Öğlenin kavurucu sıcağı yerini hafif hafif esen nazlı rüzgâra bırakınca biz de kendimizi dışarı attık. Bir kafenin balkonunda oturup içeceklerimizi yudumlayarak hoşbeş ediyorduk. Kimimiz...
Öğlenin kavurucu sıcağı yerini hafif hafif esen nazlı rüzgâra bırakınca biz de kendimizi dışarı attık. Bir kafenin balkonunda oturup içeceklerimizi yudumlayarak hoşbeş ediyorduk. Kimimiz...
Kendi çığlığıyla, kalbi duracak gibi heyecanla yatağından fırladı. O sıra, yanında uyumakta olan neredeyse çeyrek asırlık kocası da uyanmıştı. Uyanmaması için bir mucize gerekliydi...
Son günlerde içimde bir sıkıntı vardı. Canım hiç bir şey yapmak istemiyordu. Belki de yapacak hiçbir şey bulamıyordum. Çoktandır dengesi bozuk bir...
Ceset gibi hareketsiz bir şekilde oturduğum çalışma masamın üstünde duran fotoğraf çerçevesi ile kurduğum göz temasının yirminci dakikası dolmak üzereydi. Hiçbir şey...
Gün boyunca lodosun tetiklediği migrenini ve hâlsizliğini bir türlü geçirememişti Gülbin. Banyoda ve mutfakta yapması gereken işler, gözden geçirmesi gereken bir klasör evrak...
Balkona çıktım. Hava kapalı. Yağmur yağacak, belli. Aşağı baktım. Bakkalın çırağı yine ip atlayan kızlara sataşıyor. İki ihtiyar elektrik direğinin dibinde laflamakta....
Tavanı oldukça yüksek tutulmuş çatı katının Haliç’i gören tarafı boydan boya camla kaplanmıştı. Su yüzeyinde kıpırdaşan gün ışıklarını hapseden sema tüm haşmetiyle...
8 Ağustos 1986 Tren, yaşlı ve misafirperver istasyondan ayrılıyordu yavaş yavaş. Gidiyordu rotasız raylarda… Başta hafif bir tıkırtı, sonradan gelen güçlü sesler tekerlerden… Gurbete...
Bütün gece evin içinde dolanıp durmuştu. Gözleri yağmura gebe bulutlarda çakan alazlı şimşekler gibi pırıltılarla dolup dolup boşalıyordu. Kadim dostlarının merhametine sığındı...
-1- Mahcup bir güfte asılı fecre Deniz kayalıklara vuruyor kendini Aşüfte gül soyunuyor dikenlerinden Hatıraları kemiriyor zaman Birazdan kader denen gardiyan Tutup kulaklarımdan...