0

Ismarladığım endişeler yolların korkulu rüyası

Dağın öfkesini tutan denizin ıslak ruhu

Renksiz bir isteksizlikle elerken kayaları,

Gökyüzü usulca siliyor yıldızlarını,

Gündüzün uyurgezerliği sendelettikçe geceyi

Ne var ne yok, tersane, hapishane, aşevi, gecekondu

Aklını başına getiriyor yağmur, emdikçe bulutu…

 

Sabır cenderesi bağlıyor taşların elini dilini

Temizleyemez içerdekilerin teri, kibrin kirini

Kurşunlar delerken ipek uykuları

Çatlayan ar damarları dikilir mi

Yaylandırdıkça sözcüklerin ipini…

 

Birden, söz balçıklarını birleştiriyor gümüş us

Hızla parçalıyor beton düş tesettürleri ve

Mavi ağaçların kovaladığı bir orman doluyor

İç denizlerime, aşk diye bir kırgınlık olsa bile,

Geçiveriyor ağzımdaki kuş seslerini öpünce…

 

Ezilen üzümlerin feryadı dönüşürken şaraba

Esrik, ürpertili tutkusundaki kıvılcımlar

Zamana sorgulatıyor damlaların kanını

Ve çılgın dalgaları düzleştiren denizin

Dizginlenemeyen özgürlük çağrısı,

İncilere kırdırarak midyelerin zincirlerini

Kül biriktirenlere de sevdirecek ateşi…

Gülsüm Işıldar

Leave a Comment

İlgili İçerikler