banner
ÇOBAN KÖPEĞİ

Hey gidi çoban köpeği Tek derdin kır, bayır, sis,duman Akşama dek koyun, keçi kovalaman Ama şehir köpeklerini tanıdıkça Saygı duyarım sana o zaman Atilla Tuncer Görsel Ayşenur Yıldız 1 views

banner
DÜŞE YAZI

İlk defa ölüyorum. İnsan ömründe kaç kere ölebilir ki?  Yalnızca bir… Bende de o birin başındayım, hayatın ise sonunda… Uğruna mücadele verdiğim yaşam, kayıp gidiyor avuçlarımdan. Bu kadar mıydı dünya günlerim? Bu kadar kısa mıydı yolun sonu?  İlk defa ölüyorum. Bu çok acı veriyor bana. Hava güzeldi. Haziran gününü en olağan haliyle karşılamıştım. Sabah kahvaltımı ..
Devamını Oku…

banner
Eser Göndermek İsteyenler

Her türlü öykü ve şiirlerinizi göndermek için iletişim bölümünde yer alan elektronik posta adreslerimizi kullanabilirsiniz. 231 views

banner
YOLDAN GEÇENLER

Şehrin ortasına kurulan pazarın neşesi olan bir grup çiçek satan kadın, sevgiler gününün her gün olmasını temenni ederek büyük bir iştahla sarılıyorlardı hasırdan örülmüş sepetlerde bulunan renkli ve güzel kokulu çiçeklere. Çingene,  roman,  ya da yerli… Neredeyse hepsi aynı boyda, aynı kiloda, aynı yüzde kadınlardı. Esmer tenleri, göbekli cüsseleri, başlarına bağladıkları iğne oyalı tülbentleri, çiçekli ..
Devamını Oku…

banner
İSTANBUL’DA BİR GÜN

  İstanbul sancılı bugün. Kundağındaki bebek gibi ağlayıp yanakları kızarıyor. Bir anda bulutlandı etraf. Hiç yok yere neye benzeyecek bu gidiş merak etmemek doğrusu içten bile değil. Belki fırtına vuracak birazdan. Gökyüzüyle yerin arasına kocaman bir bulut girdi. Geldiği gibi gider elbet. Sonsuza kadar kukumav kuşu gibi başımızda kanat çırpacak değil ya. Bir rüzgar esmeye ..
Devamını Oku…

banner
ÖLÜ KOKUSU

  Öldüğünde yazdı. Hem de sıcak bir yaz. Havada o biçim pis bir nem vardı. Nahiyenin girişindeki asfalt yol erimiş, yol kenarında bulunan otlar sıcaktan yanmış,  asmalar dallarında kurumuş, ramazan sebebiyle vakit ezanını okuyan cami imamının sesi susuzluktan dolayı duyulmaz olmuştu. Onu evde yıkadılar. Bir gusülhaneye getirme gereğini kimse duymadı ama ne yazık ki ölü, iki ..
Devamını Oku…

banner
KAFE ZAMANI

Fransızca bir şarkı çalıyordu.  Dışarıda kar yağarken oturduğu kafenin buğulu camlarına garip gırtlağa sahip Fransız bir sanatçının söylediği şarkının yankısı çarpıyordu. ‘’Seni seviyorum ’’ diyordu şarkının sözleri, acısı tellerine oturmuş bir gitarın eşliğinde. ‘’Seni seviyorum’’ diyordu gitarın maun renkli telleri. Fransızca sadece ‘’seni seviyorum’’ kelimesini biliyordu zaten. Nağme, incelip kalınlaşırken önüne konan kahveyi yudumlamaya başladı. ..
Devamını Oku…

banner
SEKRETER ARANIYOR

  Takvim pazarı gösteriyordu ve dünkü güneşli havadan eser yoktu. Bahar tüm şatafatıyla ağaçları donatırken rüzgâr, yağmuru da üzerine alarak yeni güne açılışını yapmıştı.      Ofisinde uyuyakalmıştı. Üşüyordu. Ellerinde garip bir uyuşma vardı. ‘’Soğuktan olmalı’’ diye düşündü. Hafta içi satın aldığı siyah deri koltuktan apar topar kalktığında sıcağını oracığa bırakmıştı. Üzerine uyurken aldığı yün battaniyeyi ..
Devamını Oku…

banner
EV

       Can verirken acı çekmek istemiyorum. Yaşamım hastalıklarla geçti çünkü. Bütün ağrıları bilirim. Baş, diş, kırık çıkık, neşter yarası, kalp ağrısı… Düşmeleri, kazaları adamdan bile saymıyorum. Daha çok acım var ama şimdilik aklıma gelenler bunlar. Acı demişken sosyal acılarımdan bahsetmeden yapamayacağım. Arkadan vurulma, ihanete uğrama, gönül yarası, kazıklanama acısı. Liste uzar gider.        ..
Devamını Oku…

banner
KERTENKELE

Yeşil bir sarmaşığa tırmanıp gökyüzüne çıkan ve orada yaşayan yaratıkların öyküleri beynimde hep yer edinmiştir. Sarmaşıklara olan tutkum o masalların büyüsüyle başladı desem yalan söylemiş olmam hani. Sarmaşıklarla ilgili tutkumu doruğa çıkaran bir anım daha var ki o da yatak odamın manzarası. Odam, evimizin arka bahçesine bakardı. Bir hurma ağacının ve yenidünyanın kalın yaprakları pencereye ..
Devamını Oku…