NOKTA yüzün başka bir ülkenin rüzgârı uğrak yerinden kanıyor yaramız sensiz bir damla düşmez yere aynı tekneden geçirdik ekmek yaptığımız hamuru sabah olunca...
dökülüyor mevsimler
ilmekler başka zamanın sözcüsü
ruhun pencereleri o yüzden
nem kapıyor
her dolu sessizlikten
ışıktan birer damla tutuyor
orada harf-i beher…
orada, kozasında bir mânâya örülüyor
her sözcük
aynı derin dağın sarnıcında yetişirce sanki
korkuya gark ediyor çağın yalanlarını,
putlarını çünkü
ve toprağın bağrındaki acı dualara.
acı hayal terine
umutla teselli selâmı yolluyor ya;
kuyular o denli kıskanç
yerin kulağı o denli sağır!
Halis Tamkoç
