ARGÜMAN başlayacak her şey boşlukta paramparça ve olmayacak şeylerin bir hiç uğruna bir şiire yaşantıların yokluğunda cehennemin derinliğine o kayıp zamanın başlangıçlarında unutulan susayan tenimdeki yaralar...
Son taze dal
Son taze yeşil
Açar bahçede salıncak gül goncasından
Açar sırlarını badem ezmesi kokular
Yanı başımdan süzülüyor sonbahar
Yılgın ve yılışık bir ekim görünümündeyim şimdi
Üzerimde kırık, ateşli bir hal
Ekim aramıza giren zamandır
Ekim gemileri yana yatıran poyrazı saklayandır
Ekim ayrılıktır.
Sen kızgın güneşler etrafında tapınan bir
Gölgenin suskun başısın
And dağlarından Anadolu köylerine doğru
Sen kabahat olmalısın yer edinen ömrümde
Kim uçurdu seni buralara ötelerden
Peri kızı
Zamanı kurdurmayı
Öğret bana unutmayı acılardan geçerek
Asılı kalsın
O ayrılık ve son kez yeşil rengi ekimin.
Serpil Tuncer
