TOZDAN KADIN Dinlenme tesisine yanaşan beyaz otobüsün otomatik kapısı açılır açılmaz ilk o indi. Sıcaktan erimiş asfalta ayağını basar basmaz yere düşen gölgesi silinip...
MELANKOLİK
Çerçevesi yok aynası kırılmış çocukluğumun
Kim bilir kaçıncı defa yıkılan umuduydun
Bir bozkırın bir denize kavuşması kadar mümkündü hayata dair düşündüklerim
Ve sevgisiz bir kadın kadar düşkündü düşlerim
Zil seslerinin beni yıllarca kovaladığı okul yollarından
Hiçbir zaman bir merhaba da beklemedim
Seni gizlediğim çıkmaz sokaklardaki gibi
Kabulleniyordum sözde ihtimalleri
Lacivert bir ceketin solması kadar kolaydı oysa
Yüzümün hâl değişimleri
Seni yazabilecek bir teksir kağıdının kokusuna saklıydı isimlerin
Merhametli sözlerin silindiği kelime hazinemde
Yarım bırakılmış bir tütün kâğıdı kadar özeldin
Mahsun ve dokunsan titreyecek çatlak ellerimle
Şiirler karaladım sana
Okunmasın diye
Her gece kısık, nemli gözlerimle
Nasıl güldüğünü yazdım anısal belleğime
Şimdi bu şehrin ayazdan başka bir gün bilmeyen mevsiminde
Şaşırmadım güzün kışa bu kadar hüzün beslemesine
Yağmur şehrinde esmer bir çocuk sevilecek değil ya elbet
Ve ben hep senin yanında toza toprağa bürüneceğim.
Halil Maraş
