saçların yüzümün sabahı olmuş senin çağın başladı, iste bu yağan kar beni yanına çivile, tuvalde izin var biliyorsun damarlarında öpülmüş güllerin dudağı. daktiloya çekilmiş...
saçların yüzümün sabahı olmuş senin çağın başladı, iste bu yağan kar beni yanına çivile, tuvalde izin var biliyorsun damarlarında öpülmüş güllerin dudağı. daktiloya çekilmiş...
Ankara’ya yürüyorum Anadolu’nun bağrına doğru Anasın sen Çileyle yoğrulmuş Milletin anası Memleketin anası Senin gözlerin mavi desem Mavi değil Yeşil desem Yeşil değil Turkuaz...
yarım kalmış mutluluktu gözlerinde geçmişi aramak yarım kalmış hüzündü bulutlardan sağılan damlalar yığınak olmuşlardı gözyaşımıza kirpiklerimizde mayalanan özlemdi omuzlarımıza yaslanan gölgelerin bizden alıp götürdükleri...
Bardakta içilmeyi bekleyen çay Bir kedi sevilmek isteyen Bir kitap okunması gereken Geç kalınmışlarla dolu hayat Yetişememekle, koşturmayla Kırık dökük bir yalnızlık Bir kapı...
Kaç hikâye başlar, kaç hikâye biter? Söyle bana çiçeğim. Hikâyeye yeni başlayanlar sonunu henüz göremezken, Hikâyeyi bitirenler yeni başlamıştım der gibiler. Başlamak ya da...
Gök mavisinin seyreltildiği bir eyyam rüzgâr sâkine, bulutlar alabildiğine… seferî mükevvenat bir kıvama hazırlanır gibi suyun kenarında öylesine izmaritlerin küskünlüğünde buluşabilir mi… huzursuz… az...
umut şehridir İstanbul yıllar içinde taşı toprağı altın olan son durak düşte düş görmek gibi yılan hikâyesidir gurbetlinin kaybolmuş sokaklarında yılgın ve hedefsiz sebepler...
Yol uzar, zaman kısalır, gönül daralır Ömrün biter sanırsın Seslen bakalım tanıdığa tanımadığına Ah keşkeler bittikçe başlar keşkeler Kiminde hak arar kiminde haklanırsın Yanına...
Nedir kuşların bu telaşı vakit sanki kıyamet kim örseledi bu sabah güneşi neden böyle boynu bükük günebakan çiçeklerinin temmuza ne kaldı ki şurada dingin...