ZEMHERİ Ustamı son yolculuğuna ben hazırladım. Kahverengi gözlerini, “Ben dünyadan bütün hevesimi aldım.” der gibi kapatmıştı. Oysa mutlu olmak için attığı her adımda...
KADININ GÖLGESİNDE DEĞİL, IŞIĞINDA ŞİİR
Sennur Sezer, Türk şiirinin hem toplumsal hem de bireysel damarlarını güçlü bir şekilde birleştiren şairlerden biridir. Sennur Sezer’in dünyasına girmek, bir kadının kalbinde sakladığı binlerce isme, acıya ve umuda dokunmaktır. Kadın onda bir gölge değil; hayatın tam ortasında duran, sesi rüzgâra karışan bir candır. Sezer, kadınların görünmeyen yaralarını, sessiz direnişlerini ve gizli sevincini şiirin inceliğine katıp yeniden canlandırır. Onu okurken, her dize bir kalp atışı gibi içimizde yankılanır.
Sezer’in kadın duyarlılığı yalnızca bir şiir tekniği değil bir yaşamın, bir acının ve bir umudun içtenlikle paylaşılmış hâli, kendi yaşamının da izdüşümüdür. İşçi sınıfı kökeninden gelen Sezer, kadın bakışıyla şiiri mutfağın sıcak buharının, fabrikanın metal kokusunun, sokağın gürültüsünün içinden süzüp getirir. Kadını, kırılgan bir imge olmaktan çıkarır; hayatı omuzlarında taşıyan, görünmeyen yükleriyle sessiz ama derin bir iz bırakan bir özneye dönüştürür. Emeğin, acının, sevginin ve mücadelenin iç içe geçtiği o geniş yaşam alanında, kadın her hâliyle görünür olur. Sennur Sezer’in kadın duyarlılığı işte tam burada filizlenir: Hayatın ağırlığını taşıyan ellerde, sessizce büyüyen yaralarda, bir türlü dinmeyen umutlarda…
Onun şiirleri, kadınların hem iç dünyasının hem de toplumsal mücadelesinin kaydını tutan birer tanıklıktır. Sennur Sezer’in kadın duyarlılığını en güçlü anlattığı şiirlerden biri olarak özellikle öne çıkan ‘Doğuran Bir Kadına Direnç’adlı şiiridir. Başlığı bile kadınlık, annelik ve direnişi doğrudan çağrıştırıyor. Kadın emeği, annelik sorumluluğu ve toplumsal direnişin bir arada işlendiği, kadın kimliğinin çok boyutlu yansıtıldığı bir şiirdir. ‘Yankı’ adlı şiirindeki “Ağrımasa bilir miydim / yüreğimin yerini?” dizesi hem fiziksel hem duygusal acının kadının kendi varlığını hissetme biçimine dönüştüğünü gösteriyor.
Sennur Sezer’de kadın; acı çektiği, yüklendiği, zorlandığı ölçüde varlığını duyumsayan bir figürdür. Burada acı, bir tür farkındalık aracıdır. Sennur Sezer’in duyarlığı, “romantik” bir kadınlık değil; emekçi, bedensel, sınıfsal ve direnen bir kadınlıktır. Şiir, kadınların gündelik yaşamda görünmezleşmiş acılarını görünür kılar.
Sennur Sezer, kadının bedenini sadece bir güzellik nesnesi olarak görmez; o beden üzerinden yaşanan yalnızlığı, bastırılmış arzuları ve toplumsal baskıları da işler. “Uyu kozanı ör / Kapat dünyaya duvarını” dizeleri, kadına önerilen sahte huzuru simgeler. Kadın yalnızca fiziksel değil, duygusal ve toplumsal anlamda da yalnız bırakılmıştır. Baskılar yüzünden susan kadın, bir noktada boğulmaya başlar. “Boğarlar ipekböceğini” dizesi, kadının bastırılan varlığını simgeler. Sezer, bu yalnızlığı ve sessiz çığlıkları dile getirir.
“Binlerle çoğalmaktır dileğim/Bebelerim daha küçük / Sütüm gürdür ama beslemez // Üçünü kızamıktan gömdük / Biri üç ay yaşadı / Bir sevincimiz okuldakiydi, vurdular” dizesindeki anne, sadece acı çeken değil, bu acıya karşı mücadele eden bir figür hâline gelir. Anne acısının yanı sıra toplumun yükü de hissedilir. Sezer’in kadınları için aşk da emek de yas da bir mücadele biçimidir. Bu şiir toplumsal ve ekonomik koşulların, bir annenin çoğalma arzusunu nasıl bastırdığına dair çarpıcı bir örnektir. Sennur Sezer’in kadınlara bakışı romantik değil, gerçektir.
Onun şiirindeki duyarlılık; acıdan, yoksulluktan, yaşanmışlıktan gelir. “Al umudu / Ver çocuğa büyütsün” dizesi, bu duyarlılığı en güzel anlatan örneklerden biridir. Sezer’in kadınları yaşadıkları her zorluğa rağmen, umudu elden bırakmaz. Duyarlılığı sadece hissetmekle kalmaz, şiire ve hayata dönüştürür.
Sennur Sezer’in kadınları; çalışır, sever, üzülür ama asla susmaz.
‘Sesimi Arıyorum’ adlı şiirinde: “Ülkemin bütün kadınları gibi tırnaklarım küt / Ateşten sıcak bir tencereyi yanmadan alabilirim” “Kızgın demirlere değen ellerimiz / Su toplayıp kabarır, nasırlaşır” derken kadının günlük yaşamda alıştığı zorlukları ve dayanıklılığını çok sade ama etkileyici bir şekilde gösteriyor.
Kadının yüreği nasırlaşsa da acılarla dövülse de umudunu ve sesini kaybetmez.
‘Gümrükçü sorular’ adlı şiirinde de söylediği gibi “Düş görmek için çocuk gözleri / Şarkı söylemek için çocuk sesleri / Şıngırdıyor bağrımda” Kadının duyarlılığı, çocuklarla, yitirilmiş hayallerle, saf umutlarla iç içedir. Şiir bir kadının iç sesi olmuştur.
Sezer’in şiirlerinde kadın duyarlılığı hem bireysel hem toplumsal boyutlarıyla güçlü ve çok katmanlı bir şekilde işlenir.
‘Kadının Akşam Duası’ şiiriyse kadının dünyasına ve iç sesine dair açık mektuptur. Sezer’in duyarlılığı, yalnızca kadın olmakla açıklanamaz. Onun şiirlerinde gördüğümüz kadınlık hâli:
-Toplumsal eşitsizliklere karşı bilinçli bir isyan,
-Kendi yaşam deneyiminden beslenen sahici bir duygudaşlık,
-Yoksulluk, yalnızlık, cinsellik, şiddet ve umut ekseninde bir poetika oluşturur.
“Soyut” adlı şiirinde: “Bir kadının mavide salınır ayakları / ve çocuğu doyurmaz oluverir ağlamak” Bir yandan şiirsel bir imge, diğer yandan çıplak bir gerçeklik… Kadınlar hayal kuramaz hâle gelir çünkü çocuklarının karnı açtır. Duyarlılığın kaynağı tam da bu çelişkide yatar.
Yüreğimize hüzün yükleyen ‘Annem ve Kuşlar’ adlı şiiri sadece annelik üzerinden değil, kadınların yaşamındaki farklı rollerin ve sorumlulukların nesiller boyunca nasıl aktarıldığını, kadınlar arasındaki dayanışmayı ve duygusal bağları da anlatır. Yaşanmışlıkların paylaşılması üzerinden kurulan duyarlılığı ve içtenliğiyle Sennur Sezer’in kadın kimliğine bakışını en iyi yansıtan eserlerden biridir
Sezer’in dizeleri bittiğinde bile, geride kalan şey bir şiirden fazlasıdır; kalpte yankılanan bir teşekkür, yeryüzündeki bütün kadınlara tutulan ince bir umut sözüdür.
Kadın olmak hem incinmek hem iyileştirmek hem susmak hem direnmektir. Sezer, kadınların hikâyelerini yalnızca yazmadı; onların acılarını taşıdı, umutlarını korudu, sessizliklerini sese dönüştürdü. Her dizesi, bir kadının iç çekişi kadar gerçek; bir kadının ayağa kalkışı kadar güçlüdür.
“Bir gün bir kadın ayağa kalkar / Dünya değişir.”
Anısına saygıyla…
Kaynakça:
Sezer Sennur, Direnç Şiirleri (toplu şiirler), Evrensel Kültür Kitaplığı, Kasım1995
Nurdan Aladağ
