0

HAYIR SATIR BOŞLUĞU BIRAKMAYACAĞIM BU ŞİİRDE

korna çalıyor arkadaki araçlar

trafik ışıkları ömrümüzü üç renge ayırdı

anneler çocuklarını üniversite puanına göre seviyor

halk ekmek kuyruklarının konumu çamaşır iplerinde asılı

3+1 gülüyoruz yani metrekarelere çarparak

kafa kağıdım devlet dairesinde imzada bekliyor

uyuyan berber dükkânlarında saçlarım yine uzayacak

saat ilerledikçe duvardaki çivi derinleşiyor

marketten çıkan poşetler kadar yorgunuz

hayır satır boşluğu bırakmayacağım bu şiirde

saçlarını yüzünden toplayamayan hasta kayıt görevlisi

günün anlam ve önemini belirtiyor

“yaşamak için lütfen sıraya giriniz”

müsait değilim müsait değiliz tuvaletlerde rahat yok

ayakkabılarına bakarak karşıdan karşıya geçen bir nesli seyretmek

patlamış mısırla iyi gitmiyor

ha bir de seni gördüğümde kalp çarpıntım var

bataryalar “ling ling” bitince devreye giriyor

uyur uyanık bir yerde buluyorum kendimi

yürüme mesafesi değil

arabayla gidemezsiniz

uçarak yaklaşık on beş dakika

-boarding listelerinde adım kayıtlı-

hayır satır boşluğu bırakmayacağım bu şiirde

annelerin çocuklarının büyüdüğünü kabul etmemesi yalancı çıkarıyor takvimleri

plazaların klimaları mevsimleri işten çıkardı

pencereyi açıyoruz yine de biraz dışarı girsin diye

buzdolabı ışığında yoksulluk daha beyaz gösteriyor

babaların cebinde buruşan market fişleri kadar kırgınım

hayır satır boşluğu bırakmayacağım bu şiirde

bazen düşünüyorum çileği jiletle kanatan seraları

kolunda rolex saati olanın olmaz kan kardeşi

nanelerin kokusunu gözaltına alıyor

gözlerindeki lenslerin yeşili

hoş bulmadık dünya kolonyalar ferahlatmıyor

hayır satır boşluğu bırakmayacağım bu şiirde

görgü kuralı ve fizik bir de kozmetoloji

hepsinden biraz al çok al

ayıplanır yaşının sorulması bir bayanın

üç kez yanlış girilen şifre iptal

kamera kayıtları hafızamızdan daha iyi hatırlıyor

 

hayır satır boşluğu bırakmayacağım bu şiirde

artık politik konuşabilir miyiz mikrofonları açık unutarak

bir uzak kulağımın dibi bombalar ses getiriyor

açık hava konserlerinde şarkı söyleyenleri herkes unuttu

o sıra içimizden bir ambulans geçti

bazı ülkelerde siren sayılıyor botların şişme sesi

göçmen kelimesi en çok çocukların üstüne bol geliyor

reklam panoları çok aydınlıktı bizi kimse görmedi

asansör çalıştığı sürece medeniyete inanıyorduk

bu çağın en büyük icadı uzaktan üzülme teknolojisiydi

daha söyleyeceklerim vardı ağzımdaki metal cümleler detektöre takıldı

korkuluk demirlerine yaslanmak hayatta tutuyor bizi

duvarların aynalarına bakıp yaşadığımızı anlamamız

tabloları fotoğrafları duvarların

Ortadoğu’da yaş ortalaması düşüyor insan hayatının

 

Gökhan Oskay

 

 

 

 

İlgili İçerikler