KARAKUŞLARIN GÖLGESİNDE: BİR UYANIŞIN ÖYKÜSÜ O sabah gökyüzü sisli, gri bulutlarla kaplıydı. Antakya’nın üzerine çöken bu kurşuni ağırlık, sanki olacakların habercisiydi. Şehrin üzerinde süzülen...
ÖMRÜMÜN CELLADI KİM?
Akşamın alacakaranlığını
Gecenin sessizliğini, seher vaktini
Kuşların ötüşmesini severim
Köyümün kır çiçeklerini
Dağlarını, vadilerini, ovalarını
Ormanlarını, çimenlerini
Çimdiğim derelerini severim…
– Mutluluğumu çalan kim?..
Gelir diye yolunu gözlüyorum baharın
Uyku girmiyor gözlerime
Dünyaya sığdıramıyorum düşlerimi
Hiç avutamıyorum acılarımı
Efkârımı dağıtamıyorum
Dizginleyemiyorum öfkemi
Dolup dolup taşıyor gözlerim!
– Gülümü solduran kim?..
Yarına bel bağlıyorum, yarına
Sevgiyle yeşertmeye çalışıyorum kalbimi
Türküler söylüyorum habire
Şiirler okuyorum mutluluğa dair
Çayır çimen geziyorum
Kokusuna bayılıyorum ıhlamurun
Bir de sevdiğimin gülüşüne…
– Güneşimi çalan kim?..
İyilikten başka bir şey düşünmüyorum
Kimseye kötülük etmiyorum
Hasedin zerresi yok kalbimde
Bana göre değildir bencillik
Başkası açken tok yatamıyorum
Hayatı yargılamıyorum ama
Kimi sevsem el oluyor…
– Kalbimi ağlatan kim?..
Engelli koşu gibi hayat
Göğüs geriyorum bütün sıkıntılara
Direnebildiğim kadar direniyorum
Asla boyun eğmiyorum zalimlere
Fakat ne yoksulluğumu giderebildim
Ne yoksunluğumu!
Yaşama tutunamıyorum artık!
– Ömrümün celladı kim?..
Hızır İrfan Önder
