ARGÜMAN başlayacak her şey boşlukta paramparça ve olmayacak şeylerin bir hiç uğruna bir şiire yaşantıların yokluğunda cehennemin derinliğine o kayıp zamanın başlangıçlarında unutulan susayan tenimdeki yaralar...
Yıldızları süpürüyorken sabah,
Eylül düştü yüreğime.
Vakit artık sonbahardır.
Harabelerin namlusunda ellerim.
Beni yıldızlara götürün,
Kuşların uçtuğuna şahitlik etsin gözlerim.
Sen ki muamma kafesi;
Durma kalk!
Zaman bir katre değil, zaman bir katran gibi üzerimde.
Durma! Küheylanlara haber sal,
Yollar tuzaklar ülkesi!
Durma şahlan!
Kalbimin son atışına bir yüz görün.
Sevdam solmadan son bulsun ölümüm.
Şimdi zamanı mıdır desem lalelerin?
Beni duymazsın.
Durma diyorum, kulak ver!
Dizlerimin beni taşıyamadığı yerde
Tut beni.
Zamanın yükü uçsun omuzlarımdan…
Rukiye Nur
