İNSAN İNSANA Yeryüzü tuzak zamanlar tozlu Gece gözlü evler alacakaranlıkta Turuncu bulutlara göz kırpmakta Köhne hayatlar hayallerinden vurulmuş Karanlığın koynunda kanat çırpan kuşlar Gökyüzünü...
Bülbülün yarasına merhem arayan hekim
Bana unutmayı bağışlayan da kim?
Kaç beden aradım durdum güldeki haris ruha
Bu nasıl bir tufandır soruversinler Nuh’a
Alaca serçeler konarsa gülün siyah zülfüne
İnsan razı gelmezmiş bülbülün çaresine
Ben ki rızkına mahkûm olmuş kafesteki sefil
Bir karınca duasıyla yaşayamaz mı bir fil?
Bülbül kan kustu diye mi yanakların kırmızı
Bahçıvandan çalmıştım oysa alınyazımızı
Bu sözümü duyurun bin yıllık padişaha
Kanadı güle değdi diye güzelleşir mi karga?
Şimdi bir hazan şarkısıdır bülbülün kısık sesi
Kaç yüzyıldır aradım olmayan bir nefesi
Bulsam meleklerin kanadına sarardım o gül yüzü
İbrahim’in ateşinden bülbülü tutuşturmuş közü
Ey gülistanı mahşer etmiş aklı divane bülbül
Sen ne Allah’ı inkâr ettin ne de oldun bir halil
Kaç bahar geçse de bulunmaz sana gonca
Dikeni sevda bilen gülü avutur anca
Halil Maraş
