0

Bir süredir geçmişi düşünerek kendime zarar verirken, geleceğimi nasıl inşa etmem gerektiğine kafa yorup huzurumu nasıl kaçırdığıma şahit oldum. Damağımda berbat bir tat bırakıyor. İki zıt kavramı hayatınızda aynı anda tutmanın ne kadar zor ve itici olduğunu bilirsiniz. Mesela, bir insan aynı anda hem iyi hem kötü olamaz. Bu evrene aykırıdır. Ya da hem minyon insanlar gibi kısa olmak isterken hem bir manken gibi uzun olmayı dileyemez. Bu ise saçmadır. Ve ben uzun bir zamandır aynısını yapıyorum. Saçma demeden, aykırıyı düşünmeden; sadece yapıyorum.

Eğer eski yaşamınızda çok da iyi şeyler yaşamadıysanız geçmişinizi düşünmenin yüzünüzdeki hüzne ve kalbinizdeki burukluğa sebep olduğunu hissedersiniz. Her ne kadar ‘geçmiş’ olsa da acısının her saniyesini korur. Bu geçmemiş olduğunu, sadece yaşanmış ve hâlâ çok acıtıyorsa, bir daha acının bu kadar büyüğünü yaşamayacağınız anlamına gelir. O acıyı yaşadığınız için kendinizi suçladığınıza yemin edebilirim. Kalp kırıklığınızın suçlusunun kendiniz olduğunu düşünüyorsunuz. Şu anda da bunu düşünüyorsunuz ve yarın da bunu düşüneceksiniz. Ama asla asıl suçlamanız geren kişi aklınıza gelmeyecek. Halbuki kalbinizi ne kadar kırdı ne kadar hüsrana uğrattı sizi. Şu an o korkutucu geçmişinizi düşünmenizin tek nedeni, O. Tek bir hayal kırıklığı, binlerce kalbe batış, litrelerce kan.

Bakıyorum da insanlar ne kadar kaygılı. Ne kadar çok düşünüyor geleceğini. Tabii diyebilirsiniz, “Düşünüyoruz çünkü düşünmemiz gerekiyor.” diye. Buna bir isyanım yok ki. Sadece size kazanamayacağınızı düşündüğünüz okulun, geçemeyeceğinizi hissettiğiniz mülakatın veya sahaya çıktığınızda rakibin kazandığını düşlediğiniz sahnenin sıkıştırdığı kalbinize bunu yapmaya değmez. Çünkü umduğunuz, düşündüğünüz, hissettiğiniz hiçbir şey daha olmadı, olayların gidişatını değiştirmek için henüz zamanınız var. Siz hayata geçirene kadar hiçbir şey gerçekleşmedi. Bir şeyler var olmak için hâlâ sizi bekliyor. Siz yapana kadar duruyorlar ve ne yaparsanız ona göre şekillenecekler. Emin olun, kalbinizin sesi Fizan’dan duyulurken bir işi istediğiniz gibi yönetmek hiç de kolay olmayacaktır.

Şimdi derin bir nefes al ve etrafına bak. Şu an buradasın. Geçmişinin üstünde toz var ve gelecek her şey için çok uzak. Sen şu an tam buradasın. Ne geçmişte kaldın ne de yaşanacaklar henüz gerçek oldu. Olmadı çünkü sen şu an tam bu zamanda yaşıyorsun. Bir takım şey yaşandı ve bir kısmı da yaşanmayı bekliyor ama sen şimdi yaşıyorsun. İçinde bir yerlerde yaşamayı sevdiğini biliyorum fakat sevdiğin yaşam şu an olmalı.

Unutmayın, şimdi yaşıyorsunuz ve bu anı bir daha asla yaşayamayacaksınız. Şimdi, sonuna kadar yaşayın bu vakti. Bol bol soluyun bu dakikanın havasını, onu bir daha hissetmeyeceksiniz. Saatin sesine kulak verin, şu saniyelerin sesini bir daha duymayacaksınız. Size deli diyecekler ama tam şu saniye yukarı bakıp kahkaha atın, bu kahkaha bir daha asla atılmayacak. Evet, evet böyle.

Yapmanız gereken tek şey, geçmişin üstündeki tozu silmemek ve geleceği düşünüp kıymetli vaktinizi öldürmemek.

Ayşe Melek Aygüneş

Leave a Comment

İlgili İçerikler