ORHAN DEĞİRMENCİ Postacının elime tutuşturduğu zarfa daldım gittim. Kapı aralıktı, öyle kalakalmıştım. Bir süre sonra kendime gelip kapıyı kapattım, içeri geçtim. Zarfın içini az...
Umudum işte, umudum!
Ekmek getiren bir baba gibi
Sesinde güneşin sesi
Köprü altına vuran balıktan
nefesi
Ayın ensesi gibi
Şeker toplayan çocuktan,
biraz da gül suyu
Gözlerinde yaldızlı bir kuyu
Mavim mavim ötesi,
Beyazlı ipeklerle gülüyor
eteği
Bileği sarı,
umudumun kızları!
Ekmek dişleyen çöpçü gibi
Boğuyor karanlığı…
Karanlığın aralığı, altın çeşmesi
Bademsi bir anı, bir yudum…
Umudum işte, umudum!
Kör beyaz mekanında,
Çiçek açan dağın serinliği var
bakışında…
Beyazlı atlar koşuyor etrafta,
Işıklar kesiyor göz göze bizi
Umudum işte!
Ne o konuşuyor
ne de ben,
Sadece dinliyoruz birbirimizi…
Enes Yeşil