Gözüm seni gördü, sana aşina Her sabah güneşi bahar yüzünde Ağır gelir seni bende saklamak Gözüm gider gönül sana aşina Saçlarımda beyaz ellerde...
Gözüm seni gördü, sana aşina Her sabah güneşi bahar yüzünde Ağır gelir seni bende saklamak Gözüm gider gönül sana aşina Saçlarımda beyaz ellerde...
Dilimde paslı bir yalnızlık tadı Ya da kekremsi tuzu denizlerin Bir ince hıçkırık bir tel boğazımda Kalbimin sızısı bilmem ne kadar derin Bana kalan...
Bir otomobilin penceresinden geçiyor Son kullanma tarihi geçmiş zamanlar… Palmiyeler yolcu ediyor, Sıra sıra dizilmiş askerler gibi Saygıyla selâmlayarak yaşanmışlıkları! Gökyüzü cayır cayır...
Renklerin içinde unuttum gözlerini Lekelenmiş kalbin aşktan bi haber Bir ışık belirdi gözlerinde Anladım bu bir hayal Rüyalar gördüm iç içe Kim Mecnun, kim...
Yoğun bakım odalarda hayata tutunmaya çalışırken sen; seni kaybetmek korkusu dışarıda, yoğun bir sis gibi kaplardı etrafımızı bir bilsen. Sabahları hastane önünden çöpçüler...
Seviyorum geçmişimi, seni Sen olunca fikrimde Sakin geliyor kalabalıklar Issız gecelerde seni hayal ettiğim gökyüzü Gündüzleri kır çiçekleri, papatyalar topluyorum sana, Tel tel saçlarına....
Çilek yüzlü çocuk, Gülümsüyor çıtırdayan odunlara Isınma kaygısından değil, Merakından şöminenin karşısında… Közlerin kırmızısı cezbediyor onu, Alev al, tuğlalar al, Yangınları seyreden Çilek yüzlü...
Şiir gibi gözleri mısra mısra sürüyor Dostluğunun işvesi içime üfürüyor Yumuyorum heceyi hüzün oldu dudakta His kokan renkleriyle eşsiz soluk veriyor Sabır üflüyorum hep...
Hey gidi çoban köpeği Tek derdin kır, bayır, sis,duman Akşama dek koyun, keçi kovalaman Ama şehir köpeklerini tanıdıkça Saygı duyarım sana o zaman Atilla...