0

MARDİN BENİ ÇAĞIRIR

Altın sarısıdır Dicle sabahları

Sanki güneşle yarışan bir sarı

Tarihin içinden süzülüp

Kuyumcular çarşısında gümüşe dönüşür

Uğultular yükselir Kasımiye’den,

Yaşamın sırrı suyu anlatır

Şimdi Mardin beni çağırır

 

Dara Antik Kentinde zaman suskun

Çekip alır gizemiyle derinlere

Tozlu kayaların çığlıklarında

Mezopotamya yankılanır

Ah, anahtarını bulabilsem de

Açabilsem kapılarını yüzyılların

Mardin, ısrarla haydi gel diyor

 

Dar sokaklarda ve taş evlerde

Kucaklaşır, dinler ve mezhepler

Gün gelip Ortadoğu’nun göreceği

Kanlı savaşlardan habersiz

Sevgi diliyle bütünleşir insanlar

Söyle Mardin söyle

Ne derlerdi peygamberler,

Görselerdi bu vahşi çağı

 

Fazıl Alasya

İlgili İçerikler