TOZDAN KADIN Dinlenme tesisine yanaşan beyaz otobüsün otomatik kapısı açılır açılmaz ilk o indi. Sıcaktan erimiş asfalta ayağını basar basmaz yere düşen gölgesi silinip...
KUŞATMA
boşluklarımızı kuşanmıştı
çekirdeğinde anaforları
tornadoları besleyen.
engin dünyamıza
sokuluvermişti işte
minicik adımlarla.
iki yüzlülüğünün en şüphe götürmez
kılığı mıydı bilinmez
izler bırakıyordu yalnız
şaşmaz sekmez takibindeydik
öyle izler ki fakat
silinmez…
göğün
o vakitlerdi belki
mavi saçlarının turkuaz duruluğuna
gümüş simler düşürme mukaddimesi
buz çağıyla eyvallahını kesmiş
içimizde eriyordu demek
biz dağları…
yutkunurken düğümleniyordu yamaçlarına
yayla havası
ne tuhaf çelişki
hırslandıkça karanlık amaçlarına
ateşten merdivenlerin
aşağıya basamaklarını sayıyordu sanki
ille de hatırlatırcasına
zaman sarkacı..
onlar yabanlığın kölesi
elem taşıyorlardı kendilerine
yoksul ve kimsesiz sonsuzluklarına
an be an..elan
bir yabancıydı..kuşatmayı başlatan
bekliyordu her şey teyit ederek bir bir
aslına çıkmak üzere…
Halis Tamkoç
