NOKTA yüzün başka bir ülkenin rüzgârı uğrak yerinden kanıyor yaramız sensiz bir damla düşmez yere aynı tekneden geçirdik ekmek yaptığımız hamuru sabah olunca...
Ben
Kim bilir, kime sesleniyorum
Çayırlarda yorgun atlara sesleniyorum
Daha bir süre böyle; böyle yapayalnız
Bir mezarlığın önüne geldik
Burası yepyeni bir tarih, yepyeni bir hayat
Birinin adı geçiyor, bazı insanlar beyaz kefenler
Sanki kış böcekleri gibi böyle; böyle yapayalnız
Atlar, saçaklar, eski yapraklar; şiddetli kışlar
Karşı koyamadığımız dağlar, kayalar gibi böyle; böyle yapayalnız.
Davut Güner
