KARAKUŞLARIN GÖLGESİNDE: BİR UYANIŞIN ÖYKÜSÜ O sabah gökyüzü sisli, gri bulutlarla kaplıydı. Antakya’nın üzerine çöken bu kurşuni ağırlık, sanki olacakların habercisiydi. Şehrin üzerinde süzülen...
KENDİLİĞİNDENLİK/ÇETREFİLLİ SUNAK
Buzdan kalplerin çözüldüğü hikâyede
İki devasa dağın arasındaki boşlukta
Arzular ve gülen yüz görünümlü koloniler yankılanıyor anne
Havada kuşkanadı istiyor özgürlük heykeli
Bu hikâye bir uydurma değil
Bu hikâyede her yer karanlık
Bu karanlık yerlerin sebebi ve mabedi
Kendiliğindenlik
Bir zamanların en büyük fırtınasıydı tutkular
Şimdi, her şeye rağmen meydan okuyarak özenle süslenildi ve buraya gelindi
Ne tuhaf zihinlerin çarpışması ve yüreklerin çırpınması
Çok sergilenmiş bir vitrin camının ardından
Yokuş yukarı çıkıyorum
Uzak yollardan geldiğimi bildirerek
Onlara sesleniyorum
Onlara, aslında ben ve kavalyem şafakta çiçek büyütüyorduk diyorum
Oysa onlar her şeyi biliyorlar
Güneşin resmini unutturmaya yetmişti karla karışık yağmur
Ben ve kavalyem hatıramdaki şahmeranla yüzleşince
Onlar son geceyi ayakta geçirdiler
Kader ağlarını ördü
İki ayrı düş birleşti
Zamansız dikildi karşıma kör ışık
Beni bilmecesiyle ağırladı hayat
Dedim ya kader ağlarını ördü
Her yer karanlık
Söyle şimdi
Biz ne cesaretle evimize döneceğiz?
Duvar ustalarının dediği oldu
Fakat sonunda yağmur durdu
Ve yağmurun heybesindeki çiçek yüzüme güldü
Uzak yollardan geldiğimi söyledim çiçeğe
Onu kirpiklerimle sevdim
Çiçekler ilkbaharın gelinleridir
Ve gelinlik çiçekler çifte mutluluk getirir
Allah’ın dilediği vakit toprağın altındayız
İşte o zaman, onları ve beni bir araya getirecektir mahşer kalabalığı
Hayat yolunda bütün kıvrımlardan geçtik
Ben ve kavalyem şafakta çiçek büyüttük
Bu görünmez şafağın adı kendiliğindenlik
Şafakta şiir yazmayı değil, kuyuma taş atmayı öğrendim ben
Gök yitirenlerin değil, çok yitirenlerin ana kucağı
Sıcak bir merhabaya ihtiyacımız var anne
Ne söylediğimizi bilmiyoruz
En derin uçurum içimizde
Munise Senem Uçar
