banner
GURUR

  Küflü, beyazımsı sabah ayazından kalma, soğuk ve kuru bir hava. Yanakları, kulakları kızartacak kadar. Olsun. Sevdiği ile bulaşacağı her gün güzeldi. Hazırlandı. Hep böyle yapardı. Yıkanır tıraş olur. Temiz giyinir. Parfüm sıkar, öyle çıkardı evden. Yalan yok kıskanırlardı. En çok da Memet. Her zaman ki gibi kırmızı bir gül aldı. Yüzünde kocaman gülücüklerle gitti ..
Devamını Oku…

banner
DÜŞTEN ÖTE BİR VAKİT

Susuşların birbirine eklendiği vakitlerin nihayetinde; sarmaşık güllerle kaplı misafir kabul salonuna açılan mermer verandadan yükselen gevrek kahkahalara kulak kabarttım. İki kupa…Pas…İki maça…Sanzatü…Briç oynayan grup, hasta evine ziyaretten ziyade kulüpte kadın kadına müsabaka yapar gibi fütursuzca şamata yapıyorlardı…Küçük halam Nuriye, binbaşı rütbesiyle Viyana’da askeri ataşelik yapmış Ruşen Fehim Paşa’nın zevceleriydi. Lütfiye Halamın aksine, üzerine dar elbise ..
Devamını Oku…

banner
BACAKLARINDAN DÜNYA’YA ASILAN GÜZELLER

  Bu kaynayan yalnızlık bizim mi? Cellâdına gülümseyen toprak Bu bacaklarından dünya’ya asılan güzeller Benim fukaralaşan kimliğimi aydınlatıyor Açılan okulların telaşıyla hayata tutunmakta cici İçimizi zehirleyen sessizlik her an şüpheci Bir de Eylül’ün son sahneleri gözlerimde Ağlamam ibadet olarak rabbime ulaşıyor Ezberimde bu sancı Çocuklar son oyunlarını yaşıyorlar Bu burukluk her an taptaze gözlerimde Annelerin ..
Devamını Oku…

banner
SESLENMENİN YÜREK BURKAN RESMİ

  Güvenilir belki korkusundan yüksek yapılara Midelerin ısrarına yol açar mahkûm yalvarışlar Seslenmeseydim keşke  Vicdanıma dağın küskünlüğü açıktı çabucak Çoğalırdı yollar umutsuzluğu tutuşturup  Baktı beş kez aradı sesiyle  Gizlendim elimde değildi  İlk miydi sevdiğini göremeyen tanrılar? Zamanı tutup büktü gözleriyle Seslendiğime pişman oldu yüreğim  Sanki son kez büyümüştüm gözlerinde Bulutlar sarıldı leyleklere  Dünyayı beslerdi çocuklar. ..
Devamını Oku…

banner
DÜŞTEN ÖTE BİR VAKİT

  Bu sene kış çok çetin geçmiş, aralıksız yağan kar yüksekliği yer yer bir metreye ulaşıp İstanbul trafiğini altüst etmişti. Cilalanmış buz katmanları yüzünden bir buçuk aydır evci çıkamamıştım… Düşüncelerimin içinde kaybolmuştum, nihayet Cihangir’deki konağa avdet ettik. Bahçe envaı çeşit nebatla göz kamaştırıyor, havadaki nilüfer ve begonvillerin ağır tatlı rayihası insanın başını mey içmişçesine döndürüyordu. ..
Devamını Oku…

banner
DÜŞTEN ÖTE BİR VAKİT

  Kış uzun sürmüş ilkyazın oynak havasına hasret kalmıştık. Nisan, mayıs yağmurlarıyla yıkanan bitek topraklardan katmerlenerek fışkıran bereketle uzaktan olgunlaşmış siğil gibi gözüken tomurcuklar bir gecede bitivermişti. Işıldayan tayf altında gök mavileşmiş, ağaçlar hayat emaresini çoktan yitirmiş çiçek fidanları rengârenk gelinliklerini giyip görücüye çıkmışlardı. Kırlar, bostanlar; allı, yeşilli fistanlarını giymiş, taze gelin gibi salınıyorlardı. Her ..
Devamını Oku…

banner
YAŞAMA DAİR KISSALAR: SON BAHAR

    Martıların çocuksu haykırışları, engin mavi denizlerin derinliği, en güzel dudakların döktüğü en güzel şarkılar bitti… Başucumdaki sehpada bir canavarın saldırgan yeşil gözlerini açıp kapamasını anımsatarak çalışan elektronik saate bakmadan söyleyebilirim ki az sonra bir kez daha sabah olacak. Her gece zil zurna sarhoş, bir külçe gibi çakılıp kaldığım soğuk yatağımdan sürünerek kalkacağım, yüzümü ..
Devamını Oku…

banner
YİRMİDOKUZ

    Kendimi bildim bileli, tarihlerle başım derttedir, iyi ya da kötü iz bırakmış her tarih, istemesem de aklıma kazınır, bazen unutur gibi olsam da kendimi garip hissetmeye başladığımda yine bir tarihin yaklaştığını anlarım. Bu durumdan çok hoşnut değilim aslında, dünya ya da Türkiye tarihinden aklıma bir şeyler yerleşse daha çok sevineceğim. Fiili eşimle, yirmi ..
Devamını Oku…

banner
ÖLÜM MELEĞİ

    Her yıkıntı yeni bir dönemin başlangıcıydı. Acıtıyordu elbet, bazen de kanatıyor. Merhem bulunmuyordu bazı yaralara. Hele birde kabuk bağlamadıysa. O son gece, zafer sarhoşu gibiydim adeta. Kazanan ve kaybeden belirsizdi, tartışmaya sunulacak boyutta değildi. Fakat ruhum “iç” diyordu sürekli. Kulak veresim vardı. Birkaç kadehi arka arkaya devirdim. Bir süre sonra sevinç sandığım hüzün ..
Devamını Oku…

banner
KELEBEK İSE BİLDİĞİN YANILDIN ZAMANA

  Kelebeğin taşa olan sevdasıydı Kırık bir beyazdan yırtıldı keramet Avcıymış gölgem karası korktu Üç günlük ömrünü otuz yıl sürmüştü Bekledim üstümde gezindi gelincik Ürktü kanatları mutluluk rüzgarıyla Adıma seslendi kaçarken çocuk rengi Gövdesinde kara bir tohum besliyordu Allah aşkına.. Bir mesafelik canıydı çırpınan Günün geceye muradını anlattı İbreti tövbeyi sustuğumuz dudaklara söyledi Sandığımız sancı ..
Devamını Oku…