Yüz çeviriyorum esrik aynalardan Zühre yıldızını soluma alıp ivecen dalıyorum derin denizlere albatroslar pusulam genzimde asırlanmış iyot kokusu evvelden ahire düş ağı ördürüyor zıpkınına...
Yüz çeviriyorum esrik aynalardan Zühre yıldızını soluma alıp ivecen dalıyorum derin denizlere albatroslar pusulam genzimde asırlanmış iyot kokusu evvelden ahire düş ağı ördürüyor zıpkınına...
Taze çekilmiş kahve kokusu -Nereden geliyor böyle? Çarşıda cümbüş kalabalık Beynimi inletiyor Geçiyorlar çok yakınımdan Bir daha göremeyeceğim insanlar Dostum, kardeşim, annem, babam Kilometrelerce...
göğsüme yaslasam da başını saçını koklasam gözlerine dalıp da denizi bulsam uzak ülkeler gelse de aklıma mavisi yeter bana gözlerinin yeter ki sana bakmasını...
Bahar hep beklenendir, peki kış Melisa? Bazı çiçekler vakitsiz açar, bazısı vakitsiz kurur. Durulur elbet kim bu manayı bulsa Her insan kendi iddiasından vurulur....
Biri ağıt yaksa Ağlamaya başlıyor yüreğim. Daha dün gördüm gözlerimle Recmettiklerini genç bir kızın ümitlerini Kurşuna dizdiklerini dul bir kadının tebessümünü Lakin dönüp duruyor...
dökülüyor mevsimler ilmekler başka zamanın sözcüsü ruhun pencereleri o yüzden nem kapıyor her dolu sessizlikten ışıktan birer damla tutuyor orada harf-i beher… orada, kozasında...
seni topladım savrulan kokulardan dağılmışsın yağmur kuruyor toprağında arkeologlar geleceği arıyor belki de durmuş toprağın içine bakarak kimse bilmesin öteki yanımı yüzüm arafta büyük...
Sözcükler diyorum Bulana mıdır hükmü, duyana mı? Dinleyiver tut ki düşerken bir yaprağı Ya alkış sesine benzer ya da omuzu tüfekli bir askerin çığlığı...
Hele kaldır ayrılığı Özde ne var belli olsun. Üfle gitsin küllerini Közde ne var belli olsun. Bizde sevda, bizde aşk var; Bizde yürek, bizde...
Huzurlu, mutlu, kaygısız günleri anlatır bilgeler Eskiden dünyada sadece barış hâkimdi, derler. Kavgalar, savaşlar çıkar, İnsanoğlunun arttıkça hırsı… Dünya emekçilerinin tanrısı Barış aşığı Demirci...