TOZDAN KADIN Dinlenme tesisine yanaşan beyaz otobüsün otomatik kapısı açılır açılmaz ilk o indi. Sıcaktan erimiş asfalta ayağını basar basmaz yere düşen gölgesi silinip...
SIM(İ)AY
Simi, saklı bir kabuk, sedefli
Kutsanmış, ele geçmeyen
ve vermek istediği kadar sunan:
öyle görmüştüm onu
Ege mavisinin zarif dalgası içinde
Ölüm düşmez aklıma burda gündüzleri
Gece nasıl orman hayvanına dönüşür, bilirim
Sarp kayalıklarıyla ulur
ardından gelir rüzgârda burkulan adımlarımın
Yavrularını koruma içgüdüsüyle, hazır
Arkamı döner dönmez
bir kapı tokmağı oluverir
Tek isteğim oysa
biraz ailem olman,
biraz arkadaşım
yerleşmen yanımdaki boş sandalyeye:
Bir tekerleme mırıldanırız, Adalar’a dair
O uykuya, göğün kuyusu kadar tabansız,
dalabileyim diye zamanım gelince.
Senem Gökel
