DÜNYA KÜL İÇİNDE yüzünü gizleyen ay gibi gri bulutların arkasındayım yıldızların kırık çemberiyle bedbahtlığım örülüyor gökyüzüne hayat sabrın damlasını yudumlayarak hibe verilmiş özgürlüğüm yeryüzü...
DÜNYA KÜL İÇİNDE yüzünü gizleyen ay gibi gri bulutların arkasındayım yıldızların kırık çemberiyle bedbahtlığım örülüyor gökyüzüne hayat sabrın damlasını yudumlayarak hibe verilmiş özgürlüğüm yeryüzü...
-Zulmün pençesi susarsan daha ağır Söz tükendi Her hücre derin bir kuyuda Karanlığın işgali de çok yakın, boğuluyorsun Gök taşlarından kurtulmak ne mümkün Kargalarla...
Meftun olmuş gök perde Seyran eder iken arzı Nağme okur bülbüller Açar âlemi esrarı Bir yolcudur geçen Mukim olmaz, dünya hanı Bilir ki, sırrıdır...
Anadolu’nun bağrından kopmuş, İki genç adam… İki temiz yürek… İki dost… İki yolcu… “Öğretmen Ali ve Doktor Erdem…” Onlar aynı göğün altında, aynı amaç...
Solmuş bir gül mü desem Yoksa karanfil mi dudaklarına? Ne kendine yâr artık ne bana!.. Metruk bir istasyon gibi duran gözlerin Bil ki hüznümün...
Sokak kedileri yollara dökülmüş, ayakaltında gezinip duruyorlar. Evcilleştirildiklerinden beri avlanmayı çoktan unutmuşlar. Cılızlıktan münezzeh bu yaratıklar, hayvan severlerin gazete parçalarının üzerine yerleştirildikleri...
Güvenilir belki korkusundan yüksek yapılara Midelerin ısrarına yol açar mahkûm yalvarışlar Seslenmeseydim keşke Vicdanıma dağın küskünlüğü açıktı çabucak Çoğalırdı yollar umutsuzluğu tutuşturup Baktı...
-Dünya büyülü bir yer anne -Sen hayallerinde koşmaya devam et yavrum! -Hayat kemikli bir iskelet anne -Yaşarken ölmemeye dikkat et yavrum! -Gözümde aklımın ipuçları,...
Bir otomobilin penceresinden geçiyor Son kullanma tarihi geçmiş zamanlar… Palmiyeler yolcu ediyor, Sıra sıra dizilmiş askerler gibi Saygıyla selâmlayarak yaşanmışlıkları! Gökyüzü cayır cayır...