hispanic Journal, 6(2), 87–95. http://www.jstor.org/stable/44284053
6-Demir, C. M. (2025). Yazınsal iletişim sürecinde bir örüntü aracı olarak mise-en-abyme: Robbe-Grillet, Calvino ve Borges anlatıları üzerine bir inceleme (Yüksek lisans tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İletişim Bilimleri Ana Bilim Dalı, Medya ve İletişim Bilimleri). Samsun. Kodama, M. (1994). Prólogo. In J. L. Borges, El Tamaño de mi Esperanza (pp. 7–8). Buenos Aires: Seix Barral. Mendoza, C. A. (2013). Borges’s “Complete Works” After the Inquisition. Latin American Literary Review, 41(81), 5–26.
7-Demir, C. M. (2025). Yazınsal iletişim sürecinde bir örüntü aracı olarak mise-en-abyme: Robbe-Grillet, Calvino ve Borges anlatıları üzerine bir inceleme (Yüksek lisans tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İletişim Bilimleri Ana Bilim Dalı, Medya ve İletişim Bilimleri). Samsun.
08-Sezer, D. (2024). Borges’in öykülerinin imgelem yapıları kuramı açısından çözümlenmesi (Yüksek lisans tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İspanyol Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı). İstanbul. (S. 62). Piper, P. S. (2001). For Jorge Luis Borges, Paradise Was Not a Garden but a Library. American Libraries, 32(7), 56–58.
9-Demir, C. M. (2025). Yazınsal iletişim sürecinde bir örüntü aracı olarak mise-en-abyme: Robbe-Grillet, Calvino ve Borges anlatıları üzerine bir inceleme (Yüksek lisans tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İletişim Bilimleri Ana Bilim Dalı, Medya ve İletişim Bilimleri). Samsun. (S. 86–87). İlgürel, M. (2013). Jorge Luis Borges’in öykülerinde zaman ve uzam (Doktora tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü).
10-Demir, C. M. (2025). Yazınsal iletişim sürecinde bir örüntü aracı olarak mise-en-abyme: Robbe-Grillet, Calvino ve Borges anlatıları üzerine bir inceleme (Yüksek lisans tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İletişim Bilimleri Ana Bilim Dalı, Medya ve İletişim Bilimleri). Samsun. (S. 86–87).
11-Köz, E. (2019). Kant ve Borges’te zaman kavramı (Yüksek lisans tezi, Mersin Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe Anabilim Dalı). Mersin. Borges, J. L. (1989). Borges ve Ben. (C. Üster, Çev.). İstanbul: Afa Yayınları. [18].
12-Demir, C. M. (2025). Yazınsal iletişim sürecinde bir örüntü aracı olarak mise-en-abyme: Robbe-Grillet, Calvino ve Borges anlatıları üzerine bir inceleme (Yüksek lisans tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İletişim Bilimleri Ana Bilim Dalı, Medya ve İletişim Bilimleri). Samsun. (S. 87). Sosnowski, S. (1973). Borges and the Kabbalah: The Search for the Word. Proceedings of the World Congress of Jewish Studies, 125–132.
13-İlgürel, M. (2013). Jorge Luis Borges’in öykülerinde zaman ve uzam (Doktora tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Batı Dilleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı, İspanyol Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı). İstanbul.
14-Sezer, D. (2024). Borges’in öykülerinin imgelem yapıları kuramı açısından çözümlenmesi (Yüksek lisans tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İspanyol Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı). İstanbul. (S. 27).
15-İlgürel, M. (2013). Jorge Luis Borges’in öykülerinde zaman ve uzam (Doktora tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Batı Dilleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı, İspanyol Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı). İstanbul. (S. 62–63).
16-Demir, C. M. (2025). Yazınsal iletişim sürecinde bir örüntü aracı olarak mise-en-abyme: Robbe-Grillet, Calvino ve Borges anlatıları üzerine bir inceleme (Yüksek lisans tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İletişim Bilimleri Ana Bilim Dalı, Medya ve İletişim Bilimleri). Samsun. (S. 86–87). Sarlo, B. (1995). Borges, un Escritor en las Orillas. Borges Studies Online. J. L. Borges Center for Studies & Documentation.
17-Demir, C. M. (2025). Yazınsal iletişim sürecinde bir örüntü aracı olarak mise-en-abyme: Robbe-Grillet, Calvino ve Borges anlatıları üzerine bir inceleme (Yüksek lisans tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İletişim Bilimleri Ana Bilim Dalı, Medya ve İletişim Bilimleri). Samsun. (S. 86–87). Manguel, A. (2023). Borges’in Evinde. (C. Akaş, Çev.). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
18-Demir, C. M. (2025). Yazınsal iletişim sürecinde bir örüntü aracı olarak mise-en-abyme: Robbe-Grillet, Calvino ve Borges anlatıları üzerine bir inceleme (Yüksek lisans tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İletişim Bilimleri Ana Bilim Dalı, Medya ve İletişim Bilimleri). Samsun. (S. 87).
19- Borges Jorge Luis, Atlas, Çeviren Emrah İmre Can Yayınları 1. Baskı-2021 İstanbul
S.25
