şu sahipsiz yaşamın yenilenen şafaklarında devşirilirken yeryüzü ben hırçın nehirlerin akışında yorgun bir damlayım günbatımında yatağımı arıyorum rüzgâra yenilmiş yakup kuşuyum kırık kanadımın ağrısıyla...
şu sahipsiz yaşamın yenilenen şafaklarında devşirilirken yeryüzü ben hırçın nehirlerin akışında yorgun bir damlayım günbatımında yatağımı arıyorum rüzgâra yenilmiş yakup kuşuyum kırık kanadımın ağrısıyla...
Yasıyoruz birbirimizden uzak hep kendi sessizliğimizde Yabancı bir yüz arayarak Üçüncü fincan fallarında Sessizlik ayrılığın uzun kenarı Zoraki bir haykırış bizimkisi Önümüzde korku denizleri...
Yaşadığım şehirde hazan rüzgârları esmekte şimdi. Yavaş yavaş esen rüzgârın hükmü o kadar geçersiz ki her şey yerli yerinde. Evler, sokaklar, kapıların önlerine park...
Hale’nin yine canı sıkkındı. Son günlerde kendini çok mutsuz hissediyordu. Ne yaparsa yapsın, canının sıkkınlığı hiç geçmiyordu. Beynini kemiren şüpheler neden olmalıydı bu duruma....
Neydi ikrar sözümüz, dilim aşkın çağrısı, Yokluğun hicranımın, yarasıdır Yasemen. İçimde derinlerde, yalnızlığın ağrısı, İki yanık eyvahın, sırasıdır Yasemen. Her fasılda çiledir, duygular içimizde,...
ayağı ıradı sanki ölümün elleri çözülemedi bir türlü tanır mıydı baharı, öte geçenin renkleri? dilinde acelesiz dilinde sessizlikler altında koyu bi türkü fersahı mühürlü...
hoş sedadır yaban mutluluklar fısıldayışlarımızda güne doğmamış sözcüklerle daim gibi gözükür evdeki bulgurdur kotarılıp yenilen yıllarca dimyata pirince giderken müsterih olunmalı böyle zamanlarda tedbiri...
Bir süredir geçmişi düşünerek kendime zarar verirken, geleceğimi nasıl inşa etmem gerektiğine kafa yorup huzurumu nasıl kaçırdığıma şahit oldum. Damağımda berbat bir tat bırakıyor....
Beni tanıyan herkes geçmişe büyük bir özlemle bakıp, eskiye ait zamanları nasıl özlediğimi çok iyi bilir. Belki yetmişli, seksenli, yıllara şahit olamadım ama şu...