NOKTA yüzün başka bir ülkenin rüzgârı uğrak yerinden kanıyor yaramız sensiz bir damla düşmez yere aynı tekneden geçirdik ekmek yaptığımız hamuru sabah olunca...
“Nasılsın?” diyorsun.
“Nasılsın?” diyorsun.
Sorma inan bilmiyorum nasılım,
Biraz hüzünlü, biraz kederli, biraz yorgun, biraz elemli,
Nasıl bir haldeyim bilmiyorum.
Batan güneşe hüzünleniyorum fakat doğacak güneşe hevesli,
Karanlığın dibine batıp çıkamamak mı, korkuyorum,
Yoksa karanlığın zirvesinden sonraki aydınlığın umudunda mıyım,
Nasılım inan bilmiyorum
Bir çınar ağacı mıyım yoksa bir çalı mı?
Dallarımın budandığını biliyorum,
Kırılan dallarımın acısını mı çekeyim,
Yoksa baharda yeniden canlanacağıma mı sevineyim,
Nasılım inan bilmiyorum
Fırtınaların, rüzgarların ve şimşeklerin kasvetinde miyim,
Yoksa yağacak yağmurun bahçemi sulayacağına mı sevineyim,
Kararan gökyüzünün umutlarımı karartmasına mı üzüleyim,
Yoksa doğacak yeni günün ışıklarıyla parlayacağıma mı sevineyim?
Nasılım inan bilmiyorum.
Birgül Altıntaş
