0

bak bugün paslanmaz duvarlar ardında
dirilen bir yüz var
sen o taşların ardındaki suretleri okşuyorsun

biliyorum babanı özlüyorsun
ne zaman bir demir şakırtısı duysan
onun zırh dolu gövdesini hatırlıyorsun
sürekli dağlardan yankılanan sesini duyuyorsun

bir yüzüğün vardı babandan yadigar
onu kaybedince karada değil denizlerde aradın
bir balık ağzında getirdi
alıp mührünü bağrına bastın

ellerin nerde senin
ellerin karanlığın en koyusunu tutuyordu
ellerin bir elçi zamanı dolduruyordu ırmaklardan denize

herkesten gizli sırların vardı
gözlerinle zembiller örerdin

bir kuş gelir pencerene konardı
suları yıkardın kuşun kanadında
ne getirmesini beklerdin bilmiyorum
ama gagasında sevdanın tohumlarını sayardın

bir bastonun vardı toprağa vurdun mu
zemzem suyu akardı
O suyla yüreğini yıkardın

dudakların yüzünün ortasında bir oyuk
yüzüne rüzgâr değse denizler coştururdu
sen rüzgarı inceltirdin nefesinle
Nefesin ki karıncayı konuştururdu

ben de o kuşun peşine düşüp bir su akıntısı arardım
ama hep aşk kırıntıları toplardım

Muhammed Korkmaz

Leave a Comment

İlgili İçerikler