evin insana ihtiyacı yok dâhil olmalıyım bir şiire adalet yurdun tembelidir çıkmaz sokağın rezil sonu gibi kendine ağlamış durur yani bitmiş sihri az kaldı...
evin insana ihtiyacı yok dâhil olmalıyım bir şiire adalet yurdun tembelidir çıkmaz sokağın rezil sonu gibi kendine ağlamış durur yani bitmiş sihri az kaldı...
çayımız demlendi yine oturduk karşı karşıya sen doğuya bakarsın ben batıya habersizce çıktık yine çarşıya oyuncak bebeği sahici sandık gittik aldık üstüne başına çocuğun...
Neydi ikrar sözümüz, dilim aşkın çağrısı, Yokluğun hicranımın, yarasıdır Yasemen. İçimde derinlerde, yalnızlığın ağrısı, İki yanık eyvahın, sırasıdır Yasemen. Her fasılda çiledir, duygular içimizde,...
Akşam olmuyor Gözüme yaş koymadan sabahlar Duble yollar terliyor Tek gecelik buluşmalardan Asansör hazırlıksız yakalanıyor boşluğa Tıknefes oldu limitini aştığım kartlar Boyunu aşan sözler...
Akdeniz’in kaçağı Toroslarda yüzer kâh dumanlıdır başı kâh karlıdır temmuzda sırlıdır görünmez gizleri gölgelerini saklar gündönümünde ayak altına laciverte boyayıp gökyüzünü hüzün sehpasına çıkar...
Gönlümden geçenleri hasret çınarı gibi Söyleyen biri olsan başka bir şey istemem Sımsıcak yüreğime sevda pınarı gibi Yarama merhem sürsen başka bir şey istemem...
Büyük denizler, okyanuslar aştım geldim Sığ sularda yürüdüm, kire bulaştım. Dost elindendir yere düştüğüm Dikensiz güllere sarın beni. Koptu ilmek ilmek ördüğüm bağlarım, Yıkıldı...
ayağı ıradı sanki ölümün elleri çözülemedi bir türlü tanır mıydı baharı, öte geçenin renkleri? dilinde acelesiz dilinde sessizlikler altında koyu bi türkü fersahı mühürlü...
Sıkılmaktan elim şişmiş, Tırnağım avcumu delmiş, Parmaklarım kenetlenmiş, Gelin, açın yumruğumu! Ne gidip yatabilirim, Ne kalem tutabilirim, Ne bir taş atabilirim Gelin, açın yumruğumu!...