0

Yeryüzünün gökyüzüne eş olduğu bir dönemde, karanlığın gündüze egemenlik kurduğu zamanlarda yaşayan aidiyeti bilmeden sahipliği isteyen ve her şeyi almak olarak gören bir ruh vardır. Bu ruh karanlıklara örtülü kalbini saklamak için tüm güzellik tanrıçalarından yardım alıp bedenini aydınlıkla süslemiştir. Tüm vücudu ışık parıltılarıyla, mumlarla ve ihtişamla örülüdür. Kendine kar tanesi demektedir bu ruhsuz ruh. Evren artık karanlığın evrenidir. Yeryüzünde yaşayanların büyük çoğunluğu karanlık evrende yaşayabilmek için duygularını bekleyici denilen zaman bekçilerine vermiştir. Bu dünyada rahat yaşayabilmesi temel koşulu duygulardan arınmaktır ve böylelikle umutlar aleminde bir hayal kurmak olanaksız olacaktır. Bu dünyada sevgi, sadakat ve umut en büyük günah ve suçtur. Sevginin yerini ihtişam, sadakatin yerini öfke, umudun yerini ise sahte ilişkiler ele geçirmiştir. Birini sevmek ve birine tüm kalbinle değer vermek bu dünyanın en büyük suçudur. Gün ışığını yok eden evren, insanlara sevgiyi yok etmeyi öğretmiş ve sevgiye dair ne varsa hepsini koca bir fırtına gibi uçurup götürmüştür. Bu dünyada insanlar günü derin uykularda geçirip, kalan zamanlarında sahte dostluklara ve egolarının gücüne sığınırlar. Yalnızlık en temel kuraldır burada, herkes birbiriyle beraberdir ama herkes yalnızdır. İlişkiler temelde ben odaklıdır ve sevgi sözcükleri yasaklanmıştır. Herkes birbiriyle çift ama kendine yabancıdır. Bir sonraki gün başkasıyla çift ama yine kendine yabancıdır. Adaletsiz ve erdemsiz olmak en olmazsa olmazıdır bu karanlık evrenin. Ruhunu satmak ve satılan ruhunu reddetmek kimliktir burada. İncitmek, zarar vermek, nefret ve kaos en temel besinidir bu toplumun. Her şeyin sahte, insanların acımasız olduğu bu düzende mutluluk her insanın sahip oldum dediği argümanıdır. İnsanlar ruhlarını zaman bekçilerine vererek ihtişamı alırlar bu karanlık evrenin kapısından. İhtişamda onlara ışık parıltılarını yani onların deyimiyle mutluluğu getirir. Bir ruh vardır arada parıltılarını kaybeden ve karanlık evrenin gerçek olmadığını senede bir kez hatırlayan. Başka bir hayat olabileceğini ve belki daha iyi olabileceğini hayal eden ama hayallerini kendinden bile gizleyen. Bu evrende zaman bekçilerine ruhunu vermeyen aykırılar vardır birde. Sayıları oldukça az ama kararlı ve geleceğe inanıp hayal kuranlardır bunlar. Hayal kurmayı, daha iyiyi aramayı hep sürdürmüşler ve bu kavramları o güne kadar getirmişlerdir. Ruhlarını vermedikleri için sevgiye inanırlar hâla… Hayalleri onları hayatta tutar ve sevgiye olan inançları. Bu eşitsiz savaşta sayıca az olanlar gün geçtikçe yok edilmektedirler. Esaret altına alınmakta ve ruhları zorla çıkarılmaktadır zaman bekçilerinin elleriyle.

Tüm bunların içinde aykırılar ve ruhunu verenler arasında bir gün bir etkileşim olur. Kar tanesini gören bir aykırı, kendini sonsuz boşlukta hisseder. Kar tanesinin ışıltısı ve mumların yansımaları onu sihirli bir dünyanın esiri yapar. Uykusuz gecelere ve hayal suçunun cezasına aldırış etmeden atar kendini ruhsuzlar aleminin topraklarına. Aykırılar ruhlarını takas etmedikleri için ihtişamsızdırlar, ancak kalplerinde bir parıltı vardır herkes tarafından görülebilen bir ruh ışığı. En karanlık gecede bile belli eder kendini… Aykırı atmıştır kendini o topraklara ve hemen belli eder varlığı bu ruhtan yoksun yığınlarda. Tüm ihtişamlılar işaret eder onu, hepsi tek bir ağızdan aynı şeyi söyler… Çıkarın ruhunu…


Zaman bekçileri hemen karanlığın içinden sislerin arasından bir rüzgâr gibi sarar bu adamın vücudunu. Artık dönüştürme zamanı gelmiştir varlık ile yokluğun boşluğuna ruhu… Tam infaz gerçekleşecekken bir şey olur. Bu dünyada yüzbin yıldır görülmeyen bir şey… İhtişamlılar içinden kar tanesinin sesi yükselir ve tüm ışıltısıyla bir anda yığınların içinden yükselerek belirir o ses. Kaosun ortasında söylenen tek bir söz bir dünyayı değiştirebilir mi? Hayır der kar tanesi ve bilmek ister sadece nedenini. Aykırının neden onun için bunca şeyi yaptığını anlamak ister. Bir anda ruhsuzlar evreninde infaz nidaları yerini sessizliğe bırakmıştır. Tüm ruhsuzlar büyük bir krizle karşı karşıyadır. Hiçbir ihtişam merakın üstünde galip gelmemiştir o an. Hepsi şaşkınlıkla izler olanları. Ve söz verirler aykırı adama zaman bekçileri… Adam Sevgi der. Her şeyin sebebi Sevgi der. Ruhsuzlar alemi halkı anlayamazlar, çünkü vücutlarında duygu taşımazlar, tüm kararları belirleyen ihtişamdır onlar için. Ve kalabalık daha büyük bir öfkeyle infaz nidaları atmaya başlar. En yüksek ses kar tanesinden gelmektedir bu kez. Bilinmeyene yolculuk, ölümün kompartımanında seyahat etmektir der. Ve aykırı adam kalabalığın ve kar tanesinin öfkesiyle sadece ruhunu değil bedenini de kaybeder o karanlık alemde. Kriz son bulur adamın ölümüyle, nefret ateşlenmiş ve ihtişam yeniden canlanmıştır. Kar tanesi tüm ışık parıltısıyla yeniden dolaşmaya başlar karanlık evreninde ve eskisi gibi sahiptir tüm ihtişamına ve mutluluğuna…

Fırat Özağ

Leave a Comment

İlgili İçerikler