TOZDAN KADIN Dinlenme tesisine yanaşan beyaz otobüsün otomatik kapısı açılır açılmaz ilk o indi. Sıcaktan erimiş asfalta ayağını basar basmaz yere düşen gölgesi silinip...
KASİDE-İ KAR…
Karanlık rüzgârlı gecelerin dalgın uykuları
Kurtların uzun uzun aç ulumaları
Telaşla dağıtırlar amansız yağan karları gecede
Soğuk bir geceden kalma gül kuruları
Sihirli bir ateş gibi yanar dağlarda lambaları
Anday’ın şiir şatosu kar içinde kalem düşüncede
Yıllanmış şarap gibi denize düşer yıldız ışıltıları
Düşlerinde ceylanlar geçer delirtir aç kara kurtları
Kar üstünde kanlı bir çığlık olur pençede
Karda soluğunun buğusu kaybolur koşar yorgun atları
Kimden saklanır bu hasret ki kızağında nazar boncuklu çıngırakları
Kim bilir hangi çağdan kalma nerede
Kara kurtlar mı kuşatmış kar beyazı korkuları
Borges’in kaçınılmaz sonunu çalar savaş davulları
Boşuna değildir çapraz kılıç yarası ölümler öfkede
Dindirmez acımızı karın soğuk yakarışları
Doldurur beyaz yumuşaklığıyla doruklardaki uçurumları
Buz mavisi bir sis çöker göklere de
Bilinmez yolcular belirir bir anda uyandırır korkunç kurtları
Başı bozuk medeniyetlerde duyulur savaş naraları
Kaç kılıç darbesiyle dünyayı kanattığı o yörüngede
Kaç korku getirir gençlikten akla ağır soruları
Kar vurur uykuları ölüm uyandırır korkuları
Kahraman bir yalnızlık kalır kâinatta kahreden düşüncede…
Adil Başoğul
