AYVALIK’TA BİR ÇİNGENE RUHUN GÜNCESİ Bir haftadır Ayvalık Dalış köyünde sevgili kayınvalidemin aldığı yazlıkta keyifli, “yediğim önümde yemediğim ardımda” şanslı bir damat gibi tatil...
ÖRTÜ
Nehrin öte yamacında
Eşsiz çiçekler boyun büker…
Ayaklarımı dağlayan buz denizler
Yolunmuş bir dal
Mıhlanarak kalakalmış izlenceler
Kendilerine yol kurmuş taşlık geçitler…
Serin yünler sarmış yeşil çimen başlarını
Beyaz örtüler…
Üşüdükçe kabaran üşüdükçe kaybolan
Kilit tutmaz kibrit çakmaz seneler
Soğuk soba…
Nehrin yüreğine yağan yapraklar
Dallardan memnuniyetsiz kırık kanatlar
Terk edilmiş çağlayanlar
Elbet bir gün uyanacak
Çınar içlerinde gizlenen çocuklar
Gözler s’izleri arar
Nehrin kaynağı dermanını artıran
Yaban incirleri yücelere tırmandıran
İğde kokuları
Çelik misketler ip ağlara asılan
Zorlayan dizleri
Akışa asılmak çözüm belki
Sürüklenmek girdabında
Nehrin sonunda sükûnet bulan suya karışarak
Uzanmak ufuklara…
İlknur İşcan Kaya
