0

VEDA

Belki de eski bir zamanda, sadece kendisinin bildiği bir zamanda kalmıştı. Kaldığı zamanı nitelemek zordu. Çok çabaladı ama nedense hep başarısız oldu. Şimdiki zamanda var olduğundan da emin değildi herhalde. Neden böyle söylüyoruz? Çünkü ona karşı olan sohbetimiz, eskilere dayanan bir dostluğun nişanesi olarak hâlâ varlığını sürdürmektedir. İyi bir insanda bulunabilecek bir sürü haslet ve niteliği bir arada taşırdı. Hep öyle görmüştüm. Hep öyle bilmiştim. Ama insan olmakla herhalde kusur denizinden nasibini de almıştı. İnsanların kusurları olurdu. Elbette olurdu ve onun da vardı.

Şimdi, sabırsızca nedir kusurları diye merak edeceksiniz. Çok uğraştırabilirim sizi ama değer verdiğim insana olan hislerim buna engel oluyor. Varlıklara karşı genel ve kapsayıcı bir sevgisi vardı. Onun bu hâlini gıpta ile seyrederdim. Birçok kere ona nasıl başarıyorsun diye sordum, durdum. Aldığım yanıtlar hiçbir zaman yeterli olmadı. Bu hâline karşı kurduğum sıcaklığı ve istenci tasvir etmek, bence, pek kabil cihetinden bir husus değildi. İstediğim şekliyle, gerçi ne isteyebileceğimi de tam olarak kestiremiyordum, bana yanıt vermesini bir süre sonra bıraktım. Sadece o hâlinin sanki sonsuz bir hâli olduğuna olan inancıma sığınıp, ne kadar çok görürsem belki bir sonuç elde edebilirim düşüncesinin tatmin edici telkinlerine kendimi bıraktım.

Her vakit, kendinden önce ve sonra gelen vakitlerin arasında sıkışmıştır. Onlardan bağımsız bir vakit düşünmek benim için çok zor. Daha sonra bunların anlamı konusunda şanslı olma umuduna sarıldım. Kendimce hayatımda bir dengeye sahiptim. Ama o, benim kadar şanslı değildi, öyle sanıyorum. Vakitlerin birinde, bir ara vakte boyun eğdi ve orada kaldı. Bundan sonraki yaşamının ne anlamı var diye pek düşünmedim. Hâlâ bir sevgi pınarı idi ama kendisini bir türlü bulamayan bir insana dönüştü. Davranışları mekanik bir ritüele boyun eğdi ve hayatı olduğu gibi kabullendi. Ona çok acımıştım. Hâlâ da acıyorum. Sevgi pınarı olan bir insan nasıl olur da bir sevginin kıskacı altında yaşamı kendisinin bilmediği ve anlamadığı yeknesak bir devinime terk ederdi? Olmaz diye düşündüğüm ve yaşam enerjisinin yavaşça ruhundan çekildiği bir insan olup çıkmıştı. Evet, hâli buydu. Âşık olmuştu ama karşılığı olmayan bir aşktı bu. Nasibine düşen aşkın ona karşılık vermek istememesi biçiminde bir problem ile yüzleşmek zorunda kalsaydı, belki sorununa bir çözüm bulabilirdi. Ona yardım da edebilirdim ama işte, meselenin böyle bir tarafı yoktu.

Birçok kez anlattım, durdum. İkna etmeye çalıştım ama nafile. Öyle içten ve derin bir sevginin kollarındaydı ki bir süre sonra bunun tarifinin mümkün olmadığına inandım. O ise neler olup bittiğini düşünemiyordu bile. Sevdiği kadının ona karşılık veremeyeceğini düşünemiyordu. Çok yıpratıcı vakitler ile boğuştuğunu biliyordum. Ama çaresizdi. Kendisi de durumu kabullenmek istemiyordu ama sonunda durumunun çözümsüz olduğunu kendisi de anladı. Sevindirici bir şeydi bu. Umutlanmıştım onun için. Ama gel gelelim ki kazın ayağı öyle olmadı. Bu durum onun o taşkın sevgi pınarını da kuruttu. İyice dünyadan elini çeken birine dönüştü. Çok elim verici bir hâli vardı. Çabaladım, çabaladık. Sevenleri ve ona değer verenler, her gün bir çözüm bulmak için uğraştı. Umudun tükendiği yere varıldığında artık yapılabilecek bir şeyin olmadığını düşünmeye başladık ve kendimizi inandırdık.

Çabalamaktan vazgeçtik. Yaşama karşı gösterdiği sevgisinin tekrar yeşereceğine olan inancımız sonuçta umut ile yoğruldu ve hiçbir vakit ondan vazgeçmeyeceğimiz biçiminde vücut bulan bir düşünceye dönüştü. Arada sırada o hülyalı hâlinden sıyrılır gibi oluyordu ve o vakitlerde onu öyle görmek umudumuzu artırıyordu. Ama tahmin edeceğiniz gibi bu hâller pek kısa sürüyordu. Ne kadar vakit geçti bilmem ama bir gün artık arada kalan bir vakit kalmadı. Gülümsüyordu. Yüzündeki o huzuru tarif etmek de imkânsız gibiydi. Anlamak için sormaya çabalasak da yanıt alamayacaktık. Sonuçta bildiğimiz tüm vakitlerden kurtulmuştu ve belki de onun vakti sadece sevdiği olarak ifade edilebilecekti. Yüzüne tekrar baktım. Artık neredeyse emindim. Yanımızda değildi ama nereye gittiyse orada vakit sevdiğiydi. Çok şey söylemek belki de zayıflık göstergesidir. Hiç bilmem. Bu düşünceden çekinirim.

,“Elveda dostum, galiba sonunda başardın.” dedim ve bir daha görüşemeyeceğiz düşüncesinin burukluğuyla oradan uzaklaştım.

Barış Ayhan

 

İlgili İçerikler