banner
TERZİ HALİL

  -Halil, dedim, hani sen terziydin? Niye sabahın köründe böyle denizi tokmaklayıp mırmır sürülerini kaçırıyorsun. Senin hiç işin yok mu? Bak Eylül geliyor okullar açılacak. Onlarca liseli sana ceket pantolon siparişi vermiştir. Bir o kadarda tadilat işi çıkar, Eylülün sanrılı yanılsamasında fenerin açıklarında ne işin var Halil. Halil sandalın küreklerine yapışan, paraketenin şamandırasını suya eğilerek ..
Devamını Oku…

banner
KIRMIZI KAR II

  İçimi bir hüzün dalgası yalayıp geçti. Bir yakarışın, bir ağıtın çığlığıydı bu… Duygularım felç olmuş, iradem dumura uğramıştı. Zamanın, mekânın ötesine geçmiş, büyükannemin gözyaşlarıyla mühürlediği satırlar arasında kaybolmuştum… “Gecelerden bir gece değil bu gece! Yıl 1970… Mart’ın 28’i… Günlerden Cumartesi gecesi! Hani kar, kış, kıyamet derler ya işte öyle bir gece!” Şirin Anadolu ilçesi ..
Devamını Oku…

banner
KÜLLE SIVAMAK

  Arabayı bakıma bıraktı. Servisin önünden geçen otobüsün durağı büroya yakın bir yerde olacaktı, aklında kaldığına göre. Arka cebinden cüzdanını çekti ve kentkartı çıkardı. Alınalı bir yılı geçtiğini anımsadı ve üç beş kez anca kullandığını da. Muhasebede birçok şeyin zamanaşımı olurdu. “Hım” diye mırıldandı, “bunun da vardır zaar.” Emin olmalıydı, değilse taksi çağıracak telefon kaydı ..
Devamını Oku…

banner
KIRMIZI KAR

  Büyükannemin vefatından bir yıl önceydi… Tüm itirazlarımıza rağmen pazar kahvaltısı için kendi evinde toplanmamızı istedi. Hiçbirimiz onun isteğine karşı gelemezdik. Yardımcısının hazırladığı mükellef kahvaltı sonrası aile fertlerinin salonda toplanmasını rica etti. Sükûnetle kahvelerimizi içmemizi bekledi. Yardım isteklerimizi nazikçe geri çevirdi, sedef kakmalı bastonuna dayanarak ayağa kalktı. Bulutlanan gözleriyle hepimizin yüzüne tebessümle baktı. Sevgi sözcüklerini ..
Devamını Oku…

banner
ÇOCUKLUK

  Ah çektirir, hasret kokar Buram buram tüter çocukluğun Küçüktür yüreğin Yine de sığmazsın kocaman odalara Bir karyolanın altından geçer koca tren Bazen uzaylılar doluşur gökyüzüne Sen, kendince karanlıklar prensi Rüyalarını yaşarken doğar ya şımarıklığın Bilmezsin büyümenin anlamsızlığını Yürek küçülür Hayaller düze iner Kalmaz gökyüzüne bakışların Trenler geçmez olur karyolanın altından Uzaylılar hiç olmamıştı zaten ..
Devamını Oku…

banner
SATTIK SATTIK

  Domuzlar girmiş bizim mısır tarlasına vaktinde. Babamlar koşmuş dağıtmış hepsini. Harap olmuş tarlanın mısırları. Tekrar başlamış maaile çalışmaya. Tekrar olmuş mısırlar. Tekrar yeşermiş tarla. Öldü babamla karısı bir gece yarısı. Bizim vaktimiz geldi artık. Zor geldi tarlada çalışmak. Sattık bizde mısır tarlasını, şehirden gelen fabrikatör Necip Bey’e. İlk başlarda işlemedi fabrika köy yerinde. Sonrasında ..
Devamını Oku…

banner
YAZAK’TAN ÖYKÜ YARIŞMASI

  Yazarlık Akademisi Derneği (YAZAK) ile Acemi Edebiyat Dergisinin birlikte düzenlendiği ödüllü 4.öykü yarışması başvuruları başlamıştır. Yarışma 2 kategoride yapılacaktır. Yarışma büyükler ve İstanbul il sınırları içerisinde okuyan lise öğrencileri için ayrı olarak düzenlenmiştir. Yarışma para ödüllü olup katılmak isteyenlerin daha detaylı bilgi almaları için; http://www.yazak.org/ adresini tıklamaları yeterlidir.  

banner
BATAN GÜNEŞ

  İçi içine sığmıyordu. Sonunda bir iş bulmuş, boş gezenin boş kalfası olmaktan kurtulmuştu. Sevinçle onun bulunduğu yöreye doğru yürüdü. Artık sevdiği kıza evlenme teklifi yapabilirdi. Pırıl pırıl bir güneş ortalığı aydınlatıyor, gönlüne ışık saçıyordu. Mutluluk güneşiydi bu. “Sevinmek, mutlu olmak senin de hakkın” der gibi parlıyordu gökyüzünde. Sevgilisinin karşıdan gelmekte olduğunu görünce içindeki kuş ..
Devamını Oku…

banner
BAY MÜFETTİŞ

  Söylediklerine göre, son yirmi yılın en soğuk kışı olacakmış! Henüz kasım ayının ilk haftasındaydık. Daha düne kadar gündüzler güneşli, hafif rüzgârlı veya puslu geçiyordu. Gecelere serinlik çöküyor, bazı geceler don bile görülüyordu. Pastırma yazı dedikleri sıcaklar birden yerini kamçılı rüzgârlara, arkası kesilmeyen yağmurlara bıraktı. Soğuktan titreşen sokak hayvanlarına, saçak altlarına sığınmaya çalışan kuşlara içim ..
Devamını Oku…

banner
FIRTINA

  Sazlıkların arasından dolanarak kanalda ilerleyen üç tekne. En başta Pinterci var, kılavuzluk ediyor diğer iki tekneye. Yolunu şaşırmadan çıkabilmek ustalık işi bu labirentten Akdeniz’e, laciverte. Ummadığın anda su bitiverir, hop çıkarsın sazlıklardan karaya. Sonra oradan tekneyi tekrar suya döndürmek zahmetli iş, bir sürü uğraş. Pintercinin teknesi küçük, pancar motorlarının sesiyle sazlıklardan havalanıyor sakar mekeler. ..
Devamını Oku…