Ah benim şiirim, Ah benim vezinsiz yazım, Ah benim kaderim, Ah benim sonsuz hikâyem, Ah benim sevda bulutum, Yarınım, umudum, Göz bebeğimden yüreğime akanım....
Ah benim şiirim, Ah benim vezinsiz yazım, Ah benim kaderim, Ah benim sonsuz hikâyem, Ah benim sevda bulutum, Yarınım, umudum, Göz bebeğimden yüreğime akanım....
Dağlar ağlıyor, gecenin koyusu ıslak Yükseklerinden akıyor beyaz gözyaşları Tutsak çeperleri kıraç, yeşilsiz Dağların arkası karanlık Dağ taş, çorak, kuru, çatlamış Ağlıyor dağlar, ağlamaklı...
İçine işleyen kar ve ayaz Yıkıntılar içinde bir küçük kelebek okşar seheri Hiçliğin yokladığı gözlerin hüznü Kıramaz buz tutmuş beklentileri Büyüyeceksin küçüğüm Bu kıran...
acımız tazedir ya ehibba! cin katmeri biberiye cümle yanığa kan satan pazarımız eski pazar muhâl midir ki içerimiz haşr-i beydâ…ba ses vermez mi oldun...
bir avuç eski kaldık tarihin sahnesinde gidenler gitti artık nerede nasibimiz hırçın hoyrat değiliz rotamız masumiyet niyetimiz hoş seda servetimiz tebessüm bir ağaç gölgesinde...
İlk ve aşk unutulmaz Biri yaşanır Sonsuza dek Diğeri yaşlanır Sonsuza dek Osman Akyol
Her nefeste seni resmediyorum Dalıp kalıyorum engin maviye Hasbıhal ediyorum uçan kuşlarla Dilek tutuyorum bir gün mutlaka Uzun bir rüyasın bitmez tükenmez Avucumda dua...
Bu gece senin için sirenler çalmıştı Çocuk gözündeki korkuya Biraz büyüdü kalbin Otel beyazları ayaklarındaki tokluğuyla güzel Bir geceyi ıskalamadan şaşırtan zenci dişleri Bekar...
Belirsiz bir zamirle konuştum hep Kime ait olduğunu bilmediğim mağaralarda Büyüdüm duvarlarına baka baka Siyah kumun ayazında, çırılçıplak Kimdim, nereden gelmiştim ve neden Pusuya...
Güneş ışıklarını kaçırdığında, Yüreği buz keser kara toprağın Uzattığında ümidin sıcak çırasını Bahar çiçeklerine bezenir bağrı… Güllerin sürgünleri uzar sevdaya Papatyalar ak sayfalarını serer...